aradığınız tüm ödevler bu mekanda!!!Doğru yerdesiniz!!! - Blogcu





ÖDEVİSTAN.........ARADIĞINIZ TÜM ÖDEVLER BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...ÖDEVİSTAN!!!.....

Hücre Neden ve Nasıl Çoğalır?

28/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://www.buzlu.org/images/hucre1.JPG
Çok hücreli canlılarda, büyüyüp gelişme, organ, doku gibi yapıların yenilenmesi için, tek hücreli canlılarda üremenin gerçekleşmesi için hücreler çoğalmak zorundadır. Hücrelerin çoğalması bölünerek gerçekleşir.Hücrelerin bölünme hızı ve sıklığı canlının türüne göre, canlıdan canlıya, aynı canlının değişik dokularında farklılık gösterir. Embriyo, epidermis, kemik iliği hücrelerinde sürekli ve hızlı bölünme olur.Alyuvar, sinir hücresi, retina hücresinde bölünme olmaz.
 Bölünmeden sonra oluşan yeni hücreler küçüktür.Hücrenin tekrar bölünebilmesi için belli bir büyüklüğü erişmesi gerekir. Embriyo hücrelerinde bölünme, yeni hücreler gelişimini tamamlamadan, peş peşe olur.
 Hücre bölünmesi
 *Canlının büyüyüp gelişme, hücre sayısını arttırma ihtiyacı
 * Yaralanan veya zarar gören doku ve yapıların onarılması
 * Eşeyli üreyen canlılarda üreme hücrelerinin oluşumu
 * Bölünme ile üreyen canlılarda çoğalma
 * Hücrenin büyümesi sonucu artan hacim - yüzey oranına göre, sitoplazmanın besin, gaz alışverişi ve atık madde ihtiyaçlarını karşılamak için olur.
 Hücre bölünmesi çekirdek tarafından yürütülür.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

İnsanda üreme, büyüme ve gelişme

23/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://img295.imageshack.us/img295/5048/sperm22442e7ic8.jpg

Üreme: Canlılar nesillerini devam ettirbilmek için yeni bireyler oluşturmalarına denir.

Dişi üreme hücrelerine yumurta ,Erkek üreme hücrelerine sperm denir.

YUMURTA HÜCRESİ:

  • Dişi üreme hücresidir.
  • yumurtalıkta üretilir.
  • Yumurta hücresi büyüktür.
  • hareketsizdir.
  • Sitoplazması boldur.

SPERM HÜCRESİ:

  • Erkek üreme hücresidir.
  • testislerde üretilir.
  • Çok küçüktür.
  • kamçısı olduğundan dolayı hareketlidir.
  • Sitoplazması azdır.

DİŞİ ÜREME ORGANLARI

1) YUMURTALIK: 2 tanedir.yumurtanın üretildiği yerdir.

2)YUMURTA KANALI: Yumurtayı yumurtalıktan döl yatağına taşır.döllenmenin gerçekleştiği yerdir.

3) DÖL YATAĞI:Anne karnında bebeğin büyüyüp geliştiği yerdir.

4)VAJİNA: Üreme sisteminin dışa açıldığı kısımdır.

ERKEK ÜREME ORGANLARI

1)TESTİS:2 Tanedir.Spermlerin üretildiği yerdir.

2)SALGI BEZLERİ: Spermlere kaygan bir ortam oluşturarak kayganlık verir.

3)SPERM KANALI:Spermleri testislerden penise taşır.

4)PENİS:Spermlerin ve idararın dışarı atıldığı kısımdır.

YUMURTANIN DÖLLENMESİ VE GELİŞİMİ

Döllenme: Yumurta ve spermin birleşmesi olayıdır.

Zigot: yumurta ve spermin birleşmesi olayıdır.

İnsanlarda iç döllenme iç gelişme görülür.

Embriyo: Anne karnındaki 0-2 aylık canlıdır.

Fetüs: Anne karnındaki 2-9 aylık canlıdır.

Anne adayının dikkat etmesi gerekenler

  • Yeterli ve dengeli beslenmelidir.
  • Radyasyondan uzak durmalıdır.
  • sigara ve alkol kullanmamalıdır.
  • Doktor kontrolü dışında ilaç kullanmamalıdır.
  • Egzersizler yapmalıdır.
  • Kalsiyum fosfor gibi bebek gelişiminde gerekli besinler almalıdır.
  • Sıcak havadan kaçınmalıdır.

Bebek anne karnında besinleri ve oksijeni göbek kordonu(plesenta)ile alır,atıkları yine burdan atar.

Büyüme: İnsanda boy ve kilo artışıdır.

olgunlaşma: Yapı ve organların belirli görevleri yapabilecek duruma gelmesidir.

gelişme: Büyüme olgunlaşma ve öğrenme sonucu oluşur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

Sayılar-Kümeler ve Olasılık-6.SINIF MATEMATİK

12/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

KÜMELER

A. TANIM

*

Küme, nesnelerin iyi tanımlanmış listesidir.
*

Kümeler genellikle A, B, C gibi büyük harflerle gösterilir.
*

Kümeyi oluşturan ögelere, kümenin elemanı denir. a elemanı A kümesine ait ise,
a Î A biçiminde yazılır. “a, A kümesinin elemanıdır.” diye okunur.
b elemanı A kümesine ait değilse, b Ï A biçiminde yazılır. “b, A kümesinin elemanı değildir.” diye okunur.
*

Kümede, aynı eleman bir kez yazılır.
*

Elemanların yerlerinin değiştirilmesi kümeyi değiştirmez.
*

A kümesinin eleman sayısı s(A) ya da n(A) ile gösterilir.

B. KÜMELERİN GÖSTERİLİŞİ

Kümenin elemanları aşağıdaki 3 yolla gösterilebilir.

1. Liste Yöntemi

Kümenin elemanları { } sembolü içine, her bir elemanın arasına virgül konularak yazılır.

A = {a, b, c} ise, s(A) = 3 tür.

2. Ortak Özelik Yöntemi

Kümenin elemanlarını; daha somut ya da daha kolay algılanır biçimde, gerektiğinde sözel, gerektiğinde matematiksel bir ifade olarak ortaya koyma biçimidir.

A = {x : (x in özeliği)}

Burada “x :” ifadesi “öyle x lerden oluşur ki” diye okunur.

Bu ifade “x |” biçiminde de yazılabilir.

3. Venn Şeması Yöntemi

Küme, kapalı bir eğri içinde her eleman bir nokta ile gösterilip noktanın yanına elemanın adı yazılarak gösterilir.
Bu gösterime Venn Şeması ile gösterim denir.

C. EŞİT KÜME, DENK KÜME

Aynı elemanlardan oluşan kümelere eşit kümeler denir. Eleman sayıları eşit olan kümelere denk kümeler denir.

A kümesi B kümesine eşit ise A = B,

C kümesi D kümesine denk ise C º D dir.

Eşit olan kümeler aynı zamanda denktir. Fakat denk kümeler eşit olmayabilir.

D. EŞİT OLMAYAN (FARKLI) KÜMELER

Tamamen aynı elemanlardan oluşmayan kümelere eşit olmayan (farklı) kümeler denir.

A = {a, b, c}, B = {a, b, d} ise A ¹ B dir.

A = {1, b, 7}, B = {a, 2, d, 5} ise A ¹ B dir.

E. BOŞ KÜME

Hiç bir elemanı olmayan kümeye boş küme denir.

Boş küme { } ya da Æ sembolleri ile gösterilir.

{Æ} ve {0} kümeleri boş küme olmayıp birer elemana sahip iki denk kümedir.

F. ALT KÜME

A kümesinin her elemanı, B kümesinin de elemanı ise A ya B nin alt kümesi denir.
A kümesi B kümesinin alt kümesi ise A Ì B biçiminde gösterilir.

A kümesi B kümesinin alt kümesi ise B kümesi A kümesini kapsıyor denir.
B É A biçiminde gösterilir.

C kümesi D kümesinin alt kümesi değilse C Ë D biçiminde gösterilir.

Alt Kümenin Özelikleri

*

Her küme kendisinin alt kümesidir. A Ì A
*

Boş küme her kümenin alt kümesidir. Æ Ì A
*

(A Ì B ve B Ì A) Û A = B dir.
*

(A Ì B ve B Ì C) Ş A Ì C dir.
*

n elemanlı bir kümenin alt kümelerinin sayısı 2n dir.

G. KÜMELERLE YAPILAN İŞLEMLER

1. Kümelerin Birleşimi

A nın elemanlarından veya B nin elemanlarından oluşan kümeye bu iki kümenin birleşim kümesi denir ve A È B biçiminde gösterilir.

