İlköğretim 5.Sınıf - aradığınız tüm ödevler bu mekanda!!!Doğru yerdesiniz!!! - Blogcu




ÖDEVİSTAN.........ARADIĞINIZ TÜM ÖDEVLER BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...ÖDEVİSTAN!!!.....

MADDENİN DEĞİŞİMİ VE TANINMASI SORULARI

20/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://www.fizikokulu.net/wp-content/uploads/2009/05/madde-nedir-medde.jpg

SUYUN SERÜVENİ

 1.Su  doğada  hangi  hallerde  ve  nerelerde  bulunur?

    Su  doğada  katı,  sıvı  ve  gaz  hallerde    bulunur.  Suyun  doğada   sıvı halde       bulunduğu     yerler  göl,  akarsular   denizler   ve  yer altı  suları,   katı  halde    soğuk  iklimli    bölgelerdeki  buzul,   dağlarda  kar,buz  ve  gaz  olarak  ise  bulutlarda    bulunur.

    2.Yeryüzünden  yükseklere  çıkıldıkça  hava  sıcaklığı  düşer.Bunun  sebebi  ne  olabilir?Araştırınız.

       Yeryüzünden  yükseklere  çıkıldıkça   hava  sıcaklığı  düşer.Çünkü  yeryüzüne  ulaşan  güneş   ışınlarının   bir    kısmı  yeryüzü  tarafından   emilir.Böylece  yeryüzüne  yakın  olan  hava  ısınır.Yükseklerdeki   hava  ise   alçak  yerlere    göre  sürekli  halde  değişimleri  nedeni     ile  soğuktur.

        3.Yağış  ve  buharlaşma  birbirini  dengelemeseydi   ne  olurdu?Tartışınız.

        Yağış  ve  buharlaşma  birbirini   dengelemeseydi  denizler  kurur,  karalarda  hiç   su  kalmazdı.Çünkü  karalardaki  su  sürekli  denizlere  ve  okyanuslara   doğru  akar.  Deniz  ve  okyanuslardan  su  buharlaşır  ve   ardından  yağış  olarak   karalara  geri   döner.Eğer  yağış ve  buharlaşma  olmasaydı  su  döngüsü  dediğimiz  bu  olayın  gerçekleşmesi   mümkün   olmazdı.

GÜNEŞ BİZE ÇALIŞIR-ENERJİ KAYNAĞI GÜNEŞ

4.  Güneş    olmasaydı   hangi  enerji  kaynakları  olmazdı?

   Güneş  olmasaydı  kökenini  güneş  Güneş  olan  hiçbir  enerji   kaynağı   olmazdı.Odun,  kömür, petrol  ve   ürünleri  ile  bitkiler  besin  üretemeyecekleri   için  besinlerdeki    enerji  kaynakları   da   olmazdı.Su   döngüsü    olmasaydı,   hidroelektrik  santrallerde,  fosil  yakıtlar   olmasaydı  termik  santrallerde,    elektrik   enerjisi    üretilemezdi.

5.  Güneş  olmasaydı  su  döngüsü   gerçekleşirmiydi? Neden?

    Yeryüzü  suları   güneş  enerjisinin   etkisiyle   buharlaşır. Buharlaşan    su  yağışlarla    geri    döner   ve  yeryüzündeki  su   dengesi  korunur.Güneş   enerjisi   olmasaydı   bu  olay    gerçekleşmezdi.

Güneş  ışığından  nasıl  yararlanırız?Açıklayınız.

     Güneş,    bizim    temel  ısı  ve  ışık  kaynağımızdır.Yakıtların   kökeni    güneşe  dayanır.Yakıtları  da   ısı,   hareket,  elektrik   ve   ışık   enerjileri    elde  etmek  için  kullanırız.  Güneş   enerjisini   bitkiler    besinlerini  üretmek  için  kullanır.Ayrıca  güneş  enerjisini  güneş  pili  ve  güneş  panellerinde  kullanırız.    

ISI SICAKLIK

1.Karpuz, su şişesi, saklama kapları vb. buzdolabından  çıkarıldığı  zaman  dışları neden buğulanır?

     Buzdolabından  çıkarılan maddeler  soğutulmuştur.Dışarısı buzdolabına göre sıcaktır.Bu nedenle maddeler üzerinde su damlacıkları oluşur.

2.Tüm canlılar su kullandığı halde yeryüzündeki  sular neden tükenmez?

     Su  döngüsünde  su halden hale girerek yeryüzüyle gökyüzü  arasında  dolanır.Canlılar Bir  miktar  su  kullanılır.Kullandıkları  suyu   solunum  ve  boşaltım  ile  dışarı  atar.

3.Astıgımız  çamaşırların  kuruyabilmesi  için  hava  nasıl  olmalıdır?

     Çamaşırlarımızın  daha  hızlı  kuruması  için  havanın  güneşli  ve  sıcak  olması  gerekir.Bulutlu  ve  serin  havalarda  da  çamaşırlar  kurur.Ancak  kuruma  gecikir.