2. Birleşim İşleminin Özelikleri

*

A È Æ = A
*

A È A = A
*

A È B = B È A
*

A È (B È C) = (A È B) È C
*

A Ì B ise, A È B = B
*

A È B = Æ ise, (A = Æ ve B = Æ) dir.

3. Kümelerin Kesişimi

A ve B kümesinin ortak elemanlarından oluşan kümeye A ile B nin kesişim kümesi denir ve A Ç B biçiminde gösterilir.

4. Kesişim İşleminin Özelikleri

*

A Ç Æ = Æ
*

A Ç A = A
*

A Ç B = B Ç A
*

(A Ç B) Ç C = A Ç (B Ç C)

A Ç (B È C) = (A Ç B) È (A Ç C)

A È (B Ç C) = (A È B) Ç (A È C)

H. İKİ KÜMENİN FARKI

A kümesinde olup, B kümesinde olmayan elemanların kümesine A fark B kümesi denir. A fark B kümesi A – B ya da A B biçiminde gösterilir.

İ. ELEMAN SAYISI

A, B, C herhangi birer küme olmak üzere,

*

s(A È B) = s(A) + s(B) – s(A Ç B)
*

s(A È B È C) = s(A) + s(B) + s(C) – s(A Ç B) – s(A Ç C) – s(B Ç C) + s(A Ç B Ç C)
*

s(A È B) = s(A – B) + s(A Ç B) + s(B – A)
*

a + b + c + d tane öğrencinin bulunduğu bir sınıfta voleybol oynayan öğrencilerin sayısı s(V) = b + c, tenis oynayan öğrencilerin sayısı s(T) = a + b, voleybol ve tenis oynayan öğrencilerin sayısı s(T Ç V) = b olsun.

Tenis veya voleybol oynayanların sayısı: a + b + c

Sadece tenis oynayanların sayısı: a

Sadece voleybol oynayanların sayısı: c

Tenis oynamayanların sayısı: c + d

Voleybol oynamayanların sayısı: a + d

Bu iki oyundan en az birini oynayanların sayısı: a + b + c

Bu iki oyundan en çok birini oynayanların sayısı: d + a + c

Bu iki oyundan hiç birini oynamayanların sayısı: d

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

BİREY VE TOPLUM-SOSYAL BİLGİLER ÖĞRENİYORUM-SOSYAL BİLGİLER DERSİ 6.SINIF

12/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRENİYORUM

Neden Oldu: Dünya Üzerinde Bir çok olay meydana gelmektedir. Bu olayları bilmek ve anlaya bilmek için, tek taraflı değilde yargılayan bir düşünce yapısına sahip olmak gerekir. Hiçbir zaman bir olayın oluş ve sonucu tek taraflı değildir.

                Yakın çevremizdeki bir örneğe bakarsak bir olayın çok boyutlu olduğunu fark ederiz. Çünkü olaylardan farklı kişiler farklı şekillerde etkilenmektedir. Etkileniş biçimlerinin nedenleri ve sonuçları farklıdır.              

OLGU:  Herkes tarafından kabul edilen, kanıtlanabilir, değiştirilmeyen Bilgilerdir.

ÖRNEK: M. Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919 da samsuna çıkarak milli mücadeleyi başlattı.

                 Ankara Türkiye’nin başkentidir.

GÖRÜŞ: Kişiden kişiye değişen kişilerin düşüncelerini yansıtan kimine göre doğru kimin göre yanlış bilgilerdir.

Örnek: Türkiye’nin en sevilen takımı Beşiktaş’tır.

                İlköğretimde en sevilen ders İngilizcedir.

Not: Bence, bana göre, mutlaka, kesinlikle gibi ifadeler görüş bildiren ifadelerdir.

OLGUDAN GENELLEME

Herkesin bildiği ve kabul ettiği bilgilere olgu denir. Bir olgunun genelleştirilmesi için tümevarım ve tümdengelim kavramlarını bilmek gerekir.

Tümevarım: Parçadan bütüne varmaktır. Yani küçük olgu ve olaylardan asıl konuya, öze ulaşmaktır.

Tümdengelim: bütünden parçaya varmaktır.

Yanardağlarca püskürtülen kayaçlara magmatik denir. Bunların çoğu elmas, altın ve bakır gibi değerli mineraller içerir. Sürekli patlama tehlikesine karşın, yanardağların yamaçlarındaki verimli topraklar çoğu çiftçilerce kullanılmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

Geometri-KURALLI ŞEKİLLERDEN KURALLI SAYILARA-ÖRÜNTÜ VE SÜSLEMELER-8.SINIF MATEMATİK

10/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://img441.imageshack.us/img441/9838/oteleme2.jpg

Öteleme

Bir nesnenin bir yerden başka bir yere belirli bir doğrultu ve yönde (sağ, sol, yukarı, aşağı) yaptığı kayma hareketi ötelemedir. Öteleme hareketi sonunda nesnenin geldiği yer, görüntüsüdür.
Ötelemede şeklin duruşu, biçimi ve boyutları aynı kalır.
Örneğin şeklimiz 3 birim yukarı, 4 birim sağa kaydırılacak ama yönü değişmeyecek sadece yer değiştirmiş olacak.

Süsleme

Bir düzlemin boşluk kalmadan ve şekiller üst üste gelmeden örüntü oluşturacak şekilde döşenmesidir.
Süsleme yapılırken düzgün olan ya da düzgün olmayan çokgenler kullanılabilir. Çokgenler arasında boşluk kalmamalıdır. Üçgenle, kareyle, dikdörtgenle, düzgün altıgenle, düzgün sekizgenle süsleme yapılabilir. Ama beşgenle yapılamaz çünkü arada boşluklar kalır. Şekiller öteleme hareketi ile döşenirse ötelemeli süsleme yapılmış olunur.
Örneğin okuldaki fayansların dizilişi, halı desenleri.
Süsleme yapılabilmesi için, her bir köşede oluşan açıların ölçülerinin toplamı 360 derece olmalıdır.

Süslemenin Kodu: Bir süslemede, her köşedeki düzgün çokgensel bölgelerin kenar sayıları süslemenin kodunu verir. Burada verilen süslemeli şeklin ortadaki köşelerinden birini belirleriz ve bu köşe etrafında oluşan şekillerin kenar sayısı ve kaç tane olduğuna göre kod yazarız.
Karelerden oluşan bir süslemede kod 4,4,4,4 (burada köşe etrafında 4 kenarlı 4 tane kare var)
Eşkenar üçgenlerden oluşan bir süslemede kod
3,3,3,3,3,3 (burada köşe etrafında 3 kenarlı 6 tane üçgen var)
Düzgün altıgenlerden oluşan bir süslemede kod
6,6,6 (burada köşe etrafında 6 kenarlı 3 tane altıgen var)

Örüntü: Farklı şekillerin biraraya gelerek oluşturdukları yeni şekildir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

Bitki ve Hayvan Hücresi Farklılıkları

10/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://www.biyolojidunyasi.net/bithuc.gif

Hücre:
*Canlıları oluşturan birimlere hücre adı verilir.
* Hücrenin varlığının ve özelliklerinin bilinmesi mikroskobun bulunmasıyla başlamıştır. İlk kez Robert Hooke yaptığı basit mikroskopla şişe mantarının bir kısmını inceleyerek bal peteğine benzer yapılar görür. Gördüğü bu odacıklara hücre adını verir.
*Gelişen teknolojiyle birlikte mikroskopta gelişmiş ve daha sonra elektron mikroskobunun bulunmasıyla hücrenin pek çok özelliği açıklanmıştır.
* Günümüzden yaklaşık 400 yıl önce lensleri keserek gözlük üreten Zackairas Janssen tarihte ilk mikroskop olarak tanımlanan aleti yapmıştır.
* Hollandalı Antoni Van Leewenhook günümüzdeki mikroskoplara en yakın mikroskobu yapmıştır. Levwenhook gözle görülemeyen canlıların dünyasını inceleyen ilk bilim insanlarından biridir.
*Robert Hooke 1600 lü yıllarda ilk bileşik mikroskobu geliştirir. Mikroskopta gördüğü bitki hücrelerini anlatırken hücre terimini kullanan bilim insanı olarak tarihe geçti.

Bitki ve Hayvan Hücresi Arasındaki Farklar:

Bitki Hücresi Hayvan hücresi
Köşeli bir yapıya sahiptir. Yuvarlak bir şekli vardır.
Hücre duvarı vardır. Hücre duvarı yoktur.
Kofulları büyük ve az sayıdadır. Kofulları küçük ve çok sayıdadır
Kloroplast vardır. Kloroplast yoktur.


Bitki ve hayvan hücreleri arasında farklılıklar olmasına rağmen tüm hücreler;hücre zarı,stoplazma ve çekirdek olmak üzere 3 temel bölümden oluşur.

1.Hücre Zarı:
Hücreyi dış ortamdan ayırır ve sarar. Hücreye şekil verir ve onu dış etkilerden korur. Üzerinde küçük delikler vardır. Bu delikler hücreye madde giriş çıkışını sağlar. Hücreye gerekli malzemeleri hücre içine alır. Hücre içinde oluşan atık maddeleri dışarı atar. Hücre zarı canlı,ince ve esnektir. Hücre zarı madde alışverişinde seçicilik gösterir. Kendisine gerekli olan maddelerin hücre içine girmesine izin verirken atık maddelerin dışarıya atılmasını sağlar. Zararlı maddelerin hücreye girmesine izin vermez. Bu yapısı ile hücre zarı seçici geçirgen özelliktedir.

2.Stoplazma:
Hücre zarıyla çekirdeğin arasını dolduran yumurta akına benzeyen sıvıdır. Hücre stoplazmasının içinde farklı görevleri olan bölümler vardır. Farklı canlılık olaylarının gerçekleştiği bu bölümlere organel denir. Hücrenin tüm yaşamsal faaliyetleri bu organellerde gerçekleşir. Hücredeki bu organellerin denetiminden düzenli ve uyum içerisinde çalışmasından hücre çekirdeğinin içindeki kalıtsal madde sorumludur. Hücre stoplazmasında bulunan organel ve görevleri şöyledir.

a.Mitekondri:
Hücreler farklı görevlerin yapılması için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Hücre için gereken enerji mitekondriler tarafından üretilir. Mitekondriler hücrenin enerji ocaklarıdır.


b.Kloroplast:
Yeşil bitkilerde bulunur. İnsan ve hayvan hücrelerinde bulunmaz. Kloroplast organeli en çok yeşil bitkilerin yapraklarında bulunur. Bitkilerin yeşil renkli olmasını kloroplastların içinde bulunan yeşil renk verici maddeler sağlar. Kloroplastlar bitkilerin güneş ışığını kullanarak besin üretmelerini sağlar.

c.Koful:
Hem bitki hem de hayvan hücrelerinde bulunan bir organeldir. Bitki hücresindeki kofullar büyük ve az sayıdadır. Hayvan hücresindeki kofullar ise küçük ve çok sayıdadır. Genç bitki hücrelerindeki kofullar küçük,yaşlı bitki hücrelerinde ise büyüktür. Kofullar hücrede besin ve atık maddeleri depolamakta görevlidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1)

6.Sınıf Fen ve Teknoloji-Canlılarda üreme,büyüme ve gelişme-İNSANLARDA ÜREME BÜYÜME VE GELİŞME (Konu Anlatımı)

10/10/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://img2.blogcu.com/images/e/j/j/ejje/6.jpg

İNSANLARDA ÜREME BÜYÜME VE GELİŞME
Kavram1: büyüme nedir?

Canlıda hücre sayısının ve boyutlarının artmasıdır.hayvanlarda sınırlı bitkilerde ise meristem doku sayesinde sınırsızdır.


Kavram2:gelişme nedir?
Büyüme ile bazı yeteneklerin kazanılmasıdır.
Örn: tohumun çimlenmesi büyüme,bitkinin fotosentez yeteneği kazanması gelişmedir.


Kavram3:üreme nedir?
Canlıların kendilerine benzer fertler oluşturmasıdır.


Üremenin amacı:
Neslin devamını sağlar
Kalıtsal özelliklerin yavrulara aktarılmasını sağlar.
Uyarı: üreme canlının yaşamasını sürdürmek için gerekli değildir.

 

Erkek üreme hücresi Spermin Özellikleri

 

Özellikleri:
Küçüktür
Sitoplazması az
Kamçılı ve hareketlidir
Testislerde üretilir.

 

Dişi üreme hücresi: yumurta ve özellikleri
Yumurtalıkta üretilir
Oval şeklindedir.
Hareketsizdir
Büyük ve bol sitoplazmalıdır.

Sperm ve yumurtanın farkları:

Yumurta hücresi

Sperm hücresi

Büyüktür

Küçüktür

Bol sitoplazmalı

Az sitoplazmalı

Kamçısı yok

Kamçılı

hareketsiz

hareketli



Erkek üreme organları ve görevleri:
Testisler:ergenlikle birlikte testesteron hormonu salgılar.bu hormonla spermler üretilir.testisler kese içinde ve vücudu dışında bulunur.spermler yüksek sıcakta yaşayamaz.
Bezler :kovpır,seminifer ve prostat bezlerinden oluşur.yaptığı salgılar spermin hareketini kolaylaştırır.
Penis:spermlerin dişi bireye bırakılmasını sağlar.

Dişi üreme organları ve görevleri:

 

Yumurta kanalı:dişi üreme hücresi olan yumurtayı döl yatağına taşır.döllenme burada gerçekleşir.
Döl yatağı(rahim) :embriyonun gelişme ortamıdır
Yumurtalık:yumurta üretir.iki adet yumurtalık vardır.
Vajina:spermlerin alınmasını sağlar.

 

Kavram4: Embriyo :Canlı taslağıdır

 

Döllenme nedir?
Sperm ve yumurtanın birleşmesi olayıdır.Döllenmiş yumurta hücresine zigot denir.

 

İnsanlarda üreme basamakları:
Üreme hücreleri oluşumu
Döllenme
Gelişme

Kalıcı Bağlantı Yorum (1)

Kayaçları Sınıflandıralım (Konu Anlatımı)

15/5/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://pwet.fr/var/plain/storage/images/photos/galeries/la_cote_de_granit_rose_lannion_et_ses_environs/le_granit_rose_sculpte_par_le_temps_laisse_apparaitre_la_manche/163231-1-fre-FR/le_granit_rose_sculpte_par_le_temps_laisse_apparaitre_la_manche.jpg

1- Dünya’nın Yapısı ve Oluşumu :
Dünya, 4,5 milyar yıl önce Güneş’ten kopmuş bir gök cismidir (gaz bulutu idi). Dünya’nın soğuması, canlılar için gerekli olan oksijen gazının oluşması ve yaşamın başlaması yaklaşık 2 milyar yıl sürmüştür.
Dünya oluştuktan sonra (milyonlarca yıl süren) meydana gelen değişmeler sonucu proteinlere benzeyen maddeler ve otlara benzeyen kimyasal maddeler oluşmuştur. (Güneş’in ısı etkisiyle bunların birçoğu yok olmuştur). Bu maddelerin bir kısmı değişime uğrayarak Güneş enerjisinden oksijen üretmişler ve bunun sonucunda klorofil oluşmuştur. Klorofilin oluşması ile ilkel bitkiler ortaya çıkmış ve bunlarda karbondioksit gazı ve suyu kullanarak fotosentez yapmışlar ve besin üretmişlerdir. Bu ilkel bitkiler değişime uğrayarak gelişmiş bitkilerin oluşmasını sağlamışlardır. (Bunun sonucunda da yeryüzünün bitki örtüsü oluşmuştur).
Dünya, Güneş Sistemi içinde yaşamın olduğu tek gezegendir. Dünya’da yaşamın olmasının nedeni;
• Atmosferinin olması,
• Suyun sıvı halde bulunması ve
• Sıcaklığın yaşamaya elverişli olmasıdır.
Ayrıca Dünya’da yaşam için gerekli olan hava, ısı, ışık, su, rüzgâr, toprak, nem vardır ve yeterli miktardadır.

2- Dünya’nın (Yerkürenin) Katmanları (Tabakaları) :
Dünya, Güneş’ten koptuktan sonra dönerek katılaştığı için yapısında bulunan maddeler yoğunluklarına göre dizilmişlerdir. Yoğunluğu büyük olan maddeler yerkürenin merkezinde toplanmış, yoğunluğu küçük olan maddeler yerkürenin dış kısmında yer almıştır. Böylece yerkürenin dışından merkezine doğru çeşitli tabakalar oluşmuştur. Dünya, dıştan içe doğru atmosfer, hidrosfer, litosfer, pirosfer ve barisfer olmak üzere beş tabakadan oluşur.