Isı ve Sıcaklık Farklı mıdır?

1.Isınmada  kullandıgımız   yakıtlar  nelerdir?

Odun, kömür,  doğal gaz,  LPG,   fuel  oil,  hava  gazı  vb.

2.Ateş  bulunmadan  önce  insanların yaşamı  sizce  nasıldır?

    Ateş  bulunmadan  önce  insanlar yiyeceklerini  çiğ  olarak  yiyorlardı.Soguktan  korunmak  için   hayvanların  kürklü  derilerinden   giysiler  giyiyorlardı.Besinlerin  uzun  süre  korunması  mümkün  olmuyordu  

3.Otomobiller  yakıt  olmadan  çalışabilir mi ?neden?

     Yakıtı  biten  otomobil  çalışmaz.Çünkü  otomobilin çalışabilmesi  için  enerjiye  ihtiyacı  vardır.Örnegin,   televizyonumuz  da  elektrik  enerjisiyle   çalışan  bir  alettir.Elektrik kesildiginde   çalışmaz.

4.Yiyeceklerin  üzerindeki    enerji   tablolarının   anlamı    nedir?

       Paketin  içindeki yiyeceğin belirli bir miktarı (100g)yenildiğinde ne kadar enerji vereceğini gösterir.

BUHARLAŞMA –YOĞUŞMA-KAYNAMA

1.         Yağmur yağınca caddeler ve sokaklar ıslanır. Fakat bir süre sonra bu ıslaklık kaybolur.
Bunun sebebi nedir?

Islaklığın kaybolmasının sebebi güneş ışınlarından alınan ısının etkisiyle suyun buharlaşmaşıdır.

2.         Ocağın üzerindeki çorba kaynadıkça neden kıvamı artar?

Kaynayan çorbadaki su buharlaştıkça suyu azalır ve çorbanın kıvamı artar,

3.         Buzdolabından çıkardığımız şişe ve kavanozların dış yüzeyinde neden su damla­cıkları oluşur?

 Su damlacıklarının oluşmasının nedeni yoğuşmadır. Odanın ya da buzdolabının bulunduğu ortamı dolduran havada çeşitli gazlarla birlikte bir miktar da su buharı vardır. Yağmurun oluşmasındaki gibi havadaki su buharı kavanozun ve şişenin soğuk yüzeyine çarparak yoğuşur ve su damlacıkları oluşur.

ERİME DONMA

**1.Havanın   çok  sıcak  olduğu  bölgelerde,  yol  yapımı  için  neden    asfalt  kullanılmaz?

       Asfalt  sıcakta  eridiği için  yollar  çabuk  bozulur.Bu  yüzden  hava  sıcaklığı  yüksek  olan  yerlerde  yollara  parke  taş  döşenir.

**2.Isıtılan  her  maddenin  sıcaklığı  daima  artar  mı?Neden?

     Isıtılan  maddeler  hâl  değişimine   uğramıyorsa  sıcaklıkları  yükselir.Hal  değişimi  varsa  sıcaklık  sabit  kalır.

*3.Dondurmayı  neden  buzdolabında  saklarız?

      Dondurma  donmuş  haldedir.Hal  değiştirmeden  kalabilmesi  için  soğuk  ortamda  saklanması  gerekir.Böylece  dondurmanın  ısı  alarak  erimesi  engellenmiş olur.

Bir maddenin erime ve donma sıcaklığı birbirine eşititr.

***1.Demir  yollarında  rayların  yazın  döşenmesinin  nedeni  ne  olabirir?

           Yazın  hava  sıcaklığı  fazla  olduğu  için  sıcaklık  artışı  raylarda  genleşmeye  yol  açar.  Kışın  büzülen  rayların  arası  açılsa  da  sorun  yaratmaz.  Raylar  kışın  döşenmiş  olsa  yazın  geleşip  eğilebilir.

***2.Soğuk  bardağa  sıcak  çay  doldurulurken  bardak  çatlayabilir.  Nedeni  nedir?

            Soğuk  bardağa  çay  doldurulurken  bardağın  çatlamasının  sebebi  genleşmedir. Sıcak  çay  bardakta  ani  genleşmeye  neden  olur.  Çay  ile  bardağın  sıcaklığı  arsındaki  fark  çok  büyük  olursa  bardak  ısıyı  hızlı  bir  şekilde  alır.  Dolayısıyla  genleşme  de  hızlı  olur.  Hızlı  genleşmeler  çatlamaya  neden  olur.

***3.Aynı  ortamda  bulunan  toprak  testi  içindeki  su,  plastik  kaptaki  sudan  daha  soğuktur.  Bunun  sebebi  nedir?

          Toprak  testi  gözenekli  yapıya  sahip  olduğundan  gözeneklerden  sızan  su  testinin  yüzeyinde  buğu  ya  da  damlacıklar  şeklinde  birikir.  Sonra  bu  buğu  ve  damlacıklar  testinin  yüzeyinden  ısı  alarak  buharlaşır.  Testiyi  soğutur.  Testi  de  içindeki  suyu  soğutur.