3- Mineraller :
Yerkürenin yapısını, yaşını, oluşumunu ve özelliklerini araştıran bilim dalına yer bilimi veya jeoloji, bu bilim dalı ile uğraşan bilim adamlarına da jeolog denir. Jeoloji bilimi içinde mineralleri inceleyen bilim dalına mineroloji denir.
Doğada oluşan, belli kimyasal (sabit) bileşimleri (bileşimleri oldukça karışıktır) ve şekilleri olan genellikle kristal yapılı doğal maddelere mineral denir. Mineraller üç temel özelliğe sahiptirler:
• Kristal yapılı doğal maddelerdir (oluşumlardır).
• İnorganik (basit yapılı) bileşiklerdir.
• Çok az değişen belli bir kimyasal bileşimlere ve fiziksel özelliğe sahiptirler.
Bir bileşiğin mineral olabilmesi için, bu üç özelliği bir arada göstermesi gerekir.
Yeryüzünde bulunan mineraller, fiziksel özelliklerine göre tanımlanırlar. Mineralleri tanımlamak için kullanılan fiziksel özellikler, bileşim, sertlik veya kumsu özellik, yoğunluk, kristal yapı, dilimlere ayrılma, elektrik iletkenliği, ısı iletkenliği, magnetik özellik, renk, koku ve parlaklıktır ve mineraller bu fiziksel özellikler yönünden farklılık gösterirler. (Ayrıca kimyasal ve optik özellikleri de dikkate alınabilir. Çoğu mineraller kristal yapıya sahip olup 7 değişik kristal yapı şekillerinde bulunurlar).
Yer kabuğunda 2000 den fazla mineral çeşidi bulunmaktadır. Minerallerin çoğu birden fazla elementten meydana gelir. Ancak altın, gümüş, elmas, demir, krom, kükürt, bor, mangan ve kömür gibi bazı mineraller tek bir elementten oluşur. Pirit, kalsit, kuarsit, silis, kuvars, bazalt, manyezit, mermer, granit yer kabuğunda bulunan mineral çeşitlerindendir.

NOT : 1- Mineraller metalik ve metalik olmayan mineraller olarak 2 ye ayrılır. Metalik
mineraller bakır, kurşun, altın, gümüş, demir, alüminyum, metalik olmayan mineraller ise kükürt, grafit, kalsit, alçıtaşı, barit, kuvartz gibi minerallerdir.
2- Bazı Mineral Çeşitleri :
• Krom • Pirit • Bakır • Antimuan
• Amyant • Bor • Demir • Kükürt
• Mangan • Mermer • Granit • Bazalt
• Manyezit • Kuarsit • Silis • Kalsit
• Aragonit • Dolomit • Jips • Anhidrit
• Kuvars • Hematit • Götit • Limonit
• Manyetit • Korendon • Kuprit • Kaya tuzu
• Flüorit • Kalkopirit • Galen • Killer
• Mikalar • Amfiboller • Piroksenler • Peridotlar
• Granatlar • Klorit • Talk • Feldspatlar
• Feldspatoidler • Altın • Gümüş • Elmas
• Kömür
3- Mineral Örneklerini Toplama Yolları :
• Örnek toplamak için en iyi kaynak yer kara ve demir yolu yamaçları, inşaat alanları, taş ocaklarının etrafındaki yığınlardır. Koleksiyon yapmak için bu gibi yerleri araştırılır.
• Örnekleri sarmak için gazete, defter, kalem, çekiç, keski, büyüteç ve bir de çanta bulundurulur.
• Örnekler ayrı ayrı etiketlenir ve bir gazete kağıdına sarılır.
4- Minerallerin Sertliği :
Minerallerin birbirinden farklı sertlikte oluşu, bunların tanınmasında işe yarar. Mohs’a göre mineraller, 10 sertlik derecesine ayrılır.
1- Talk 2- Jips 3- Kalsit 4- Fluorit 5- Apatit 6- Feldispat 7- Kuvars 8- Topas
9- Korendon 10- Elmas
5- Bazı Önemli Mineraller :
• KROMİT (Kromoksit) :
Yurdumuzun hemen her bölgesinde, özellikle Güney–Batı, Orta ve Güney–Doğu Anadolu bölgelerinde bulunur.Halen birçok krom işletmesi vardır. Metamorfik kayaçlar içinde bulunur. Sertlik derecesi (5,5) ,özgül ağırlığı (4,7), rengi siyah veya siyaha yakın kahverengidir. Kromoksit’ten elde edilen krom; parlak, gümüşi bir metal olup otomobil parçalarının , ev eşyalarının kaplanmasında kullanılır. Genellikle demir veya çeliğin paslanmaması için nikel astar üzerine kaplanır.

• PİRİT :
Demirin kükürtlü bir bileşiğidir. Buna yalancı altın da denir. Kükürt bazen demir elde etmek için kullanılır. Kristal olarak bulunur. Sertlik derecesi (6), özgül ağırlığı (5), rengi açık sarıdır.

• BAKIR FİLİZİ :
Yurdumuzda bakır ve bakırlı pirit, Doğu Karadeniz sahilleri, Kastamonu, Çorum, Elazığ, Erzurum, Gümüşhane ve Diyarbakır illerimizde bulunmaktadır. Halkopirit en çok rastlanan bakır cevheridir. Rengi yeşilimsi siyahtır ve çok kolay kırılır.

SORU : 1- Kayaçlar nasıl oluşurlar?
2- Lavlar yeryüzünde ne gibi değişiklikler meydana getirirler?

4- Kayaçlar ve Kayaç Çeşitleri :
Yer kabuğu, Dünya oluştuktan sonra milyonlarca yıl süren değişmeler sonucu günümüzdeki halini almış ve kayaç, su, toprak gibi ana maddelerden oluşmuştur.
Bir ya da birkaç mineralin birleşmesinden meydana gelen büyük kayalara (kütlelere) kayaç denir. Yer kabuğunda bulunan kayaçların birbirinden farklı özellikler taşımasının nedeni kayaçların yapısındaki mineral çeşitlerinin farklı olmasıdır. Çevremizde görülen taşlar, kayaçlardan oluşur ve kayaçlar da mineraller gibi sınıflandırılabilir.
Jeoloji bilimi içinde kayaçları inceleyen bilim dalına petroloji denir.
Yer kabuğunda bulunan kayaçlar oluşum özellikleri bakımından üç çeşittir. Bunlar;
• Püskürük (magmatik) kayaçlar (kütleler),
• Tortul kayaçlar (kütleler),
• Başkalaşım (metamorfik) kayaçlarıdır (kütleleridir).


a) Püskürük (Magmatik) Kayaçlar (Kütleler) :
Ateş kürenin yapısında bulunan erimiş haldeki magmanın (ve yüksek basınçlı gazların) yeryüzüne çıkarak veya yer kabuğu (taş küre) içinde soğuyarak katılaşması sonucu oluşan kayaçlara püskürük (magmatik) kayaçlar veya magmatit denir. Magmatik kayaçlar, yer kabuğunda en fazla görülen kayaçlardır ve yer kabuğunun yaklaşık olarak % 65'ini oluştururlar.
• Yer kabuğunda bulunan bütün kayaçların temelini püskürük kayaçlar oluşturur.
• Püskürük kayaçlar genelde kristal haldedirler.
• Püskürük kayaçlarda, magma aniden soğuduğu için canlı kalıntıları bulunmaz.
• Püskürük kayaçlar oluşurken magmanın soğuması ve katılaşması yer kabuğunun derinliklerinde veya yüzeye yakın yerlerde gerçekleşir.
• Magma bazen yeryüzüne kadar yükselir ve orada soğuyup katılaşır. Bu yolla meydana gelen kayaçlara volkanik kayaçlar (volkanitler) veya yüzey kayaçları (ekstrüsif kayaçlar) denir. (Bazalt, Andezit, Obsidyen).
• Magmanın soğuması bazen yerin iç kısmında, belirli bir derinlikte gerçekleşir. Bu yolla meydana gelen kayaçlara derinlik kayaçları (intrüsif kayaçlar) denir. (Bunların bir kısmı yeryüzüne yakın kısımlarda (subvolkanik kayaçlar), diğer bir kısmı ise, büyük derinliklerde oluşmuşlardır (plütonik kayaçlar = plütonikler denir). (Granit, Siyenit, Diyorit, Gabro).
• Bazalt, andezit, trakit, sünger, obsidiyen ve granit püskürük kayaç çeşitleridir.

NOT : 1- Obsidyen, volkanlardan sıcak lavların çıkıp soğuması sonucu oluşur ve cama
benzeyip kristal yapıda değildir.
2- Granit, magmanın yavaş yavaş ve yer kabuğu tabakaları arasında katılaşması sonucu oluşur ve iri kristal yapılıdır.
3- Bazalt, trakit, sünger, magmanın yeryüzüne yarı soğumuş halde çıkıp aniden soğuması sonucu oluşur.
4- Sünger taşı, katlaşırken aniden soğuduğu için içinde gaz kabarcıkları kalır. Bu nedenle hafif bir magmatik kayaçtır.
5- Zamanla kullanımı artan doğal taşlar günümüzde özellikle inşaat, kaplama, döşeme, heykelcilik, yol yapımı, porselen ve cam sanayi (kuvars), optik sanayi ve süs eşyalarının yapımında kullanılmaktadır.
6- Taşlar (kayaçlar) bir veya birkaç mineralin bir araya gelmesiyle oluşan mineral topluluklarıdır.
• Bir kayaç tek bir mineralden oluşabilir.
Örnek : Kireçtaşı bir kayaçtır ve sadece kalsit mineralinden oluşmuştur.
• Bir kayaç bir kaç mineralin bir araya gelmesiyle de oluşabilir.
Örnek : Granit bir kayaçtır ve kuvars, feldspat, mika, opak gibi minerallerden
oluşmuştur.
7- GRANİT :
Püskürük kayaçlardandır. Ekseriya açık renkli olup %60 potasyum feldispat ve %30 kuvarstan meydana gelmiştir.
İnce taneli granit daha ziyade tuz-biber karışımını andırır. Sert ve dayanıklı olduğundan yapı işlerinde kullanılır. Kolay yarılabildiğinden merdiven basamağı, moloz taşı, kaba yonu taşı, döşeme kaplamaları kaldırım ve bordür taşı ve mıcır imalinde kullanılır. İyi cila tutar. Yoğunlukları 2600–2800 kg/m3 arasındadır. Basınç dayanımları 1600–2400 kg/cm2 dir.
Beyaz cam gibi kristaller kuvars’tır. Donuk beyaz kümeler feldispat’dır. Feldispatla kuvars arasına dağılmış olan siyah parçalar da mika pullarıdır.
8- DİORİT :
Gri, koyu yeşil ve beyaz renklerde bulunan granit grubu bir taşdır. Bünyesinde garnitten başka minerallerde vardır.
9- GABRO :
Rengi koyu gridir.Mavimsi ve yeşilimsi renkte olabilir..Mineralojik birleşiminde her ne kadar kuvars yoksa da bazı durumlarda bulunabilir.İşlenebilir,cila tutar.
10- PORFİRLER :
Genellikle kırmızı ve yeşil renkli olurlar. Kaldırım taşı ve mıcır olarak kullanılırlar. Bunlarda kendi aralarında sınıflara ayrılır.
11- ANDEZİT :
Porfirlerin yeni zamanda oluşmuş cinsleridir. Volkanik dağlarda bulunur. İyi bir yapı taşıdır. Kesme taş halinde kullanılır. Çok az kuvars içerir. Minarolojik bakımdan andozit riyolit-bazalt arasıda yer alır.
12- BAZALT :
Rengi koyu gri ile yeşilimsi siyah arasında değişir. Çok sert ve ağır taşdır. Temellerde, yol, köprü ve rıhtım gibi yerlerde kullanılır. Püskürük kayaçlardandır. Dünyanın her tarafında bulunan ağır bir mineraldir.
13- LAVLAR :
Magmanın yeryüzüne çıktıktan sonra sertleşmesi sonucu oluşan lavlar, sert olup püskürme sonrası kütlelerin soğuması ile volkanik cüruflar meydana gelir. Çok gözenekli olanlara volkanik tüf adı verilir. Bazalt lavları sert olduğundan yapı taşı olarak kullanılır. Çimentoda kullanılan TRASS volkanik tüftür.


b) Tortul Kayaçlar (Kütleler) :
Püskürük (magmatik) kayaçlar ile diğer kayaçların sıcaklık değişimi, hava (rüzgar) ve su (yağmur) gibi çevresel faktörler sayesinde aşınması, sürüklenmesi ve çökelmesiyle oluşan kayaçlara tortul kayaçlar denir. Tortul kayaçlar yeryüzünde en çok görülen kayaçlardır. Yer yüzeyinin yaklaşık olarak % 75'i tortul kayaçlardan oluşur. Yerkabuğunun ise % 8 kadarını oluştururlar.
Yeryüzündeki püskürük (magmatik) kayaçlar ilk oluşumundan bu yana sıcaklık değişimi, yağış ve rüzgâr gibi etkilerle küçük parçalara bölünürler. Bu küçük parçalara tortu denir. Tortular akarsular ve rüzgâr sayesinde göl, deniz ve okyanus tabanı gibi çukur yerlere taşınırlar ve burada birikirler (üst üste birikerek katılaşır). Bu olaya tortulaşma denir. Dibe çöken maddeler üst üste tabakalar oluştururlar. Tabakaların oluşumu sürdükçe alt tabaka üzerindeki ağırlık ve baskı (basınç) gittikçe artar ve alt tabaka üzerinde büyük bir baskı oluşur. Bu nedenle oluşan tabakalar üst üste dizilerek sertleşir ve tabakalı bir yapı olan tortul kayaçları oluştururlar.
• Tortul kayaç oluşumu çok uzun yıllarda gerçekleşir.
• Tortul kayaçları oluşturan tabakalar farklı zamanlarda oluşmuştur.
• Tortul kayaçlar, diğer kayaçların parçalanıp dağılmasıyla oluştuğu için belirli bir kristal şekilleri yoktur ve tabakalıdır.
• Tortul kayaçların içinde bol miktarda mineral ve fosil bulunur.
• Kireç taşı, çakıl taşı, kum, kil ve kömür maden tortul kayaç çeşitleridir.
• Tortul kayaçlar oluşum şekillerine göre; mekanik kayaçlar, kimyasal kayaçlar ve organik kayaçlar olarak üç çeşittir.

1- Mekanik (Fiziksel) Kayaçlar (Kütleler) :
Mekanik kayaçlar, su ve rüzgar gibi dış etkenlerin kayaçları parçalayıp sürükleyerek biriktirmesi sonucu oluşur.
Çakıl, kum, kil mekanik kayaç çeşitleridir.

2- Kimyasal Kayaçlar (Kütleler) :
Kimyasal kayaçlar, akarsular ve yeraltı sularının kayaçlar arasından geçerken kayaçlardaki kimyasal maddeleri çözüp buharlaştırması ve kalan maddelerin çökelmesi sonucu oluşurlar.
Kaya tuzu, sarkıt, dikit, tüf, jips, traverten kimyasal kayaç çeşitleridir.

3- Organik Kayaçlar (Kütleler) :
Organik kayaçlar, alg (su yosunu), sünger, mercan, midye veya diğer canlıların atıklarının birikip çökelmesi sonucu oluşurlar.
Kalker (tebeşir kalkeri), tebeşir, kireç taşı, kömür ve petrol organik kayaç çeşitleridir.

NOT : 1- KALKER :
Kalsiyum karbonattan (CaCO3) oluşur. İçinde yer alan maden oksitlerin etkisi ile değişik renkte görünür. Geçirdiği oluşum sırasında yapısında çatlak ve kırıklar oluşur. Bu kırıklara başka maden oksitler dolunca ilginç desenler görülür. Sertlik derecesi 3 olup kolay kesilip işlenir. Saf kalkerin özgül ağırlığı 2700kg/m3 tür. Çok iyi cila tutar. Yapıda moloz taşı,yonu taşı, kaplama taşı,kırılarak mıcır taşı olarak kullanılırlar.
2- TREVERTEN :
Yüksek ısılı ve kalsiyum bikarbonatlı mağma suyunun yer yüzüne çıkışı sırasında karşılaştığı basınç ile oluşur. Oluşumu sırasında içinde bulunan bitki kök ve yapraklarının zamanla çürümesi sonucu boşluklar oluşur. Kalker tüfü grubundan olup gözenekleri büyüktür. Bu boşluklar kendi tozu ile yapılan dolgu malzemesi ile doldurulur. Genellikle dış mekanlarda kaplama işinde kullanılır.
3- DOLAMİT :
Doğadaki rengi genellikle beyaz olup Mg ve CaCO3' den oluşmaktadır. Kalkerden daha sert bir taştır. Asitlerden zor etkilenir.
4- ALÇI TAŞI :
Suda daha fazla çözündüğü için yapının su ile temas eden yerlerinde kullanılmaz.Renkleri beyazımsı, sarımsı ve saydam olabilir.Jips adı verilen bu taş CaSO4 ve 2H2O 'dan oluşur. Sertlik derecesi 2’ dir. Kolay işlenebilir.
5- ARDUVAZ :
Siyah ve koyu gri renkli, sık ve homojen dokulu, içerisinde prit billurları bulunur. Parlayan bir taş olup gözeneksiz olanları yapı işlerinde kullanılır. Dona ve yüksek ısıya dayanıklıdır. İznik civarında bulunur.
6- KİLLİ ŞİST :
Sarı, yeşilimsi, gri, mavimsi ve siyah renklerde olur. Tabakalı, sert ve dayanıklıdır. Kaplama işlerinde kullanılır.
7- KONGLOMERALAR :
İrili ufaklı taş parçalarının tabii bir bağlayıcı ile birleştirilmesi sonucu oluşur. Kum taşının silika, kireç veya demiroksit ile yapışması sonucu oluşur. Silika ile yapışmış olanları çok dayanıklıdır. Kaba taneli olanlara konglomera, ince taneli olanlara kumlu şeyl adı verilir. Şeyller ince taneli olduklarından suyu zor geçirirler. Çimento üretiminde kullanılabilir.