***4.Avucumuza  aldığımız  buz  erirken  elimizin  içinde  serinlik  hissederiz.  Neden?

          Buz,  elimizden  ısı  alarak  erir.  Isı  kaybeden  elimiz  ise  üşür.

***5.Yeni  atılan  betonlar  sabah  ve  akşam  saatlerinde  sulanır.  Neden?

          Gündüz  buharlaşma  fazla  olduğu  için  sulama  işi  yeterince  etkili  olmaz.

***6.Kaynama  ve  buharlaşma  arasında  ne  gibi  farklar  vardır?

          Her  kaynama  olayı  aynı  zamanda  bir  hızlı  buharlaşmadır.  Kaynama  belli  sıcaklıkta  gerçekleşir.  Kaynamada  sıvının  her  yerinden  gaz  haline  geçiş  vardır  ve  sıcaklık  değişmez.  Buharlaşma  her  sıcaklıkta  gerçekleşebilir.  Sıvı  ısı  alarak  gaz  haline  geçer.  Buharlaşmaya  sıvı  yüzeyinde  gerçekleşir. Buharlaşan  sıvının  sıcaklığı  değişebilir.

MADDENİN AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ

KAYNAMA-ERİME-DONMA NOKTASI-YOĞUNLUK

***1.Buzdolabının  buzluğuna  konulan  su,  donduğu  halde  kolonya  neden  donmaz?

          Su  ve  kolonyanın  farklı  maddeler  olduğunu  bu  nedenle  farklı  sıcaklıklarda  donacağını  tahmin  etmelerini  bekleyiniz.

***2.Suyun  miktarının  değişmesi  kaynamaya  başladığı  Sıçaklığı  değiştirir  mi?

          Suyun  aynı  ortamda  kaynama  sıcaklığı  sabittir.  Bir  sıvının  kaynamaya  başladığı  sıcaklık  cinsine  bağlıdır.  Miktarına  bağlı  değildir.Yani  1  g  su  100  °C’ ta  kaynar,  100  g  su  da  100  °C’ ta  kaynar.

***1.Saf  su  denilince  ne  anlıyorsun?

          İçerisine  farklı  bir  madde  katılmamış  maddelere  saf  madde  denir.  Başka  bir  deyişle  buharlaştırma,  mıknatısla  ayırma,  eleme  gibi  basit  yöntemlerle  daha  basit  maddelere  ayrıştırılamayan  maddelere  saf  madde  denir.  Söz  gelimi  saf  su,  buharlaştırmayla  farklı  maddelere  ayrıştırılamaz.

***2.Bütün  sıvıların  kaynamaya  başladıkları  sıcaklık  hep  aynı  olsaydı  ne  olurdu?

Etil alkol gibi saf maddelerin sıcaklığı da kaynama başlayıncaya kadar artar. Ancak, kaynarken sıcaklıkları sabit kalır. Söz gelimi, su 100 °C'ta, eter 64 °C'ta kaynar. Sıvıları, kaynama sıcaklıklarına bakarak ayırt edebiliriz.

Yoğunluğu Hesaplamak

Bir maddenin yoğunluğunu hesaplamak için kütle ve hacim değerlerinin bilinmesi

gerekir. Kütlenin, hacme oranı yoğunluğu verir.

Her maddenin kendine özgü bir yoğunluğu vardır. Maddeleri yoğunluğuna bakarak birbirinden ayırt edebiliriz.

1.          Kışın hava sıcaklığı zaman zaman sıfırın altına düşer. Buna rağmen denizler donmaz.Neden?

 0 °C'un altındaki bir sıcaklıkta bile donmayan deniz suyu ile 0 °C'ta donan çeşme suyu arasındaki farkı düşünelim. Bu farkın nedeni deniz suyunun tuzlu olmasıdır. Demek ki suyun donma sıcaklığını 0 °C'un altına düşürmek için suya çözünebilen tuz veya şekerin katılması gerekir.

2.         Bazen göller ve nehirler donar. Ancak buralarda yaşayan balıklar ölmez. Neden?

Su bilindiği gibi yüzeyden itibaren donar. Buzun altında suyun sıvı kaldığını gözlem­lemişsinizdir. Nehir ve göllerin yüzeyi buzlanınca buz dipteki suyun ılık kalmasına neden olur. Bu durum su içinde yaşayan balıkların ölmesini önler.

***.     Kütlesi büyük olan maddelerin hepsi suda batar mı?

Kütlesi büyük olan maddelerin hepsi suda batmaz. Örneğin, gemi çok kütlesi büyük olma­sına rağmen batmaz. Yoğunluğu sudan büyük olan maddeler batar.

*****   Çorbanızın yağı neden üstte toplanır?

Çorbadaki yağ suda çözünmediği için çorbanın suyuna karışmaz. Ancak yoğunluğu suyunkinden küçük olduğu için çorbanın yüzeyinde kalır.

***      Ayakkabılarımızın tabanları demirden yapıldığında daha dayanıklı olabileceği hâlde neden köseleden yapılır?

 Farklı malze­melerin yoğunluk, dayanıklılık, fiyat vb. özelliklerinin kullanım alanlarını belirler.