SORU : 1- Başkalaşım kayaçları önceki hallerine dönüşebilir mi?
2- Magmatik kayaç, tortul kayaç haline dönüşebilir mi?
3- Magmadan hangi tür kayaçlar oluşabilir?

c) Başkalaşım (Metamorfik) Kayaçlar (Kütleler) :
Püskürük (magmatik) ve tortul kayaçların, basınç, sıcaklık (ısınma) ve su buharı gibi etkilerle değişime uğraması sonucu oluşan kayaçlara başkalaşım kayaçları denir.
• Başkalaşım kayaçları bazı yönlerden oluştukları kayaçlara benzer. (Bunun dışında farklı özellikleri de vardır).
• Başkalaşım kayaçları, tabakalı ve kristal yapıdadır.
• Mermer, arduvaz, şist ve kuvartz başkalaşım kayaç çeşitleridir.
• Mermer kalkerlerin, fillat ise killerin başkalaşımı sonucu oluşmuştur.

NOT : 1- MERMERLER :
Normal olarak beyazdır. Fakat genellikle demir oksit, karbon ve serpatinle karışık olduğundan sarı, kahverengi ve yeşil olabilir.
İnşaat işlerinde kullanılan bazı ince taneli süs kalkerleri hakiki mermer değildir.

Örneğin : Tuz ruhu, sirke, limon suyu, mermerde kabarcıklar meydana getirir.
Mermerin tanınması bu yolla olur.
Ufak ve iri taneli kalsit veya dolamit kristallerinden oluşan bir kayaçtır. Mermerler %95 kalsit, az miktarda silis, silikat ve demir oksit gibi minerallerden oluşur. Mohs sisteminde kalsitin sertliği 3.0, dolamit’in sertliği 3.5–4.0 arasındadır. Buna göre mermer orta sertliktedir. Binaların iç kısımlarında, merdiven basamaklarında, döşeme kaplamalarında, banyo ve mutfak gibi ıslak mekanlarda kullanılabilir. Bunun yanında süs eşyası ve mezar taşı yapımında kullanılır.
2- GNAYS :
Gnays'lar çekiçle vurulduğunda cm veya dm kalınlıkta levhalara yada prizmalara bölünebilirler. Ayrılma (bölünme) mika yüzeyleri boyunca orta ve iri taneli kuvars ve feldspatlardan oluşan ileri derecede değişime uğramış metamorfik kayaçtır. Tabakalı yapıya sahip olup dondan etkilenir, kaldırım taşı veya kırmataş olarak kullanılır.
3- KUVARS :
Yer kabuğunda en çok bulunan minerallerden biridir.
Genellikle beyaz renkte olmakla beraber sarı, kahverengi, pembe, yeşil, mavi, siyah ve renksiz olabilir. Camsı veya yağlı gibi pırıltılıdır.
Püskürük kütlelerde bulunur. Ufalanması ve dağılmasıyla çakıl ve kumlar meydana gelir. Kireç ve çimento ile karıştırılarak harç yapımında kullanılır.
Kristal haldeki kuvars, eksenine tam dik olarak kesildiği zaman elde edilen küçük parçalar basınç etkisiyle elektrikle yüklenebilir. Bu nedenle radyo, televizyon ve radarlarda kullanılır.


SORU : 1- Bir kayaç, başka bir kayaca dönüşebilir mi?
2- Başkalaşım kayaçları önceki hallerine dönüşebilir mi?
3- Magmatik bir kayaç tortul kayaç haline dönüşebilir mi?
4- Magmadan hangi tür kayaçlar oluşabilir?

5- Kayaç Döngüsü :
Doğada bulunan kayaçlar çevresel faktörlerin etkisiyle sürekli bir dönüşüm halindedir. Kayaçlar arasındaki dönüşüm çok uzun yıllarda gerçekleşmiştir ve bu dönüşüm hala devam etmektedir.

6- Madenler :
Kayaçları oluşturan mineraller ve bazı değerli taşlar, günlük hayatta kullanılan pek çok eşyanın hammaddesidir. Ekonomik değeri olan kayaç ve minerallere maden denir. Madenler hammadde olarak kullanıldığı için teknolojinin gelişmesine katkı sağlamıştır.

• Bakır :
• Elektrik ve elektronik sanayinde (elektrikli cihaz ve kablo yapımında).
• İnşaat sanayinde.
• Ulaşım sanayinde.
• Kimyada.
• Kuyumculukta.
• Boya sanayinde.
• Turistik eşya yapımında.

• Kurşun :
• Akü imalatında.
• Yeraltı haberleşme kablolarının kaplanmasında.
• Çelik direklerde aşınmayı önlemek için boyanmasında. (Kurşun oksit boyalar).
• Radyasyonu en az geçiren metal olması nedeniyle bu ışınlardan korunmada.
• Renkli televizyon tüplerinin yapımında.
• Cephane üretiminde.

• Çinko :
• İnşaat sektöründeki sacların ve direklerin parlatılmasında (galvanizlenmesinde).
• Pirinç alaşımı ile otomotiv sanayinde (döküm kalıpları yapımında).
• Yağlı boya ve lastik üretiminde. (Çinko oksit).

• Demir :
• Otomotiv sanayinde.
• Çelik üretiminde.
• İnşaat sektöründe.
• Ray yapımında.

• Krom :
• Paslanmaz çelik yapımında. (Ferrokrom).
• Silah yapımında.
• Metal kaplamada.
• (Krom çeliğe sertlik, kırılma ve darbelere karşı direnç, aşınma ve oksitlenmeye karşı koruma sağlar. Bu nedenle kromun çeşitli alaşımları mermi, denizaltı, gemi, uçak, top ve silahlarla ilgili destek sistemlerinde kullanılır).
• (Krom paslanmayı önleyici özelliğinden dolayı uçak ve gemi sanayinde kullanılır).

• Nikel :
• Petrol endüstrisinde.
• Çatal, bıçak takımları, çekiç, pense gibi aletlerle diğer birçok ev ve hastane aletlerinin yapımında.
• Uçak ve gemi endüstrisinde. (Nikel süper alaşımları yüksek ısıda basınç ve korozyona dayanıklı olduğundan, uçakların gaz türbinlerinde, jet motorlarının yapımında, ayrıca uçakların elektrolizle kaplanan bölgelerinde ve gemi yapımında tuz korozyonuna karşı engelleyici olarak).
• Motorlu araçlar ve parçalarında.
• Elektrikli makineler ve parçalarında.
• Kalay :
• Teneke yapımında.
• Kaplamacılıkta.
• Çeşitli alaşımlar, lehim ve kimyasal madde yapımında kullanılır.
• Otomotiv endüstrisinde. (Motor yataklarında, kaporta, radyatör, yağ ve hava filtrelerinde kullanılır).
• Uçak ve gemi endüstrisi ile elektronik ve elektrik sanayinde.
• Matbaacılıkta, mutfak malzemeleri ve cam endüstrisinde.

• Altın :
• Kuyumculukta.
• Altın kaplama ve süslemede.
• Elektrik ve elektronik eşyalarda.
• Diş hekimliğinde.
• Dekor malzemesi yapımında.
• Madalya yapımında.
• Resmi paralarda.
• (Ayrıca, gümüş, platin ve paladyum gibi metallerle alaşım halinde uzay endüstrisinde, tekstil sanayinde altın tel ve iplik yapımında ve kimya endüstrisinde paslanmaya dayanıklı alet yapımında kullanılmaktadır).

• Gümüş :
• Fotoğraf sanayinde
• Elektronik sanayinde.
• Para üretiminde.
• Süs eşyası ve takı yapımında.
• Dişçilikte.
• Ayna sırlarının yapımında.
• Pil yapımında.

• Talk :
• Seramikte.
• Boya yapımında.
• Çatı kaplamasında.
• Böcek ilacı üretiminde.
• Kauçuk ve kağıt sanayinde.
• Kozmetik sanayinde.
• Hayvan yemi ve gübre üretiminde.

• Mika :
• Elektrik – elektronik sanayinde.
• Telefon santrallerinde.
• Plastik endüstrisinde.
• Otomobil, elektrik ve yapı sanayinde.
• (Kauçuk endüstrisinde, cerrah eldivenlerinden oto lastik üretimine kadar değişen geniş bir kullanım alanına sahiptir).
• (Yalıtkan sanayinde düşük yoğunluklu ateşe dayanıklı ürünlerin kullanıldığı alanlarda yalıtkan olarak kullanılmaktadır).
• (Ayrıca kağıt, kozmetik, döküm, tekstil ve gübre sanayinde, kaynak elektrotu imalinde, inci parlatma boya maddelerinde, yangın söndürme malzemesi imalinde, akustik ürünlerde yapıştırıcı olarak kullanılır).

• Cıva :
• İlaç ve boya sanayinde.
• Dişçilikte.
• Termometre yapımında.
SORU : 1- Günlük hayatta hangi araçlar kullanılmaktadır ve bu araçlarda hangi
madenler hammadde olarak kullanılmıştır?

NOT : 1- Ülkemizde İşletilen Madenlerimiz ve Yıllık Üretimleri :
• ALÜMİNYUM :
Alüminyum cevheri (boksit),Seydişehir’de kurulmuş olan alüminyum fabrikasında üretime başlamıştır. Seydişehir ve civarında gayet zengin bulunan bu cevher yatakları Etibank tarafından işletilmektedir.

• ANTİMUAN :
Antimuan cevheri üretimi yılda yaklaşık olarak 16213 tondur. En büyük üretimi Tokat-Turhal’da bulunan işletme yapmaktadır. Bunun dışında diğer işletmeler; Balıkesir, Bilecik ve yine Tokat illerindedir.

• AMYANT :
Amyant üretimi yılda toplam 3913 ton olup bu üretim 12 işletmeden temin edilmektedir. Başlıca işletmeler: Bursa- Orhaneli, Eskişehir- Mihalıççık, Çankırı- Şabanözü, Çorum- Alaca, Erzincan ve Sivas- Zara’dır.

• BAKIR VE BAKIRLI PİRİT :
Faaliyet halinde 4 adet bakır ve bir adet bakırlı pirit işletmesi mevcuttur. Bakır işletmelerinden iki tanesi ve Bakırlı pirit işletmesi Etibank’a aittir. Bu işletmeler: Ergani ve Murgul Bakır İşletmeleri ile Küre Bakırlı pirit İşletmesidir.

• BOR MİNERALLERİ :
Memleketimiz bor mineralleri bakımından çok zengindir. Yıllık üretim 287.606 ton civarındadır. Bu üretim Kütahya–Emet, Bursa, Balıkesir ve Kütahya yörelerinde yapılmaktadır.

• CİVA :
Türkiye’nin maden ihracatında önemli bir yeri olan civanın yıllık üretimi 55.201 tondur. Saf cıva İzmir, Konya, Uşak, Niğde, Manisa dolaylarında elde edilmektedir.

• DEMİR :
Türkiye’nin yıllık demir cevheri üretimi toplam 1.553.189 tonu aşmaktadır.
Demir cevheri işletmeleri; Sivas – Divriği, Sivas – Kangal – Pınarözü, Sivas – Gürün –Otlukilise, Sivas – Divriği – Akdağ, Malatya – Hekimhan – Karakuz, Ankara – Bala –Kesikköprü, Balıkesir – Büyükeymir, Balıkesir – Küçükeymir, Kayseri – Karamadazı yörelerinde bulunmaktadır.

• KROM :
Denizli, Muğla, Eskişehir dolaylarındaki maden ocaklarından çıkarılmaktadır. Yıllık üretim yaklaşık olarak 690.000 ton dur.

• KÜKÜRT :
Kükürt üretimi yılda toplam olarak 61.519 ton olup üretimin tamamı Isparta- Keçiborlu’da yapılmaktadır.

• LÜLETAŞI :
Memleketimizde lületaşı, Eskişehir ili dâhilindeki 7 işletmeden temin edilmekte ve yıllık üretim 1234 tonu aşmaktadır.

• MANGANEZ :
Yılda ortalama 45 tonu bulmaktadır. Manganez üretiminde Erzincan ve İstanbul-Silivri’deki maden ocakları önemli bir yer tutar.

• KALSİT :
Yurdumuzun her yerinde bulunur. Özellikle İzmir civarında çok saydam billurlarına rastlanır. Sertliği(3), özgül ağırlığı (2,7) dir.

• MANYEZİT :
En önemli işletmeler Eskişehir ve Kütahya illeri dahilindedir. Yıllık üretim yaklaşık olarak 90.000 tondur.

• SODYUM SÜLFAT :
Sodyum sülfat üretimi Afyon ve Denizli illeri hudutlarına giren Acıgöl, Konya-Cihanbeyli hudutları dahilindeki Terzikan ve Boluk göllerinden yapılmaktadır.

• ZIMPARA TAŞI :
Başlıca zımpara işletmeleri Muğla, İzmir ve Aydın illeri dahilindedir. Yıllık üretim 35.000 tonu bulmaktadır.

• KÖMÜR (Maden Kömürü) :
Zonguldak ili dahilinde bulunan taşkömürü işletmeleri Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesinin İmtiyazı altındaki ocaklardan elde edilmektedir. Taşkömürü üretimi yılda takriben 8 milyon tonu bulmaktadır.

• LİNYİT :
Yıllık Üretim (Devlet ve Özel Sektör bir arada) 8 milyon tonu aşmaktadır. Belli başlı işletme merkezleri; Tavşanlı, Tunçbilek, Seyitömer, Soma, Bolu, Çorum, Bursa, Elbistan işletmeleridir.

• ALÇITAŞI :
Türkiye’de alçıtaşı üretimi yılda takriben 200.000 tonu bulmaktadır. Bu üretim dağınık ve küçük ocaklardan yapılmaktadır.

• KİL ( KAOLEN) :
Yıllık üretimi yaklaşık olarak 14.300.000 ton’dur. Bu üretim İstanbul, Bilecik, Çanakkale, Eskişehir, Kütahya ve Zonguldak illerindeki ocaklardan yapılmaktadır.

• KUARSİT :
Kuarsit yıllık üretimi 38.665 tona ulaşmaktadır. Ytong ve Ferrokrom sanayiinde kullanılan kuarsit bu sanayilerin bulunduğu bölgelerdeki ocaklardan üretilmektedir. Üretimin önemli bir kısmı Antalya bölgesinde yapılmaktadır.

• MERMER :
Mermer üretimi yaklaşık olarak yılda 25.400 m civarındadır. Bu üretimin en büyük kısmı Marmara Adası ve Afyon’daki ocaklardan temin edilmektedir. Bunun dışında İzmit, Bilecik, Denizli, İzmir illeri dahilinde üretim yapan birçok ocak mevcuttur.

• SİLİS KUMU :
Silis kumu, üretimi yılda yaklaşık olarak 12.930 tondur. Bu üretim İstanbul civarındaki Kabakça ve Podima ocaklarında yapılmaktadır. Silis Kumu cam sanayiinde ve dökümcülükte kullanılmaktadır.

• LİNYİT :
En düşük kaliteli kömür olup bir gramı 800- 4000 kalori değerinde ısı verir.
Depolandığında çabuk ufalanır ve kırılır. İsli bir alevle yanar.
• MİKA :
Kolayca ince levhalara ayrılabilir. Sıcağa dayanıklıdır. Elektrikli ve elektronik araçlarda yalıtkan olarak kullanılır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

Geçmişten Gelen Misafirler (Konu Anlatımı)

15/5/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://www.espacionatural.com/4images/data/media/35/fosil-calcita.jpg
1- Fosil ve Fosilleşme :
 Canlıların uzun zaman (milyonlarca yıl) öncesinden günümüze kadar gelen kalıntı (kemik, iskelet, diş, kabuk, yaprak, gövde kalıpları) ya da izlerine fosil denir.
 Canlıların öldükten sonra vücutlarındaki yumuşak kısımlarının çürümesi ve kalan sert kısımlarının toprak ve taşlarla yani tortularla örtülmesi olayına fosilleşme denir.
 Fosilleri inceleyen bilim dalına paleontoloji, fosillerle ilgili çalışma yapan bilim adamlarına da paleontolog denir.
 • Fosiller, tortul kayaçlar içinde uzun bir sürede oluşurlar.
 • Bazı fosiller, içlerinde bulunduğu kayaçların yaşlarının belirlenmesinde kullanılır.
 • Tortul kayaçlar içinde gözle görülebilir fosillerin yanında gözle görülemeyecek kadar küçük fosiller de bulunmaktadır.
 • Kömür, petrol, doğal gaz fosilleşme sonucu oluşan fosil yakıtlardır.
 