***       Atatürk'ün akıl ve bilme verdiği önemi en güzel örnekleyen inkılabların hangileri olduğunu
araştırarak öğreniniz.

Atatürk'ün akıl ve bilime verdiği önemi en güzel örnekleyen inkılabı Eğitim Öğretimin Birleş­tirilmesi (Tevhid-i Tedrisat) dir.

Harf inkılabı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi vb. örnekler de verilebilir.

***.       Sıcaklıkları farklı iki madde birbirine temas ederse, maddeler arasındaki sıcaklık değişimi
için neler söylenebilir?

Sıcak değeri fazla olan maddeden sıcaklık değeri az olan madde ısı almaya başlar. Sıcak­lıklar eşitlendiğinde ısı akışı durur. Sıcaklık değeri fazla olan maddenin verdiği ısı, sıcaklığı az olan maddenin aldığı ısıya eşittir.

***      Güneş enerjisi Dünya'daki temel enerji kaynağımızdır. Güneş, Dünya'dan çok uzakta olmasına rağmen güneş enerjisi Dünya'ya nasıl ulaşır?

Güneş, Dünya'mızdan çok uzakta olduğu hâlde ışınlarını Dünya'mıza ulaşır. Böylece Dünya'mız ısınır. Bu durum güneş enerjisinin Dünya'mıza ışınlarla taşındığının bir kanıtıdır.

Güneş enerjisi yeryüzüne ışık ışınları ile ulaşmaz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

SUYUN SERÜVENİ-SU HALDEN HALE GİRER

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://www.osmanoguz.net/wp-content/uploads/yagmur.jpg
İŞTE YAĞMURUN OLUŞMASI!
 Yağmurun oluşmasında 2 işlem gerçekleşiyor. Yoğunlaşma ve buharlaşma. Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle biran geliyor ki su buharı işinin çok düşük olduğu bir bölgeye geliyor.
 Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları oluşturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.
 Sizlere bir soru; yağan yağmurun süresi neye bağlı? Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.
 Peki hava kapalı olduğu halde bazen yağmur yağmaz bunun sebebi ise; su damlalarının sıcak ve kuru bir hava katmanından geçiyor olmasıdır. Burada su damlaları yeniden buharlaşır ve yağmur oluşmaz.
 Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.
 Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.
 1-Çarpışma İle Birleşme:
 Buluttaki su tanecikleri rüzgârın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.
 
 2-Kristalleşme Yolu İle Birleşme:
 Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner.
 Bu yazımızda sizlere yağmurun oluşmasını anlatmaya çalıştık. Yağmur deyip geçmeyin. Bakın öğrendiniz bile nasıl oluştuğunu!

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

GÜNEŞ BİZE ÇALIŞIR

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://www.bilgiustam.com/resimler/bilim/sun1.jpg

Güneş ve çevresinde dolanan gezegenlerden oluşan güneş sistemi dünya için, temel bir enerji kaynağıdır. Özellikle, dünyada yaşayan canlılar için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bugün kullanılan çeşitli enerji kaynaklarının büyük kısmı, güneşin sebep olduğu olaylar sonucu ortaya çıkar. Günlük güneş enerjisi ile dünya aydınlatılabilmekte; yağışlar ile su döngüsü sağlanabilmekte ve en önemlisi de, fotosentez ile canlı yaşam sürdürülebilmektedir. Hayati önemdeki bu yıldızın endüstriyel manada enerji üretimi de mümkündür.

Güneş yarıçapı 700.000 km (dünya yarıçapının yaklaşık 109 katı),kütlesi 2×1030 kg (dünya kütlesinin yaklaşık 330.000 katı)olan bir yıldızdır. Güneş kendi ekseni çevresinde dönmektedir. Bu dönüş, güneş ekvator bölgesinde 24 günde, kutup bölgelerinde de 30 günde olmaktadır.Güneşin merkezinde, temelde hidrojen çekirdeklerinin kaynaşmasıyla füzyon reaksiyonu meydana gelir. Güneşin merkezinde ve yaklaşık 15-16 milyon derecedir. Güneşin yaklaşık % 90’ı hidrojendir.
Güneşin korunda hidrojen çekirdekleri füzyon yaparak helyum çekirdekleri oluşmakta ve bu
tepkimeler sonucu büyük bir enerji ortaya çıkmaktadır. Güneşin toplam ışıması 3.8×1026 J/saniye
olduğundan, güneşte bir saniyede yaklaşık 600 milyon ton proton, yani hidrojen tüketilmektedir.

Bu sayı ilk bakışta ürkütücü gibi gelse de, güneşin kütlesi ve bu kütlenin %90’ına yakın kısmının protonlar olduğu düşünülürse, güneşteki hidrojen yakıtının tüketilmesi için daha, yaklaşık 5 milyar yıllık bir süre olduğu ortaya çıkar. Bu yönüyle güneş, insanlık için tükenmez bir enerji kaynağıdır. Dünyaya ulaşan güneş enerjisi, güneşin daha serin (yaklaşık 6000K) ve birkaç yüz kilometrelik dar bir bölgesinden gelmektedir. Bu bölge, düşük yoğunlukta (yaklaşık deniz yüzeyindeki hava yoğunluğunun 10-4 katı) iyonlanmış gazlardan oluşur ve görünür ışığı pek geçirmeyen bir bölgedir. Bu bölgedeki atomlar, sıcaklıklarıyla orantılı olarak ışıma yaparlar ve böylece bu bölgenin ışımasına yol açarlar.

Dünya, güneşten yaklaşık 150 milyon km. uzakta bulunmaktadır. Dünya hem kendi çevresinde dönmekte, hem de güneş çevresinde eliptik bir yörüngede dönmektedir. Bu yönüyle, dünyaya güneşten gelen enerji hem günlük olarak değişmekte, hem de yıl boyunca değişmektedir. İlave olarak, Dünyanın kendi çevresindeki dönüş ekseni, güneş çevresindeki dolanma yörüngesi düzlemiyle 23.5º lik bir açı yaptığından, yeryüzüne düşen güneş şiddeti yörünge boyunca (yıl boyunca) değişmekte ve mevsimler de böylece oluşmaktadır.

Dünyaya, güneşten saniyede, yaklaşık 4×1026 J’lük enerji, ışınımlarla gelmektedir. Güneşin saldığı toplam enerji göz önüne alındığında bu çok küçük bir kesirdir; ancak bu tutar Dünyada insanoğlunun bugün için kullandığı toplam enerjinin 15-16 bin katıdır. Dünyaya gelen güneş enerjisi çeşitli dalga boylarındaki ışınımlardan oluşur ve güneş-dünya arasını yaklaşık 8 dakikada aşarak dünyaya ulaşır.(ışınımlar saniyede 300.000 km’lik bir hızla, yani ışık hızıyla yol alırlar)

Dünyanın dışına, yani havakürenin (atmosfer) dışına güneş ışınlarına dik bir metrekare alana gelen güneş enerjisi, Güneş Değişmezi (S) olarak adlandırılır ve bunun değeri S=1373 W/m2 dir. Bu değer, tanım gereği, yıl boyunca değişmez alınabilir. Çünkü her zaman, gelen güneş ışınlarına dik yüzey göz önüne alınmalıdır. Ancak, dünyanın güneş çevresindeki yörüngesi bir çember olmayıp bir elips olduğundan, yıl boyunca bu değerde %3.3 ‘lük bir değişim söz konusudur. Yeryüzüne bu enerjinin soğurma ve yansıma olaylarından dolayı 832 W/m2 lik kısmı ulaşır.

Güneş Enerjisinin Üstünlükleri ve Dezavantajları

Güneş enerjisinin üstünlükleri şu şekilde sıralanabilir:
- Güneş enerjisi tükenmeyen bir enerji kaynağıdır.
- Güneş enerjisi, arı bir enerji türüdür. Gaz, duman, toz, karbon veya kükürt gibi zararlı maddeleri
yoktur.
- Güneş, tüm dünya ülkelerinin yararlanabileceği bir enerji kaynağıdır. Bu sayede ülkelerin enerji
açısından bağımlılıkları ortadan kalkacaktır.
- Güneş enerjisinin bir diğer özelliği, hiçbir ulaştırma harcaması olmaksızın her yerde
sağlanabilmesidir.
- Güneşi az veya çok gören yerlerde biraz verim farkı olmakla birlikte, dağların tepelerinde vadiler ya da ovalarda da bu enerjiden yararlanmak mümkündür.
- Güneş enerjisi doğabilecek her türlü bunalımın etkisi dışındadır. Örneğin, ulaşım şebekelerinde
yapacakları bir değişiklik bu enerji tümünü etkilemeyecektir.
- Güneş enerjisi hiçbir karmaşık teknoloji gerektirmemektedir. Hemen hemen bütün ülkeler, yerel
sanayi kuruluşları sayesinde bu enerjiden kolaylıkla yararlanabilirler.

Bugünkü bu enerjinin karşılaştığı sorunlar ise şöyledir:
- Güneş enerjisinin yoğunluğu azdır ve sürekli değildir. İstenilen anda istenilen yoğunlukta
bulunamayabilir.
- Güneş enerjisinden yararlanmak için yapılması gereken düzeneklerin yatırım giderleri bugünkü
teknolojik aşamada yüksektir.
- Güneşten gelen enerji miktarı bizim isteğimize bağlı değildir ve kontrol edilemez.
- Bir çok kullanım alanının, enerji arzı ile talebi arasındaki zaman farkı ile karşılaşılmaktadır. —- -Güneş enerjisinden elde edilen ışınım talebinin yoğun olduğu zamanlarda kullanılmak üzere
depolanmasını gerektirir. Enerji depolaması ise birçok sorun yaratmaktadır.

Güneş Enerjisinin Kullanım Alanları
Güneş enerjisinin depolanabilmesi ve diğer enerji çeşitlerine dönüşebilmesi ısıl ,mekanik, kimyasal ve elektrik yöntemlerle olur.

Isı depolama veya çevrimde: Özgül ısı kapasitesi yüksek ve kolay bulunur ucuz maddeler kullanılır.Su , yağ, çakıl taşı yatakları bunlar arasındadır.

Mekanik depolamada güneşle çalıştırılan bir pompa yada kompresör tarafından basılan yüksek basınçlı akışkan, uygun bir ortamda toplanır.

Kimyasal depolamada hidrat tuzlarından yararlanılır.

Elektrik depolamada ise enerji depolaması bataryalarla (akü) yapılır.

Güneş enerjisi bu çevrimlerle veya doğrudan : Kullanım suyu ısıtılması, yüzme havuzu ve limonluk ısıtılması ; kaynatma ve pişirme ; bitkisel ürünlerin kurutulması , su damıtılması , yapıların ısıtılması ve soğutulması (iklimlendirilmesi) ; soğutma, toplam enerji sistemleri ile ısı ve elektriğin birlikte üretilmesi ; sulama suyu pompalanması endüstriyel işlem ısısı üretilmesi , elektrik üretilmesi ve fotokimyasal ve fotosentetik çevrimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılır.Bu çevrimlerden en çok kullanılanları sırasıyla inceleyelim.Bu çevrimlerle ;

Güneş Enerjisinden Doğrudan Isı Enerjisi ,
Güneş Enerjisinden Doğrudan Elektrik Enerjisi ,
Güneş Enerjisinden Hidrojen Enerjisi elde etmek mümkündür.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ISI VE SICAKLIK FARKLIDIR

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/dersdestek/5fen/5_3unite/5_3unite109_dosyalar/image012.jpg
Maddeyi oluşturan atom yada moleküller sürekli hareket halindedir.
Bu hareket katı maddede denge konumu etrafındaki titreşimler , sıvı ve gaz
larda ise hem titreşim hem de bir çok çarpışmalar sonucu kırık çizgiler hali
nde öteleme hareketleri şeklindedir. Bu nedenle maddenin her atom veya molekülünün kinetik enerjisi vardır.

Bir maddenin sıcaklığı denilince , maddeyi oluşturan atom ya da mole
küllerin sadece bir tanesinin ortalama kinetik enerjisi ile orantılı tanecilik
anlaşılır.
Bir maddenin ısısı denilince , maddeyi oluşturan tüm taneciklerin kin
etik ve potansiyel enerjilerinin toplamıdır.^^Q^^ ile gösterilir.
Bir maddenin ısısı tanımlanırken aşağıdaki sonuçlar dikkate alınmalıdır.

1-)Bir maddenin sıcaklığı kütleye bağlı değilken ısı kütle ile doğru orantılıdır. Örneğin bir bardak kaynar suyun sıcaklığı ile bir tencere kaynar suyun sıcaklığı aynı fakat kütlesi fazla olan bir tencere suyun ısısı
daha fazladır.

2-)Sıcaklık enerji değil , ısı bir enerji türüdür.
3-)Sıcaklık termometre ile ölçülebilir. Isı her hangi bir araçla ölçülmez , ancak kütlesi ve sıcaklığına bağlı olarak hesaplanabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yakıtlarda depolanmış enerji

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

Fosil yakıtlara “gömülmüş güneş ışığı” da diyebiliriz. Çünkü aslında onlar çok eski zamanlarda bitkilerin güneşten fotosentez yoluyla elde ettiği enerjiyi temsil eder. Fosil yakıtlar yoluyla insanlar bir anlamda, geçmişten gelen güçlü bir enerji desteğini kullanmaktadırlar. İnsanlar kömürün, petrolün ve doğalgazın bulunmasından önce —tüm diğer hayvan bitkiler gibi— güneşin sağladığı, doğrudan enerjiyle yaşamlarını sürdürmek zorundaydı.

Kömür:
Kömür ormanların fosilleşmiş kalıntılarıdır. Ormanların çoğu altlarında, bugün Endonezya gibi tropik bölge ormanlarında da görülen fosilleşmiş kalın turba tabakalar oluşturmuşlardır. Milyonlarca yıl boyunca bu turba, üstünde biriken çökelti tabakalarının baskısı altında sıkışarak yavaşça karbonca zengin olan kömüre dönüştü. Kömürün esas olarak oluştuğu çağ, Karbonifer Çağıydı (günümüzden 300-360 milyon yıl önce). Bu çağ, adını Batı Avrupa’daki geniş kömür yataklarından alır. Dünyada halen üretilen elektriğin büyük kısmı kömürden elde edilmektedir.

Bu konuda bir an durup düşünürsek, insanların tarih boyunca kullandığı tüm enerjinin güneşten geldiğini görürüz. Mağara insanları, ısınmak ve yemek pişirmek için odun yakıyorlardı ama bu ateşin kaynağı olan ağaçlar da güneş enerjisini kullanıyorlardı.
Buz bilimcilerinin Antarktika’da yaptıkları sondajlardan elde ettikleri buz örnekleri (karotlar), Çağlar boyu sıcaklıklarda ve sera gazlarında meydana gelmiş dalgalanmaların iyi bir kaydını elimize vermektedir. Burada iki konu göze çarpar: İlki, sıcaklık ile karbon düzeyinin birbiriyle ne denli bağlantılı olduğu: ikincisi ise, sera gazı ve sıcaklıklarda gelmiş geçmiş tüm kayıtların en yüksek düzeyine ulaşılmış olduğu.

Petrol:
Kömürün aksine, petrolün oluşumu denizlerde başlamıştır. Planktonların ölmüş kalıntıları denizin dip tabakalarında birikerek zaman içinde daha derinlere gömülür ve jeotermal süreçten geçerek ısınırlar. Bu süreç, ölü yosunları (alg) “pişirir’ ve böylece hidrokarbonlar açığa çıkar. Petrol çok yüksek sıcaklıklarda pişerse doğalgaza dönüşür. Suudi Arabistan ve Irak keşfedilmiş petrol yatakları açısından gezegenimizin en zengin iki ülkesidir. Bu topraklardaki petrol büyük ölçüde Jurasik dönemde, yani günümüzden 200 ila 145 milyon yıl önce oluşmuştur. İnsanlık her gün 80 milyon varil gibi inanılmaz bir miktarda petrol tüketmektedir — bu da her saniye neredeyse bin varil tüketiliyor demektir!

Sera Gazlarının Kaynakları

Karbondioksit: Esas olarak kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlarının yanması sonucu ortaya çıkar. Ayrıca ormanların tahribinden, tarım arazisi açmak için bitki örtüsünün tahribinden ve tropik bölgelerde turbaların (ölü bitki tabakalarının) yakılmasından açığa çıkar.

Metan: Çeltik tarlaları ve çöplük alanları gibi oksijensiz çürümenin meydana geldiği yerlerde açığa çıkar. Boru hatlarındaki sızıntılar ve büyükbaş hayvanların çıkarttığı gazlar da metan salımına yol açar.

Azot oksitler (Diazotmonoksit): Fosil yakıtlarının yanması —örneğin araba egzozları—ve tarımsal gübrelerin toprakta çözülmeleri sonucu ortaya çıkarlar.

HFCIer ve diğer Sınaî Gazlar: Adlarından da anlaşıldığı gibi sınaî işlemler sonucu ortaya çıkarlar. HFCIer ozon tabakasının korunması için günümüzde yasaklanmış olan CFCIer yerine kullanılmaktadır. Soğutma ünitelerinde aerosollerde ve köpük kalıplamada kullanılırlar. SF6 ise yüksek voltajlı elektrik şalterlerinde, ama aynı zamanda bazı spor ayakkabılarının süngersi kısımlarında ve tenis toplarının astarlarında da kullanılır.

Doğalgaz:
Doğalgazın önemli bir kısmı fazla ısınmış petroldür ve bu nedenle doğalgaz alanları ile petrol yatakları her yerde birbirine oldukça yakındır. En geniş doğalgaz yatakları Ortadoğu ve Rusya’dadır. Doğalgaz genellikle boru hatları ile taşınır, ama yüksek basınç altında sıvılaştırılarak gemilerle de nakledilebilir. Doğal halinde bu gaz kokusuz olduğundan kaçakların fark edilebilmesi için birtakım koku ajanları eklenir. Binalarda biriken doğalgaz ölümcül patlamalara yol açabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Isı alır genleşir ısı verir büzüşür

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://www.uygardergi.com/kavramlar/19257.jpg

Sıcaklıkları farklı iki cisim birbiriyle temas ettiğinde, ısı alışverişinde bulunurlar. Örneğin sıcak bir cismi soğuk suya atarsanız; cisim soğurken, su biraz ısınır. Isı enerjisi sıcak cisimden soğuk cisme akmıştır. Isı alışverişi cisimler aynı sıcaklığa gelince biter. Bu sıcaklığa denge sıcaklığı denir. Isıca yalıtılmış bir ortamda Sıcak cismin verdiği ısı enerjisi soğuk cismin aldığı ısı enerjisine eşit olmalıdır. Bu ilkeyle denge sıcaklığı hesaplanabilir. Örneğin 70 0C sıcaklıktaki suya  30 0C sıcaklıkta bir metal atılırsa, ıcak su soğuk metali biraz ısıtırken kendisi soğur ve arada bir sıcaklıkta buluşurlar. Yani su ve metalin son sıcaklıkları 30 ve 70 0C arasında olur. Peki tam olarak kaç derece olur? Bunun hesaplanabilmesi için, suyun verdiği ısı metalin aldığı ısıya eşitlenir.
 Genleşme, ısıtılan cisimlerin, boyunda, yüzeyinde veya hacmindeki değişmedir

genişleme anlamından gelir. Sıcaklığı artırılan bir cismin uzunluk ya da hacminin değişmesi olayıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Buharlaşma ve yoğuşma

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://astroturk.net/wp-content/uploads/2008/05/mars_krater_icinde_buz.jpg
BUHARLAŞMA: Herhangi bir sıcaklıkta , yüzeyde olan sıvı
moleküllerinden ,kinetik enerjisi yüksek olan tanecikler, tanecikler
arası çekim kuvvetini yenerek sıvı halden gaz hale geçerler. Bu olaya
buharlaşma denir. Buharlaşma sırasında geride kalan sıvı
moleküllerinin ortalama kinetik enerjisi azaldığı için, çevreden ısı
alarak enerjisini yükseltir.Buharlaşma olayı bu şekilde devam eder.
YOĞUŞMA:Hava sahip olduğu sıcaklığa bagli olarak su buharı taşımaktadır. Bu değer sıcaklık ile artmakta olup teknik tablolardan ölçüm değerlerine ulaşılabilmektedir. Havanın bagıl nemine bağlı olarak da çig noktası değeri vardır. Bu sıcaklık ise havanın temas ettigi yüzey sıcaklığından yoğuşmanın başladığı sıcaklığı göstermektedir. Çig noktası olarak adlandırılır.
Şafak vaktinde yerde gördüğümüz çig aynı kanunun sonucudur. Yer sıcaklığı gece bulutsuz havada, hava sıcaklığından aşağı düşmekte ve hava yere temas ettiği yerlerde soğuyarak su moleküllerini yere birakmaktadır. Bu olaya teknikte yoğuşma denmektedir

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KAYNAMA

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://img211.imageshack.us/img211/3933/0703193109np6.jpg
Kaynama Sıvı halden buhar hale geçiş olayı. Bu ise sıvının buhar basıncının, sıvı üzerindeki atmosfer basıncına eşit veya ondan daha büyük olması ile olur.
Bir sıvının normal kaynama noktası, sıvının maksimum buhar basıncının normal şartlardaki atmosfer basıncına yani 760 milimetrelik cıva basıncına eşit olduğu sıcaklıktır. Sıvı üzerindeki basınç değiştiğinde, söz konusu sıvıya ilişkin sıcaklık ve buhar basıncı bağıntısına göre gerçek kaynama noktası da değişir. Mesela normal olarak 100 °C’de kaynayan su, basınç 17 milimetreye indirildiğinde oda sıcaklığında kaynar. Sıvıda bir katı eritilirse veya içine daha az uçucu başka bir sıvı karıştırılırsa kaynama noktası daha yüksek bir değere çıkar.
Sıcaklığı kaynama noktasına ulaşan bir sıvının hemen kaynamaya başlaması gerekmez. Tamamen hareketsiz tutulur ve ayrıca da üstü ince bir yağ tabakasıyla örtülürse su, kaynama noktasının üstündeki sıcaklıklara kadar çıkarılabilir. Daha da ısıtılırsa patlamaya yakın bir şiddetle aniden kaynar ve daha sonra gerçek kaynama noktasına döner.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ERİME ve DONMA

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://www.abukoloji.com/abukoloji/himages/39-buzul.jpg

Erime, bir maddenin katı halden sıvı hale geçmesine denir. Erime olayının meydana geldiği sıcaklığa erime sıcaklığı denir. Erime, donmanın tersi olarak da ifade edilebilir.
Donma; Bir cismin sıvı hâlden katı hâle geçmesi. Cismin sıvı hâlden katı hâle geçtiği sıcaklık derecesine, o cismin donma veya katılaşma noktası denir. Bir cismin ergime ve donma noktaları aynıdır. Ergime ve donma süresince cismin sıcaklığı sâbit kalır. Katılaşma noktasında bulunan bir sıvının bir gramının katı hâle geçerken çevreye yaydığı ısı miktarına o cismin katılaşma (donma) ısısı denir. Bir cismin katılaşma ısısı, ergime ısısına eşittir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KAYNAMA NOKTASI

17/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 5_Sinif

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/dersdestek/5fen/5_3unite/5_3unite127_dosyalar/image010.jpg

Isıtılan bir sıvının gaz fazına geçtiği sıcaklıktır. Kaynama sırasında sıvının buhar basıncı açık hava basıncına eşittir.

Sıvı bir madde (su) ısıtılırsa yavaş yavaş buharlaşır. Sonra buharlaşma hızlanır ve sıvı kaynamaya başlar. Buharlaşma sıvının yüzeyinde olurken kaynama sıvının her tarafında olur. Sıvı kaynarken   sıcaklık belli bir dereceye kadar yükselir ve o noktada sabit kalır. İşte sıcaklığın değişmediği sabit kaldığı  o noktaya  Sıvının Kaynama Noktası denir. Sıvıların kaynama noktası ayırdedici  bir  özelliktir.

  Bir sıvı olan su deniz kenarında (76 cm. civa basıncında) 100 derecede kaynar.Yükseklere doğru çıkıldıkça sıvıya etki eden açık hava basıncı azaldığından dolayı su daha düşük daha düşük sıcaklıkta kaynar. Yaklaşık olarak her 100 metre yükseklikte 1 derece düşer.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::