 2- Fosillerin Oluşması :
 Ölen canlılar doğada, yer kabuğundaki tortul kayaçlarda korunurlar. Canlı öldükten sonra bu canlının üzeri nehirler, akıntılar, rüzgarlar sayesinde taşınan taş ve toprak yani tortularan oluşan tabaka ile örtülür. Zaman ilerledikçe canlı üzerinde biriken tabaka kalınlığı ve sayısı artar. Üstte biriken tabakalar alttaki tabakalara baskı uygular ve alttaki tabakaların sertleşmesini ve kayalaşmasını sağlar. Bu sayede tortul kayaçlar oluşur ve canlı kalıntısı tortul kayaçların içlerinde kalır. Oluşan tortul kayaçlar yer kabuğunun hareketleri ve erozyonlar sayesinde yeryüzüne kadar ulaşır.
 Tortul kayaçların içinde en genç fosiller üst tabakada, en yaşlı fosiller ise daha alt tabaklarda bulunurlar. Böylece fosillerin içinde bulunduğu kayaçların hangi zamana ait oldukları yani kayaçların yaşlarının ne olduğu anlaşılır.
 Fosilleşmenin olabilmesi için organizmanın ölmüş bedeninin rüzgar ve diğer doğa olayları ile toprak, çamur ve taşların altına gömülmesi gerekir. Fosilleşme için gerekli sıcaklık, mineral madde miktarı gibi şartlar sağlandığında içinde mineral bulunan su tortul kayaçların arasına sızar. Sızan suyun içindeki mineraller organizmanın kemiklerine girer yani mineraller kemiklerin içine yerleşmeye başlar ve kemik içindeki boş yerler minerallerle dolar. (Bu sırada kemikler çürür). Böylece sızan suyun içindeki mineraller canlı kalıntılarını kayalaştırarak fosil oluşmasını sağlar.
 
 3- Fosillerin Oluşması İçin Gerekli Şartlar :
 Ölü organizmaların hepsi fosilleşmez. Fosilleşmenin olabilmesi için ölen canlının bakteriler tarafından çürütülmeyecek bir ortamda bulunması gerekir. Bu tür ortamlar deniz, göl ve nehirlerin kumlu tabanları, bataklık, kumul, buzul, çam reçinesi, asfalt ve tortul kayaçlar gibi ortamlardır. Bu tür ortamlarda kalan canlıların kemik, kabuk, diş, gibi dayanıklı kısımları ile canlıların bıraktığı taşlaşmış izler fosilleri oluşturabilir.
 • Tamamen çürüyen canlıların kalıntılarının veya bir kısmı çürüyen canlıların çürümeden kalan kısımlarının veya canlılardan kalan izlerin taşlaşmasıyla da fosiller oluşabilir.
 • Buzullarda donan canlılar veya kalıntıları da fosil niteliği taşır. (Mamut fosillerine rastlanmıştır).
 • Ağaçların öz sularına konan canlılar öldüklerinde zamanla bu ağaçların öz suyu ile kaplanarak çürümeden tamamen korunabilir ve bu şekilde korunan canlılar da fosil oluşturabilir.
 • Gözle görülemeyen tek hücreli canlılar ile çok hücreli canlıların gözle görülemeyecek parçaları da fosil oluşturabilir.
 
 3- Fosillerin Yararları :
 
 1- Tortul kayaçların hangi zamana ait olduğunun (yani yaşlarının) anlaşılmasını sağlar. (Tortul kayaçların içerisinde en genç fosiller üst tabakalarda, en yaşlı fosiller alt tabakalarda bulunur. Maddelerin yarılanma ömrü hesaplanarak kayaçların yaşı hesaplanabilir).
 2- Fosillerin bulunduğu bölgenin geçmişteki coğrafi durumunu ve iklim şartlarının nasıl olduğunun anlaşılmasını sağlar.
 3- Nesilleri tükenmiş veya eski zamanlarda yaşamış canlıların (Dinozor, trilobit = vücudu üç kısımdan oluşan soyu tükenmiş bir böcek türü, mamut) tanınmasını sağlar.
 4- Canlıların geçirdiği gelişim dönemleri (evreleri) hakkında bilgi edinilmesini sağlar.
 5- Yer kabuğunda oluşan değişimler hakkında bilgi verir.
 6- Fosil yakıtların oluşmasını sağlar.
 
 NOT : 1- Balıklar öldüklerinde hava kesecikleri havayla dolu olacağı için su üstüne çıkarlar.
 Ancak bir süre sonra çeşitli sebeplerle çürümeye başlayan balıklarda hava kesecikleri de çürüyeceğinden balığın hacmi azalır ve yoğunluğu artar. Bu nedenle çürüyen balığın yoğunluğu artacağı için balık suyun dibine batar.
 2- Milyonlarca yıl önce ölen bitki, insan ve hayvan kalıntıları okyanus ve bataklık tabanına batar ve bu kalıntıların üzeri kil, kum ve diğer minerallerle örtülerek tortul kayaçlar oluşturulur. Tortul kayaçların altındaki canlı kalıntıları olan fosillerin ısı ve sıkışmanın etkisiyle oluşturduğu petrol, kömür, doğal gaz gibi yakıtlara fosil yakıtlar denir.
 3- Gözle görülemeyecek canlıların da fosilleri bulunabilir. Bu fosiller tek hücreli bitki ve hayvanlar olabileceği gibi çok hücreli canlıların diş, pul, kemik, spor ve polen gibi küçük parçaları da olabilir. 142 milyon yıl öncesinden kalan alg fosili incelenebilmiştir.
 4- Fosiller canlı kalıntısı ya da izi sayesinde oluşur. 400 milyon yıl önce taze çamurda bulunan denizyıldızının izi çamurun kuruyup kayalaşmasıyla günümüze kadar gelmiştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

Toprak ve Toprak Erozyonu (Konu Anlatımı)

15/5/2009 · Kategori: İlköğretim 6.Sınıf

http://devkazani.files.wordpress.com/2009/02/toprak-ve-toprak-erozyonu-pptminimizer.jpg
Bugün insanlığın geleceğini tehdit eden doğal ve beşerî faktörlerin etkisiy­le oluşan erozyon katı yeryüzünün dış kuvvetlerle (su rüzgar v.b.) ve insanla­rın çeşitli etkinlikleri sonucu aşınması ve bu aşınım malzemelerinin başka yerle­re taşınması olarak tanımlanmaktadır. Genel olarak erozyon doğal erozyon ve hızlandırılmış erozyon olarak iki grup altında incelenmektedir. Bunlardan do­ğal erozyorı (normal erozyon jeolojik erozyon) yararlı bir olaydır. Bu olayla top-
rağın verimsizleşen üst kısmı taşınırken dipteki ana kayadan daha genç topra­ğın oluşmasına imkân hazırlanmaktadır. Bunun için normal erozyon zararlı ve afete dönüşebilecek bir olay olarak görülmemektedir.

Zararlı olan ve afet boyutuna ulaşan erozyon doğal bitki örtüsünün tahrip edilmesi yamacın doğal profilinin bozulması ve arazinin yanlış kullanımı gibi insanın çeşitli etkinliklerine bağlı olarak oluşan hızlandırılmış erozyon veya toprak erozyonudur.

Toprak yeryüzünü kaplayan kayaların ve organik maddelerin aşınma ve aynşma ürünlerinin karışımından oluşan üzerinde ve içinde çok sayıda canlıyı barındıran ve onlara besin sağlayan bir ortamdır. Ancak normal kalınlıkta bir toprağın oluşabilmesi için binlerce yılın geçmesi gerekir. Bunun için mevcut top­raklar korunması gereken çok önemli bir doğal kaynaktır. Toprağın insanların çeşitli faaliyetlerine bağlı olarak bir yerde kullanılmayacak kadar azalması veya tamamen yok olması orada yaşayanlar için bir afet başlangıcıdır. Bir yerde eroz­yonun başlamasıyla birlikte; ekolojik denge bozulur üretim düşer zamanla kıtlık ve açlık başlar diğer doğal afetler hızlanır ve orada yaşam imkansızlaşır başka yerlere göç başlar.

Bugün dünyanın birçok yerinde özellikle de kurak ve yankurak bölgeler­de yer alan gelişmekte olan ülkelerde insanların çeşitli etkinlikleri nedeniyle yaşanan erozyon sonucunda kıtlık ve açlık yaşanmakta gıdasızlıktan hastalık­lar artmakta toplu insan ve hayvan ölümleri olmaktadır (Şekil 125).

Türkiye erozyona karşı hassas bir bölgede yer almaktadır. Bu nedenle top­raklarının %66'sı erozyon tehdidi altındadır ve buralarda çeşitli derecelerden erozyon görülmektedir. Bunun için ülkemizde yaşanan ve gelecekte yaşanması muhtemel olan doğal ve beşerî etkenlere bağlı olarak oluşan afetlerin en önem­lilerinden birisi de toprak erozyonudur denilebilir (Tablo 33). NASA'nın yaptı­ğı bir araştırma bu durumu açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Buna göre ge­rekli önlemler alınmadığı ve erozyon bu hızla devam ettiği takdirde Türki­ye'nin büyük bir bölümü 55 yıl sonra çöl olacaktır

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »