İlköğretim 7.Sınıf - aradığınız tüm ödevler bu mekanda!!!Doğru yerdesiniz!!! - Blogcu




ÖDEVİSTAN.........ARADIĞINIZ TÜM ÖDEVLER BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...ÖDEVİSTAN!!!.....

YAYLARI TANIYALIM

18/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://www.ymkyaysan.com/resim/kalip.gif
YAYLARI TANIYALIM
1- Kuvvet
2- Kuvvet Birimleri
3- Esnek Cisim ve Esneklik
4- Yaylar ve Özellikleri
5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler
6- Kuvvetin (Veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri)
7- Ağırlık

 KUVVET VE HAREKET

A- YAYLARI TANIYALIM :

1- Kuvvet :
Duran bir cismi harekete geçiren, hareket halindeki cismi durduran, cismin doğrultusunu, yönünü, şeklini ve hızını değiştirebilen her türlü etkiye kuvvet denir. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet dinamometre ile ölçülür.
Kuvvet;
• Duran bir cismi harekete geçirebilir.
• Hareket halindeki cismi durdurabilir.
• Hareket halindeki cisimleri hızlandırabilir veya yavaşlatabilir yani hızını değiştirebilir.
• Cisimlerin doğrultusunu, yönünü ve şeklini değiştirebilir.
Kuvvetler, etkilerine göre farklı çeşitlerde olabilir. Kuvvetler genel olarak temas gerektiren kuvvetler (itme kuvveti, çekme kuvveti, kas kuvveti, rüzgâr kuvveti, kaldırma kuvveti, sürtünme kuvveti, buhar kuvveti) ve temas gerektirmeyen kuvvetler (magnetik alan kuvveti, yer çekimi kuvveti, elektriksel çekim kuvveti, elektriksel itme kuvveti) olarak iki grupta incelenir.
Kuvvet ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet, yönlü doğru parçaları ile (ok işareti ile) gösterilir. Kuvveti göstermek için kullanılan okun yönü, kuvvetin yönünü, büyüklüğü ise kuvvetin büyüklüğünü gösterir.
Kuvvetin gösterilebilmesi için 4 elemanının bilinmesi gerekir. Bunlar;
1- Kuvvetin uygulama noktası,
2- Kuvvetin doğrultusu,
3- Kuvvetin yönü,
4- Kuvvetin büyüklüğü (şiddeti) dür.

 

Uygulama Noktası                             Yönü

 

Doğrultusu (d)



                A             Büyüklüğü       B
                               (Şiddeti)

Kuvvetin Elemanları :
1- Uygulama Noktası : Kuvvetin cisme etki ettiği noktadır.
A Noktası
2- Yönü : Kuvvetin cismi hareket ettirdiği yöndür.
A’ dan B’ ye doğru.
3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetin cisme etki edebilme gücüdür.
doğru parçasının uzunluğu.
4- Doğrultusu : Kuvvetin etkisini gösterebildiği doğrultudur.
AB doğrultusu.

2- Kuvvet Birimleri :

                          SI                 CGS
Kuvvet → → Newton (N) → Dyn → Kilogram-Kuvvet (kg-f) → Gram-Kuvvet (gr-f)

• 1N = 1.105 dyn 1dyn = 1.10-5 N
• 1 kg-f = 1000 gr-f 1 gr-f = 1/1000 kg-f
• 1 kg-f = 9,8 N 1 kg-f ≈ 10 N 1 N = 1/9,8 kg-f
• 1 kg-f = 980000 dyn 1 kg-f ≈ 1.106 dyn 1dyn = 1/980000 kg-f
• 1 N = 98 gr-f 1 N ≈ 100 gr-f

• 1 Newton : 100 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.
• 1 kg-f : 1 kilogramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü  yani ağırlığıdır.
• 1 gr-f : 1 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.

3- Esnek Cisim ve Esneklik :
Bir cisme kuvvet uygulandığında cisim şekil değiştiriyorsa, kuvvetin etkisi ortadan kalkınca cisim tekrar eski haline geri dönebiliyorsa böyle cisimlere esnek cisim, bu olaya da esneklik denir.
Lastik, çelik şerit, yay, lastik top, çorap, tişört esnek cisimlerdir. Oyun hamuru, cam macunu, sıvılar esnek olmayan cisimlerdir.
Esnek cisimlerin esneklik özelliğini gösterebildiği sınıra esneklik sınırı denir. Esnek cisimlere esneklik sınırını aşacak şekilde kuvvet uygulanırsa esnek cisimlerin esneklik özelliği bozulur ve eski hallerine geri dönemezler.

4- Yaylar ve Özellikleri :
Yaylar esnek cisimlerdir. Yayların şeklinin değiştirilmesi yani gerilmesi veya sıkıştırılması için kuvvet uygulanması gerekir. Yayların şeklinin değiştirilmesi için uygulanan kuvvetler germe ve sıkıştırma kuvvetleridir. Yaylara uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yaylar eski haline yani denge durumuna geri dönerler.
Günlük hayatta kullanılan yayların esneklik özelliği farklıdır. Farklı kalınlıkta ve uzunluktaki yaylar farklı esneklik özelliğine sahiptir. (Amortisörlerdeki yaylar kalın ve sert, kalemdeki yay ince ve yumuşaktır).

F → Yaya uygulanan germe veya sıkıştırma kuvveti
k → Yayın yapıldığı maddeye bağlı olan yay sabiti
x → Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı

• k yay sabiti ile yayın esnekliği ve hassaslığı doğru orantılıdır.
• Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı, yaya uygulanan germe veya çekme kuvveti ile doğru orantılıdır.
 

Sembol Birim (SI)  Birim (CGS)
Kuvvet F Newton (N) Dyn
Yay Sabiti k N/m dyn/cm
Gerilme veya Sıkışma Miktarı x m cm



F = k . x

5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler :
Bir yaya germe veya sıkıştırma kuvveti uygulandığında etki – tepki prensibine göre yayda uygulanan kuvvete zıt yönde ve eşit büyüklükte itme ve çekme kuvveti uygular.
Yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme veya çekme kuvveti ile yayların sıkışma veya gerilme miktarları da artar. Bu nedenle yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet ile sıkışma veya gerilme miktarı doğru orantılıdır.
(Yayın sıkıştırılması veya gerilmesi için uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yayların eski hallerine dönme hızları artar).

a) Germe ve İtme Kuvveti :
Yayları germek için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre gerilen yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için itme kuvveti uygular. Yayları germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme kuvveti de artar.

1. Durumda:
• G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) F olur.

2. Durumda:
• 2G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay 2x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) 2F olur.


b) Sıkıştırma ve Çekme Kuvveti :
Yayları sıkıştırmak için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre sıkışan yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için çekme kuvveti uygular. Yayları sıkıştırmak için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan çekme kuvveti de artar.

1. Durumda:
• Yaya F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında x kadar sıkışır ve itme kuvveti F ı olur.

2. Durumda:
• Yaya 2F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında 2x kadar sıkışır ve itme kuvveti 2Fı olur.


6- Kuvvetin ( veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri) :
Dünya’nın, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetine yer çekimi kuvveti denir. Dünya’nın, üzerinde bulunan bir cisme uyguladığı yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir. Ağırlıkta bir kuvvettir.
Kuvveti (ağırlığı) ölçmek için kullanılan araçlara dinamometre (yaylı el kantarı) denir. Dinamometreler cisimlerin esneklik özelliğinden faydalanılarak yapılmıştır.
Dinamometreler, kuvvetin esnek cisimler üzerindeki şekil değiştirme etkisi kullanılarak yapılmıştır. Dinamometredeki esnek cismin (yayın) uygulanan kuvvet sayesinde uzaması (şekil değiştirmesi) ile kuvvet ölçülebilir. Esnek cisim ne kadar fazla şekil değiştiriyorsa (yay ne kadar uzuyorsa) cisme uygulanan kuvvette o kadar büyük olur.
Dinamometrelerin ölçebileceği kuvvetlerin büyüklükleri farklı olabilir. Her dinamometre ancak belirli büyüklükteki kuvvetleri ölçebilir. Dinamometrenin ölçebileceğinden daha büyük kuvvet ölçülürse dinamometredeki yayın esnekliği kaybolur ve dinamometre bozulur.
Dinamometrelerde kullanılan yayın inceliği veya kalınlığı (yay sabiti), dinamometrenin ölçebileceği ağırlık miktarını değiştirir. Bu nedenle dinamometre hangi amaçla kullanılacaksa, o amaca uygun şekilde tasarlanır ve dinamometrede de o amaca uyun kalınlıkta ve sertlikte yay kullanılır.
• Kütlesi büyük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde kalın ve sert (yay sabiti büyük olan) yaylar kullanılır.
• Kütlesi küçük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde ince ve yumuşak (yay sabiti küçük olan) yaylar kullanılır. Bu dinamometreler daha hassas ölçüm yapabilir.
Dinamometreler cisimlerin ağırlığını ölçer. Fakat günlük hayatta kullanılan dinamometreler, kütle ölçmek için derecelendirilmişlerdir. (Dinamometre ağırlıkla birlikte yaklaşık olarak bir cismin kütlesini de ölçer).

7- Ağırlık :
Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Ağırlık daima yerin merkezine (aşağı) doğru gösterilir. Ağırlık ayırt edici özellik değildir.
Bir cismin ağırlığı cismin bulunduğu yere göre değişir. Cisim yerin merkezine yaklaştıkça (g arttığı içi) ağırlık artar, cisim yerin merkezinden uzaklaştıkça (g azaldığı için) ağırlık azalır. Dünya, kutuplardan basık olduğu için Dünya’nın kutuplardaki yarıçapı, ekvatordaki yarıçapından küçüktür. Bu nedenle bir cismin kutuplardaki ağırlığı, ekvatordaki ağırlığından daha büyük olur. (Yerin merkezine daha fazla yaklaşıldığı için). Bir cismin Dünya’daki ağırlığı, Ay’daki ağırlığının yaklaşık 6 katıdır.
Bir cismin ağırlığının değişmesini yer çekim ivmesi sağlar. Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin ölçüsüne yer çekim ivmesi denir. Yer çekim ivmesi ile gösterilir ve yer çekim ivmesi vektörel büyüklüktür. Yer çekim ivmesi yerin merkezine yaklaşıldıkça artar, yerin merkezinden uzaklaşıldıkça da azalır.
Ağırlık dinamometre veya yaylı el kantarı ile ölçülür.

Ağırlık = Kütle . Yer Çekim İvmesi

Sembol Birim(SI)  Birim (CGS)
Kütle → m kg gr
Yer Çekim İvmesi → g N/kg (m/sn2) dyn/gr (cm/sn2)
Ağırlık →G N dyn


G= m . g

• Yer çekim ivmesinin değeri; = 9,8 N/kg = 980 dyn/gr alınır.

ÖRNEKLER :

1- Şekildeki özdeş dinamometreler dengededir. Buna göre G ağırlığı kaç N’dur?


• 1. dinamometrede 3 bölme 15 N’ a karşılık geliyor. Bu nedenle her bölme 5 N’ a karşılık gelir.
• 2. dinamometrede G ağırlığı 4 bölmeye karşılık geldiği için;

G = 5 . 4 = 20 N

2- Şekildeki dinamometrelerin içindeki çubuklar 10 eşit parçaya ayrılarak bölmelendirilmiştir. A’ daki dinamometre en fazla 100 N’ luk, B ‘deki dinamometre en fazla 150 N’ luk, C’ deki dinamometre en fazla 200 N’ luk kuvveti ölçebiliyor. Buna göre;



a) Dinamometrelerin cisimlere uyguladığı kuvvetleri bulun.
b) 10 N’ luk kuvveti ölçmek için hangi dinamometre daha uygundur?

a) A Dinamometresi : 10 bölme 100 N ise her bölme 10 N’ a karşılık gelir.
Cisme uygulanan kuvvet = 4 . 10 = 40 N

B Dinamometresi : 10 bölme 150 N ise her bölme 15 N’ a karşılık gelir.
Cisme uygulanan kuvvet = 3 . 15 = 45 N

C Dinamometresi : 10 bölme 200 N ise her bölme 20 N’ a karşılık gelir.
Cisme uygulanan kuvvet = 2 . 20 = 40 N

b) 10 N’ luk kuvveti ölçmek için A dinamometresi daha uygundur. Çünkü diğer dinamometrelerin her bölmesi 10 N’ dan daha büyük değer ölçer.

3- Bir yay 10 N’luk kuvvet uygulandığında yay 5 cm uzuyorsa yayın yay sabiti nedir?

F = 10 N
x = 5 cm
k = ? N/cm

• F = k . x  --->  10 = k . 5  --->  k = 2 N/cm

4- Yay sabiti 5 N/mm olan bir yayın 1 cm uzaması için yaya kaç N’luk kuvvet uygulanması gerekir?

x = 1 cm = 10 mm
k = 5 N/mm
F = 10 N

• F = k . x  F = 5 . 10  --->  F = 50 N

5- Kütlesi 2 kg olan cismin ağırlığı Kaç N’ dur? (g = 10 N/kg)

m = 2 kg • G = m . g = 2 . 10  --->  G = 20 N
g = 10 N/kg
G = ? N

6- Kütlesi 700 gr olan cismin ağırlığı kaç N ve Kaç dyn’ dir? (g = 10 N/kg)

m = 700 gr = 0,7 kg • G = m . g = 0,7 . 10  --->  G = 7 N
g = 10 N/kg
G = ? N • G = 7 N = 7.105 dyn

7- Kütlesi 25 gr olan cismin ağırlığı kaç dyn ve kaç N’ dur? (g = 1000 dyn/gr)

m = 25 gr • G = m . g = 25 . 1000  G = 25000 dyn
g = 1000 dyn/gr
G = ? N • G = 25000 dyn = 25000 . 10–5 N = 0,25 N

8- Şekildeki grafikte yayların ucuna asılan ağırlıklar ile yaylardaki uzama miktarları arasındaki ilişki gösterilmiştir. Buna göre;

a) Hangi yay daha hassas ölçüm yapar?
b) 1. yaya 40 N’luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?
c) 2. yaya 40 N’luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?




a) Yay sabiti küçük olan yay daha hassastır.
1. Yay için; F = k1 . x ---> 16 = k1 . 4  --->  k1 = 4
1. Yay için; F = k2 . x  --->  8 = k2 . 8  --->  k2 = 1
k2 < k1 olduğu için 2. yay daha hassastır.

b) F = k1 . x  --->  40 = 4 . x  ---> x = 10 cm

c) F = k2 . x  40 = 1 . x  x = 40 cm

9- 20 N kaç dyn, kaç gr-f ve kaç kg-f tir?

• 1 N = 1.105 dyn ise ; 20 N = 20 . 105 = 2.106 dyn
• 1 N = kg-f ise ; 20 N = kg-f
• 1 kg-f = 1000 gr-f ise ; kg-f = gr-f

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İŞ ve ENERJİ

18/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://esetceilkogretim.k12.tr/online_okul/is_enerji_dosyalar/image003.jpg
İş: Bir cisme kuvvet uygulayarak o cismin kuvvet doğrultusunda yol almasının sağlanmasıdır.W ile gösterilir. İşin birimi joule (j)’ dür.

İşin gerçekleşebilmesi için öncelikle bir enerji kaynağı gerekir.Bu enerji farklı şekillerde elde edilebilir. Örneğin bizim enerji kaynağımız besinler, arabaların enerji kaynağı yakıttır.İşte bu tip enerjiler iş yapılmasını sağlar.
Fiziksel anlamda iş yapıldığını söylemek için kuvvete ihtiyaç vardır.Cismin üzerine birden fazla kuvvet etkili olabilir.Cismin hareket doğrultusundaki toplam kuvvetin adı net kuvvettir.İş net kuvvetin sıfırdan farklı olmasına bağlıdır.Bunun yanında iş yapıldığının söylenebilmesi için kuvvet uygulanan cismin net kuvvet doğrultusunda yol alması gerekmektedir.

Sonuç olarak fiziksel anlamda iş;
• Net kuvvetin sıfırdan farklı olması
• Kuvvetle alınan yolun aynı doğrultuda olmasıyla yapılmış olur.

Not: İş, net kuvvet ve alınan yol ile doğru orantılıdır.

İş = Kuvvet x Yol
W = F x X
Joule = N x m


Fiziksel anlamda iş yapıldı diyebilmek için gerekli kuralları öğrendik.Enerji harcayıp yorulduğumuzu düşündüğümüz, ama aslında fiziksel anlamda iş yapamadığımız birçok durum vardır.
Örneğin Can ailesiyle birlikte tatile gitmek için yola çıktığında yolda benzinliğe 100 m kala benzinleri bitmiştir.Can ve babası arabayı arka tarafından iterek benzinliğe kadar götürmek istemişlerdir.Ancak itmelerine rağmen arabayı hareket ettirememişlerdir.Burada net kuvvet sıfır olmamasına karşın araba uygulanan kuvvet doğrultusunda yol alamadığı için yapılan iş sıfırdır.
Zeynep, okul çıkışında çantasını eline alarak evine gidiyor.Çantası elinde tutabilmek için kuvvet uyguluyor.Aynı zamanda yürüdüğü için çantaya yol aldırıyor.İş yapabilme koşullarını sağlıyor gibi görünse de Ayşe çantayı taşıyarak iş yapmamıştır. Çünkü çantayı taşımak için yukarı doğru bir kuvvet uygulanmıştır. Ancak çanta yatay doğrultuda hareket etmiştir. İş yapabilmek cismin aldığı yolun uygulanan net kuvvetle aynı doğrultuda ve aynı yönde olması gerekir.

Düz yolda cismi hareket ettirerek iş yapılabilir. Ancak farlı durumlarda da fiziksel anlamda iş yapıldığı söylenebilir.
Örneğin bir halterci yerdeki halteri belli bir yüksekliğe kaldırırken kuvvet uygular. Bu kuvvetin etkisiyle halter kuvvetle aynı doğrultuda ve aynı yönde yol alır.Bu nedenle de haltercinin halter üzerinde fiziksel anlamda iş yapabildiğini söyleyebiliriz.


ENERJİ
Enerji: İş yapabilme yeteneğidir.E ile gösterilir. Enerji birimi, işin birimi ile aynıdır. (joule)
Tanımdan da anlaşılacağı üzere iş yapabilmek için enerjiye ihtiyacımız vardır. Enerji hayatımızın her alanındadır. Örneğin araba yolda hareket ederken, sporcu yüzerken, market arabası itilirken enerji harcanır.Kısacası kuvvet uygulamak için enerji gerekir.


HAREKET ENERJİSİ(kinetik enerji) : Hareket halindeki bütün maddelerin bir enerjisi vardır. Hatta maddelerin iç yapısındaki taneciklerinde hareket enerjisi vardır.Hareket halindeki maddelerin sahip olduğu bu enerjiye kinetik enerji adı verilir.Maddelerin sahip olduğu hareket enerjisinin büyüklüğünü etkileyen iki faktör vardır. Bunları bir örnekle inceleyelim.
Hafifçe fırlatılan bir pinpon topunun size çarptığını düşünün.Fazla sürate sahip olmayan bu pinpon topunun size çarpması fazla bir etki yaratmayacaktır.Ancak daha fazla kuvvetle fırlatılan pinpon topunun sürati de fazla olacaktır.Dolayısıyla size çarptığında bırakacağı etkide artacaktır.Sürat arttığında topun çarptığı yere aktardığı enerji daha fazla olduğuna göre sürat arttığında topun sahip olduğu kinetik enerjide artar diyebiliriz.
Bir cismin sürati attıkça kinetik enerjisi de artar.
Kinetik enerji süratin büyüklüğüne göre değişir. Buna göre süratleri aynı olan farklı cisimlerin kinetik enerjilerinin de aynı olduğunu söyleyebilir miyiz? Pinpon topu belli bir süratle yuvarlanıp ayağımıza çarptığında etkisi çok az hissedilir yada hiç hissedilmez. Bunun yerine bir basketbol topu yerde pinpon topuyla aynı süratle yuvarlanıp ayağımıza çarptığında etkisini çok net hissedebiliriz. Bunun nedeni basketbol topunun kütlesinin pinpon topunun kütlesinden daha büyük olmasıdır. Dolayısıyla buradan çıkarılacak sonuç şudur;

***Bir hareketlinin sahip olduğu kinetik enerji o hareketlinin kütlesine ve hızına bağlıdır.***
Ek=1/2mV2


DURGUN ENERJİ(potansiyel enerji): Potansiyel enerjiye konum enerjisi de denir. Her cismin konumu nedeniyle sahip olduğu bu enerji iki değişkene bağlı olarak değişir.Bunlardan birincisi yüksekliktir. Aynı ağırlığa sahip iki cisim alalım.İlk cismi belli bir yükseklikten bıraktığımızda yere ulaştığında belli bir hıza sahip olacaktır. İkinci cismi ilkine göre daha yüksek bir yerden bıraktığımızda yere ulaştığında ilkine göre daha yüksek bir hıza sahip olacaktır. Demek ki yükseklik arttıkça cismin sahip olduğu potansiyel enerji artar. Potansiyel enerjiyi belirleyen bir diğer faktör cisimlerin ağırlığıdır. Aynı yükseklikte bulunan ağırlıkları farklı iki cisimden ağır olanın potansiyel enerjisi daha fazladır. Dolayısıyla ağırlık arttıkça potansiyel enerjide artar.

Ep=AğırlıkxYükseklik
Ep=G.h
Ep=m.g.h


Not:

1.Cisimlerin yüksekliklerinden dolayı depoladıkları enerjiye çekim potansiyel enerjisi denir.
2.Esnek cisimlerin sıkışma ve gerilmesi sonucunda sahip oldukları enerjiye esneklik potansiyel enerjisi denir.
3.Yayların sıkıştırılması veya gerilmesi sonucu oluşan esneklik potansiyel enerjisi o yayın yay sabitine(k) ve sıkışma veya gerilme miktarına bağlıdır. (E=1/2kx2)

ENERJİDEN ENERJİYE
Bir cismin hareketi boyunca sahip kinetik ve potansiyel enerjinin toplamına mekanik enerji denir.
Em=Ek+Ep

Futbolcu yerdeki topa vurduğunu topun belli bir yüksekliğe kadar yükselip sonra tekrar yere düştüğünü düşünelim.Futbolcu topa vurduğunda top bir kinetik enerji kazanır.Top yükseldikçe kazandığı bu kinetik enerjiyi potansiyel enerjiye çevirir.Top hareketine devam ettiği için hala kinetik enerjiye sahiptir.Sonra top alçalmaya başlar ve alçaldıkça potansiyel enerjisi azalır hızı artar. Hızı arttığı için de kinetik enerjisi artar ve yere ulaşır.

KAYBOLMAYAN ENERJİ
Kimyasal enerji, maddelerde depolanmış olan enerjidir.Bu enerji, maddeyle başka maddelerin etkileşmesi ve kimyasal değişimin oluşmasıyla ortaya çıkar.Örneğin, besinler hücre içerisine alındığında oksijenle tepkimeye girerler.Bunun sonucunda besin içeriğinde bulunan atomları bir arada tutan kimyasal bağ enerjisi, canlıların kullanabileceği enerji çeşidine (ATP) dönüşür.
Kimyasal enerjiyi açığa çıkaran makine veya canlı bunu farklı işler için kullanır.Bu işler sonucunda da kinetik, potansiyel, ısı, ses gibi enerji türlerine dönüşüm gerçekleşir.

Enerji yoktan var olmaz, var olan bir enerji de yok olmaz. Ancak farklı enerjilere dönüşerek korunur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Hayatımızı Kolaylaştıran Makineler-Basit Makineler

18/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://www.fenokulu.net/portal/sayfalar/resimgalerisi/ResimDosyalari/egik-duzlem.JPG

1.Kuvvetten kazanç varsa ayni oranda yoldan kayıp olur.

2.Yoldan kazanç varsa, ayni oranda kuvvetten kayıp olur.

3.Basit makineler iş veya enerjiden asla kazanç sağlamaz.


Başlıca basit makineler şunlardır;
*kaldıraçlar, *makaralar, palangalar, *eğik düzlem, *dişli çarklar
*çıkrık, *vida, *kama, *ve tekerleklerdir.


NOT:
Basit makineler kendi kendine enerji üretmez, aksine sürtünmeden dolayı enerji kaybına yol açarlar.
Yani iş yapabilmeleri için dışarıdan enerji desteğine ihtiyacı vardır.
Bir çiviyi kendimiz de söksek, keser ile de söksek AYNI İŞİ yapmış oluruz.

a-)Kuvvetin Büyüklüğünü arttıran makineler:
Cımbız, pense, tornavida, gazoz açacağı
b-)Kuvvetin yönünü değiştiren basit makineler:
Tahterevalli, sabit makara, kapı kolu
c-)Sürat değiştiren makineler

El mikseri, El matkabı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Enerji ve Sürtünme Kuvveti-7.Sınıf

18/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://www.selimelektrik.com/wp/wp-content/uploads/gunes.jpg

 Canlılığın devamı, büyüme, gelişme, çoğalma, hareket için besin gereklidir.
İnsanın iş yapabilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır.
Bu enerjiyi besin maddelerinden alırız.
İş yapabilme yeteneğine ‘enerji’ denir.
Herkesin alması gereken enerji yaptığı işe göre değişir.


Rüzgar Enerjisinden Yararlanma

Yel değirmenlerini döndürür.
Elektrik enerjisi sağlar.
Yelkenlileri hareket ettirir.

 
Su Enerjisinden Yararlanma

Su un değirmenlerinde,
Hidroelektrik santrallerde elektrik üretiminde,
Nehirlerde nakliye işinde ,
Gel-git olayından yararlanıp elektrik üretiminde yararlanılır.
Yakıt harcamaz, ekonomiktir, çevreyi kirletmez.
Katı, Sıvı,Gaz Yakacaklardan yararlanma

Bütün maddelerde yanabilen esas madde karbondur.


Katı Yakacaklardan yararlanma
Doğal katı yakacaklar:
Odun,
Linyit,
Taşkömürü ,
Antrasit,
Tezek...
Suni katı yakacaklar:
Odunkömürü,
Kok kömürü,
Briket


Sıvı Yakıtlar
Petrolün damıtılması ile elde edilir.
Benzin.
Mazot.
Gazyağı.
Fuel-oil.


Gaz yakacaklar

Havagazı
Doğalgaz
Petrol gazları
Biyogaz


Güneş Enerjisinden Yararlanma
Güneş ısı ve ışık enerjisi kaynağıdır. Dünyadaki diğer enerjilerin ana kaynağıdır.
Yeşil bitkilerin fotosentez yoluyla besin yapmaları, büyümeleri.

Güneş enerjisiyle olur.
Yeryüzü sularının buharlaşıp havaya karışmasını , havadaki su buharının soğuk bir tabakaya rastlayıp

Yağmur,
Dolu,
Kar.
Şekline dönüşmesini sağlar.

Güneş Enerjisi
Isınmada kullanılır.
Akdeniz ve Ege bölgelerinde birçok binada güneş kolektörleri ile sıcak su elde etmek için kullanılır.
Güneş pilleri yapılır.
Bu piller

Saatlerde,
Hesap makinelerinde kullanılır.


Yenilenebilir Enerji
Kullanıldığında tükenmeyen ve yeniden oluşan enerjiye ‘yenilenebilir enerji’ denir. Yenilenebilir enerji kaynakları;

Güneş enerjisi
Hidroelektrik enerjisi
Rüzgar enerjisi
Dalga enerjisi
Jeotermal enerji
Biyoenerji

Cisimler hareket ederken temas ettikleri yüzeylerin sürtünmesinden kaynaklanan ve yer değiştirmeye zıt yönde ortaya çıkan kuvvete sürtünme kuvveti denir.


Sürtünme Kuvvetinin Bağlı Olduğu Etkenler
a) Yüzeyin pürüzlü olması
Cismin hareket edeceği yüzeyin pürüzlü olması cismin hareketinde önemlidir. Pürüzlü yüzeylerde cisimlerin hareket etmesi için daha büyük kuvvete ihtiyaç vardır.
Bütün yüzeylerde mutlaka pürüz vardır. Cisimler birbiri üzerinde hareket ederken, yüzeylerindeki girinti ve çıkıntılar birbirinin içerisine girerek cismin hareket etmesini güçleştirirler. Cilalı yüzeylerde bu girinti-çıkıntılar daha az olduğundan sürtünme kuvveti de o oranda azdır. Bu nedenle pürüzlü yüzeylerin yağlanması ile bu girintiler azaltılarak daha az sürtünme kuvveti uygulaması sağlanabilir.
b) Cismin ağırlığı
Bir cismin ağırlığı arttığında cismin ve yüzeyin girinti-çıkıntıları daha fazla birbiri içine gireceğinden sürtünme de artar. Yani cismin hareketini engelleyen kuvvetin büyüklüğü de artar. Cismin hareket etmesini engelleyen bu kuvveti yenmek için, bu kuvvetten daha büyük bir kuvveti cisme uygulamak gerekir.


Sürtünme Kuvvetinin Etkileri
Sürtünme kuvveti, cisimlerin yüzeyde tutunmasına yardım eden bir etkendir. Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı. Yolda yürüyemez, bir yerde oturamaz, yemek yiyemez, yazı yazamaz, araç kullanamazdık. Örneklerde de görüldüğü gibi her türlü hayati olayın gerçekleşmesinde sürtünme kuvvetinin etkisi vardır. Araba örneğini biraz açacak olursak, yolda hareketine başlayan bir aracın durması sürtünme kuvvetinin etkisi ile oluşmaktadır. Bu kuvvet olmasaydı frenler tutmayacağı için araba sürekli hareket ederdi.
Buzun sürtünme kuvvetinin toprak veya asfalta göre daha düşük bir sürtünme kuvveti olduğu bilinmektedir. Kışın buzlu yollarda araçlar daha fazla kaymakta ve frenlerin etkisi daha az olmaktadır. Bu nedenle kışın meydana gelen kazalar, diğer zamanlara göre daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kışın buzun erimesi için tuz kullanılması (suyun donma sıcaklığını düşürür) veya toprak atılması bu sürtünme kuvvetini artırmak içindir.
Sürtünme kuvvetinin hayatımızı kolaylaştıran çok büyük etkilerinin yanında günlük yaşantıda işleri zorlaştırdığı da bilinmektedir. Çünkü sürtünme kuvvetini yenerek, cisimleri harekete geçirmek için daha büyük kuvvet kullanılması gerekir. Ve büyük yükleri, sürtünme kuvveti nedeni ile kas gücümüzle hareket ettiremeyiz. Bundan dolayı çeşitli makineler kullanarak bu yükleri hareket ettiririz.
Makineler çalışırken, içerisindeki parçalar birbirine sürtünürler. Sürtünen bu parçalar zamanla aşınarak kullanılmaz hale gelirler. Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir. Yani sürtünme kuvvetinin çok büyük yararları olmakla beraber bazı zorlukları da vardır.


Sürtünme Kuvvetini Artırmak ve Azaltmanın Yolları
Sürtünme kuvvetinin, bir olayın gerçekleşmesi için yetersiz kaldığı durumlarda alınması gereken tedbirler vardır. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak;
a) Kışın araba lastiklerine zincir takılması,
b) Sporcuların ayakkabılarının altına dişler yapılması,
c) İş makinelerinin tekerlerinde dişlerin daha büyük yapılması,
d) Büyük kütlelerin altına tekerlek tipinde cisimlerin konulması,
e) Makinelerin yağlanması,
f) Dik yokuşlarda ulaşımı kolaylaştırmak için önlemler alınması

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yaylar ve yayların özellikleri ve kullanım alanları

5/11/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://www.turk-cad.com/inventor_ozel/coil.h6.jpg

Kuvvet uygulandığında bazı cisimlerin şekillerinde değişiklikler olduğunu, uygulanan kuvvet ortadan kalktığında ise bu cisimlerin ilk şekillerine döndüklerini fark ettiniz mi? Bu tür cisimlere, esnek cisimler dendiğini biliyor musunuz?
Örneğin, giydiğimiz bazı tişört ve çoraplar esnektir. Onları, giyebilmek için gereriz. Çıkardığımızda ise bu giysiler, ilk şekillerine döner. Oyun hamuru ve cam macunu gibi maddeler esnek değildir. Onlara kuvvet uyguladığımızda şekillerini değiştirebiliriz. Fakat uyguladığımız kuvvet ortadan kalktığında bu maddeler eski hâllerine dönmezler.
Yay gibi cisimler esnektir. Gererek ya da sıkıştırarak onların şekillerini değiştirebiliriz. Uyguladığımız kuvveti ortadan kaldırdığımızda ise yay eski hâline döner.
Bir yaya uygulanan kuvvetin büyüklüğü, yayın gerilmesini veya sıkışmasını nasıl etkiler? Yandaki şekle baktığınızda iki kat büyük kuvvetin yayın iki kat, üç kat
büyük kuvvetin de yayın üç kat uzamasını sağladığını fark ettiniz mi?
Bir cismi, yayın ucuna astığımızda cismin ağırlığından dolayı yay uzar. Fakat yay da asılı olduğu cisme yukarı doğru bir kuvvet uygular. Bu yüzden cisim asıldıktan sonra, yayın ucu bir müddet aşağı ve yukarı hareket eder ve bir süre sonra durur. Bu durumda cismin ağırlığı ile yayda oluşan kuvvet dengede olur. Yandaki şekilde görüldüğü gibi, cismi yaydan ayırdığımızda yayın ucu yukarı doğru hareket eder. Eğer yayın ucundan ayırdığımız cisim daha ağır olursa yay yukarı doğru daha hızlı hareket eder. Bu durum yayın, kendisini geren cisme, eşit büyüklükte ve zıt yönde bir kuvvet uyguladığını gösterir. Acaba, bir yaya çok büyük bir kuvvet uygularsak
ne olur? Yaya gereğinden fazla kuvvet uygulandığında yay, esneklik özelliğini kaybeder ve eski hâline dönemez. Yapımında yay kullanılan aletler tasarlanırken yay ile
bu yaya uygulanacak kuvvetin uygun özellikte olmasına dikkat edilir. Bir cismin ağırlığını ölçmek için dinamometre (yaylı el kantarı) kullanıldığını öğrenmiştik. Yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi bir elmayı dinamometreye astığımızda elmanın ağırlığı dinamometrenin içindeki yayı uzatır. Eğer aynı dinamometreye bir paket elma asarsak yay bu kez daha fazla uzar. Çünkü bir paket elmanın ağırlığı daha fazladır. Kuvvet biriminin Newton (Nivton) olduğunu ve “N” ile gösterildiğini biliyoruz. Newton biriminin kullanılışını şu şekilde örneklendirebiliriz:
Söz gelişi 100 g’lık bir çikolatanın ağırlığı yaklaşık 1N iken 1 kg’lık şeker paketinin ağırlığı yaklaşık 10N’dur. Aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi ağırlık ölçmek için kullanılan dinamometreler farklı şekillerde tasarlanır. Yaylarının inceliğinden ya da kalınlığından bu dinamometrelerin farklı ağırlıktaki cisimleri ölçmek için yapıldıklarını anlayabiliriz. Örneğin, ince yaydan yapılan bir dinamometre 0 – 1 N arasında ölçüm yaparken kalın yaydan yapılanı 0 – 10 N arasında ölçüm yapabilir. Aşağıdaki resimlerden de anlaşılacağı gibi, yaylar birçok alette kullanılır. Yayların bu aletlerde hangi amaçlarla kullanılmış olduklarını açıklayalım. Yapımında yay kullanılan aletlere çevremizden başka örnekler verelim.
Fen bilimleriyle uğraşan bilim insanları için ölçme çok önemlidir. Bilim insanları yaptıkları gözlem ve araştırmalarını, uygun ölçme araçlarını kullanarak anlamlı hâle
getirirler. Örneğin, bir mühendis metre ve gönye gibi araçları kullanırken bir doktor da hastasının ateşini ölçmek için termometreden yararlanır. Gözlem ve ölçümlerin sonucunda elde edilen veriler, yorumlanarak değişkenler arasındaki muhtemel ilişkiler belirlenir. Elde edilen veriler tablo, grafik, resim, çizim ve yazılı metin gibi çeşitli yöntemlerle kaydedilir. fiimdi bir lastiğe ya da yaya farklı büyüklükteki ağırlıkları asarak bir dinamometre yapmaya ne dersiniz?
Lastikteki uzama miktarı uygulanan kuvvet ile doğru orantılıdır. Yani bir lastik ya da yaya uygulanan kuvvet ne kadar artırılırsa uzama miktarı da aynı oranda artar. Günlük hayatta kullandığımız el kantarı, baskül gibi tartı araçları yayların bu özelliğine göre ölçüm yapar. Ancak uygulanan kuvvetin artırılması sonucunda lastiğin kopabileceğini veya yayın esnekliğini yitirebileceğini ve uzamanın kalıcı hâle gelebileceğini dikkate almak gerekir.
Önemli not:
*Esneklik potansiyel enerjisi sıkıştırma veya gerilme miktarına ve maddenin esneklik özelliğine bağlıdır.
*Her yayın esneklik potansiyel enerjisi farklıdır. Bu enerji yayın esnekliği , sertliği , yapıldığı maddenin cinsine ve yayın helozon sayısına bağlıdır.
*Esnekliğini kaybeden bir yay eski haline dönemez.
Yay gibi cisimler esnektir. Gererek ya da sıkıştırarak onların şekillerini değiştirebiliriz. Uyguladığımız kuvveti ortadan kaldırdığımızda ise yay eski hâline döner.
Bir cismi, yayın ucuna astığımızda cismin ağırlığından dolayı yay uzar.Örneğin bir lastik yada yaya uygulanan kuvvet ne kadar artırılırsa uzama miktarı da aynı oranda artar.
YaYlAr iLe iLgİlİ ÖnEmLi nOtLaR

*****Her yayın esneklik potansiyel enerjisi farklıdır. Bu enerji yayın esnekliği , sertliği , yapıldığı maddenin cinsine bağlıdır.*****
*****Esnekliğini kaybeden bir yay eski haline dönemez.******

Yaylar esnek cisimlerdir. Yayların şeklinin değiştirilmesi yani gerilmesi veya sıkıştırılması için kuvvet uygulanması gerekir. Yayların şeklinin değiştirilmesi için uygulanan kuvvetler germe ve sıkıştırma kuvvetleridir. Yaylara uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yaylar eski haline yani denge durumuna geri dönerler.
Günlük hayatta kullanılan yayların esneklik özelliği farklıdır. Farklı kalınlıkta ve uzunluktaki yaylar farklı esneklik özelliğine sahiptir. (Amortisörlerdeki yaylar kalın ve sert, kalemdeki yay ince ve yumuşaktır).

F → Yaya uygulanan germe veya sıkıştırma kuvveti
k → Yayın yapıldığı maddeye bağlı olan yay sabiti
x → Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı

• k yay sabiti ile yayın esnekliği ve hassaslığı doğru orantılıdır.
• Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı, yaya uygulanan germe veya çekme kuvveti ile doğru orantılıdır.

Sembol Birim (SI) Birim (CGS)
Kuvvet F Newton (N) Dyn
Yay Sabiti k N/m dyn/cm
Gerilme veya Sıkışma Miktarı x m cm

F = k . x

Yayların Oluşturduğu Kuvvetler

Bir yaya germe veya sıkıştırma kuvveti uygulandığında etki – tepki prensibine göre yayda uygulanan kuvvete zıt yönde ve eşit büyüklükte itme ve çekme kuvveti uygular.
Yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme veya çekme kuvveti ile yayların sıkışma veya gerilme miktarları da artar. Bu nedenle yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet ile sıkışma veya gerilme miktarı doğru orantılıdır.
(Yayın sıkıştırılması veya gerilmesi için uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yayların eski hallerine dönme hızları artar).

a) Germe ve İtme Kuvveti :
Yayları germek için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre gerilen yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için itme kuvveti uygular. Yayları germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme kuvveti de artar.

b) Sıkıştırma ve Çekme Kuvveti :
Yayları sıkıştırmak için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre sıkışan yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için çekme kuvveti uygular. Yayları sıkıştırmak için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan çekme kuvveti de artar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN IŞIĞI ALTINDA ÇOCUĞUN EĞİTİM HAKKI-7

12/10/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
Madde 29 (1) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
"1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler;
(a) Çocuğun kişiliğinin yeteneklerinin zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
(b) İnsan haklarına ve temel özgürlüklere Birleşmiş Milletler Şartı’nda benimsenen ilkelere saygının geliştirilmesi;
(c) Çocuğun ana-babasına kültürel kimliğine dil ve değerlerine çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygının geliştirilmesi;
(d) Çocuğun anlayış barış hoşgörü cinsler arası eşitlik ve ister etnik ister ulusal ister dini gruplardan isterse yerli halktan olsun tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla özgür bir toplumda yaşantıyı sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
(e) Doğal çevreye saygının geliştirilmesi."
EK
GENEL GÖRÜŞ 1 (2001):EĞİTİMİN HEDEFLERİ
Madde 29 (1)’in önemi
1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 29 ncu madde 1 nci paragrafı geniş kapsamlı bir öneme sahiptir. Tüm taraf Devletlerin üzerinde anlaşmaya vardığı bu madde ile ortaya konulan eğitimin hedefleri; Sözleşmenin temel değeri olan her çocuğun doğuştan sahip olduğu insani saygınlığın ve çocuğun eşit ve devredilemez haklarının geliştirilmesi desteklenmesi ve korunmasıdır. Madde 29 (1)’in beş alt paragrafı ile ortaya konulan bu hedefler çocuğun özel gelişme ihtiyaçları ve farklı yetenekleri dikkate alınmak suretiyle çocuğun insani saygınlığının ve haklarının tanınması ile doğrudan doğruya ilişkilidir. Bu hedefler; çocuğun mevcut yeteneklerinin en üst seviyede geliştirilmesi (29 (1) (a)) insan haklarına saygının geliştirilmesi (29 (1) (b)) çocuğun kimliğine ve değerlerine olan duyarlılığın en üst seviyede arttırılması (29 (1) (c)) çocuğun sosyalleşmesi ve diğer kişilerle etkileşiminin geliştirilmesi (29 (1) (d)) ve çocuğun çevreye olan saygısının geliştirilmesidir.
2. Madde 29 (1) madde 28 (a) ile tanınan eğitim hakkına çocuğun doğuştan sahip olduğu saygınlığı ve haklarını yansıtan kaliteli bir yön eklemekle kalmayıp aynı zamanda eğitimin çocuk merkezli çocuğa yönelik ve çocuğa yetki veren bir eğitim olması gerektiğine duyulan ihtiyacı vurgular ve eğitim sürecinin kendisi tarafından ortaya konulan ilkelere dayanması gerektiğini belirtir (1). Her çocuğun kendisine yaşam becerileri kazandırmaya insan haklarından tam anlamı ile yararlanmasını sağlayacak şekilde kapasitesini güçlendirmeye ve uygun insan hakları değerleri ile desteklenmiş bir şekilde sahip olduğu kültürü geliştirmeye yönelik bir eğitim almaya hakkı vardır. Amaç; yeteneklerini öğrenme ve diğer yetilerini insani saygınlığını kendine olan saygısını ve kendine güvenini geliştirmek yolu ile çocuğu güçlü kılmaktır. Bu anlamda "Eğitim" klasik anlamda okula göndermenin çok ötesine geçer ve çocukların bireysel ve toplu olarak kişiliklerini yeteneklerini ve becerilerini geliştirmelerini ve toplumda tam ve tatminkar bir hayat yaşamalarını sağlayacak geniş kapsamlı hayat tecrübelerini ve öğrenme sürecini içerir.
3. Çocuğun eğitim hakkı sadece eğitime erişim (madde 28) sorunu değil aynı zamanda eğitimin içeriği sorunudur. İçeriği madde 29 (1) ile getirilen değerlere tam anlamı ile dayanan bir eğitim; her çocuğun yaşamı boyunca dengeli küreselleşme süreci ile ortaya çıkan kökten değişim döneminde karşılaşacağı durumlara insan haklarına saygılı bir şekilde yaklaşmasını sağlayacak yeni teknolojilere ve diğer olağanüstü durumlara uyumunu kolaylaştıracak vazgeçilmez bir araçtır. Bu durumlar; diğerlerinin yanı sıra (inter alia) küresel ve yerel; bireysel ve toplu; gelenekçi ve modern; uzun dönemli ve kısa dönemli değerlendirmeler; rekabet ve fırsat eşitliği; bilginin genişlemesi ve bunu özümseme yeteneği ve manevi ve maddi değerler arasındaki çekişmeyi içerir (2) . Buna rağmen eğitim hakkındaki ulusal ve uluslararası programlar ve politikalar madde 29 (1)’de yer alan hususları içeriyor gözükseler bile ya eksik noktalar taşırlar ya da düzenlenen bu hususlar yalnızca bir süs niteliğindedir.
4. Madde 29 (1) Taraf Devletlerin eğitimin geniş kapsamlı değerlere yönelik oldukları hususunda anlaşmaya vardıklarını belirtir. Bu anlaşma dünyanın dört bir yanındaki din ulus ve kültür sınırlarının üstesinden gelmektedir. İlk bakışta madde 29 (1)’de ifade edilen bazı değerlerin belli durumlarda birbiri ile çelişebileceği düşünülebilir. Bu bakımdan paragraf (1) (d)’de belirtilen bütün insanlar arasında anlayış hoşgörü ve dostluğu geliştirme çabaları; paragraf 1(c)’de yer alan çocuğun kendi kültürel kimliğine dil ve değerlerine çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygının geliştirilmesi doğrultusunda ortaya konulan politikalar ile her durumda doğrudan doğruya uygunluk göstermeyebilir. Ancak gerçekte; bu hükmün önemi eğitime dengeli bir yaklaşım geliştirmeye duyulan ihtiyacı ortaya koymasında ve bir biri ile çelişen değerleri karşılıklı görüşme ve farklılıklara saygı yolu ile uzlaştırmasında yatmaktadır. Ayrıca tarihsel süreç içinde kişi topluluklarının birbirinden ayrılmasına neden olmuş farklılıkları uzlaştırma konusunda çocukların sahip olduğu benzersiz bir yetenek bulunmaktadır.
Madde 29 (1)’in İşlevi
5. Madde 29 (1) eğitimin ulaşmaya çalıştığı farklı amaçları ortaya koyan bir listenin ya da çizelgenin çok ötesindedir. Sözleşme’nin genel çerçevesi içerisinde diğerlerinin yanı sıra aşağıda belirtilen boyutları vurgulamaya yönelik bir işlev üstlenmiştir.
6. Bu madde öncelikle Sözleşme hükümlerinin ayrılamaz bir şekilde birbirine bağlı yapısını ortaya koymaktadır. Madde çeşitli hükümlere dikkati çekmekte bu hükümleri pekiştirmekte birbirine bağlamakta ve yorum getirmektedir; maddenin bu hükümler olmaksızın tam olarak anlaşılması mümkün değildir. Sözleşmenin genel ilkelerine -ayrım gözetmeme (madde 2) çocuğun yüksek yararı (madde 3) çocuğun yaşama hayatta kalma ve gelişme hakkı (madde 6) ve çocuğun görüşlerini ifade etme ve bu görüşlerin dikkate alınması hakkı (madde 12)- ilave olarak aşağıdakilerle sınırlı olmamak kaydı ile diğer pek çok hüküm de belirtilebilir; ana-babanın hakları ve sorumlulukları (madde 18) çocuğun görüşlerini ifade etme hakkı (madde 13) çocuğun düşünce özgürlüğü (madde 14) çocuğun bilgilere erişim hakkı (madde 17) özürlü çocukların hakları (madde 23) çocuğun sağlık hakkı (madde 24) çocuğun eğitim hakkı (madde 28) azınlık gruplarına mensup çocukların dillerine yönelik ve kültürel hakları (madde 30).
7. Çocuk hakları içerikten yoksun ayrıştırılmış ya da bağımsız değerler olmayıp kısmen madde 29 (1) ile Sözleşme’nin önsözünde tanımlanan geniş ahlaki çerçeve içinde yer alırlar. Sözleşme’ye yönelik pek çok eleştiri özellikle bu hüküm ile cevaplanmıştır. Örneğin bu madde; ana-babaya saygının önemini; hakları geniş bir ahlaki tinsel manevi kültürel ve sosyal çerçeve içinde ele almaya duyulan ihtiyacı ve pek çok çocuk hakkının dışarıdan zorlama yolu ile yerleştirilmekten uzak olup yerel toplumun değerleri arasında yer aldığını vurgulamaktadır.
8. İkinci olarak madde eğitim hakkının geliştirilmesi sürecine de büyük önem vermektedir. Bu bağlamda diğer hakların kullanımını geliştirme çabaları hafife alınmamalı tam tersine eğitim sürecinde yer alan değerlerle desteklenmelidir. Bu sadece müfredatın içeriğini değil aynı zamanda eğitim sürecini pedagojik yöntemleri ev okul ya da başka bir yer olsun eğitimin verildiği çevreyi kapsamına almaktadır. Okul kapısından içeri girmekle çocuklar insan haklarını kaybetmezler. Bu bağlamda örneğin eğitim çocuğun doğuştan sahip olduğu saygınlığa saygı göstermeyi sağlayacak ve çocuğun madde 12 (1)’e uyumlu olarak görüşlerini serbestçe açıklamasına ve okul hayatına katılmasına imkan verecek şekilde olmalıdır. Madde 28 (2)’de vurgulanan disiplinin sınırlarına tam anlamı ile uyan ve okullarda şiddet karşıtı olmayı teşvik eden bir eğitim sağlanmalıdır. Komite’nin sonuç gözlemlerinde tekrar tekrar belirttiği gibi fiziksel ceza ne çocuğun doğuştan sahip olduğu saygınlık ne de okul disiplininin katı sınırları ile bağdaşır. Madde 29 (1) ile getirilen değerlere uygunluk okulların tam anlamı ile çocuk merkezli olmasını ve tüm açılardan çocuğun saygınlığına uygun davranmasını gerektirir. Çocuğun okul hayatına katılımı okul topluluklarının ve konseylerinin oluşturulması çocuğa yakın eğitim ve danışmanlık ve çocukların okulun disiplin görüşmelerinde yer alması öğrenmenin ve haklarını kullanmanın bir parçası olarak desteklenmelidir.
9. Üçüncü olarak; madde 28 Taraf Devletlerin eğitim sistemlerinin kurulması ve bunlara erişimin sağlanmasına yönelik yükümlülüklerine odaklanırken madde 29 (1) bireysel ve sübjektif özel nitelikli eğitim hakkını vurgulamaktadır. Çocuğun üstün yararına uygun davranmanın önemini vurgulayan Sözleşme ile uyumlu olarak bu madde ile çocuk merkezli eğitimin önemi vurgulanmaktadır: Buna göre eğitimin temel hedefi her çocuğun kendine özgü karakter özellikleri merakları becerileri ve öğrenme ihtiyaçları olduğu gerçeğini göz önüne alarak bireysel olarak çocuğun kişiliğini yeteneklerini ve becerilerini geliştirmektir (3). Böylece müfredatın çocuğun sosyal kültürel çevresel ve ekonomik içeriğinin yanı sıra hem mevcut hem de gelecekteki ihtiyaçları ile doğrudan ilgili bulunması ve çocuğun gelişen yeteneklerini tam anlamı ile dikkate alması gerekir; öğretim yöntemleri farklı çocukların farklı ihtiyaçları doğrultusunda biçimlenmelidir. Ayrıca eğitim her çocuğun gerekli yaşam becerilerini kazanması ve okulu bitiren her çocuğun hayatta karşılaşacağı çeşitli durumlarla baş edebilme becerisine sahip olmasını güvence altına alma amacına yönelmelidir.
10. Sözleşmenin 2 nci maddesinde sayılan herhangi bir nedenden kaynaklanan açık ya da kapalı ayırımcılık çocuğun insani saygınlığına zarar verir ve çocuğun eğitim olanaklarından yararlanma imkanını ya sekteye uğratır ya da tamamen yok eder. Çocuğun eğitim olanaklarına erişimini engellemek esasen Sözleşme’nin 28 nci maddesi kapsamında ele alınacak bir sorun olmakla beraber 29 (1) maddesi ile getirilen hükümlerle çelişmek de benzer bir etki doğuracaktır. Bu konuya ilişkin uç bir örnek olarak kadın-erkek eşitliği ile bağdaşmayan ilkeler içeren bir müfredat hazırlanarak uygulamalar ile cinsiyet ayrımcılığının yaratılması düzenlemeler ile kızlara sunulan eğitim olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanması kızların katılımının güvenli ya da uygun olmayan çevresel etkenlerle özendirilmemesi verilebilir. Pek çok eğitim sistemlerinde ve ev de dahil olmak eğitim verilen diğer yerlerde özürlü çocuklar bakımından yapılan ayrımcılıkla da sıklıkla karşılaşılır (4). HIV/AIDS virüsü taşıyan çocuklara karşı da her durumda ve her yerde ayrımcılık yapılmaktadır (5). Bütün bu ayırımcı uygulamalar madde 29 (1) (a) ile ortaya konan eğitimin çocuğun kişiliğini yeteneklerini zihinsel ve fiziksel becerilerini en üst düzeyde geliştirmeye yönelik olması gereği ile doğrudan çelişmektedir.
11. Ayrıca Komite madde 29 (1) ile ırkçılığa ırk ayrımcılığına yabancı düşmanlığına ve hoşgörüsüz davranışlara karşı verilen mücadele arasındaki bağlantıya dikkat çekmek istemektedir. Cehaletin; ırksal etnik dinsel kültürel dilsel ve diğer farklılıklara karşı duyulan yersiz korkunun; ön yargıların bulunduğu ya da bu değerlerin öğretildiği veya yayıldığı ortamlarda ırkçılık ve benzeri yaklaşımlar büyük bir artış göstermektedir. Bu durumların güvenilir ve daimi panzehiri 29 (1) maddesi ile ortaya konan değerleri anlayan ve yansıtan farklılıklara saygıyı ve ayrımcılık ile ön yargının her çeşidine karşı mücadeleyi içeren bir eğitimdir. Eğitim ırkçılığın ve benzeri durumların kötü yönlerine karşı düzenlenen bütün kampanyalarda birinci öncelikli konu olarak ele alınmalıdır. Ayrıca tarihsel süreç içinde yaşandığı ve bazı toplumlarda açıkça ortaya konulduğu gibi ırkçılık hakkında öğretime önem verilmesi gerekir. Irkçı davranış sadece "diğerleri" tarafından gerçekleştirilen bir şey değildir. Bu nedenle insan ve çocuk hakları ile ayrımcılık yapmama konularında eğitim verilirken çocuğun içinde bulunduğu topluluğa odaklanmak da çok önemlidir. Böyle bir eğitim ile ırkçılığın etnik ayrımcılığın yabancı düşmanlığının ve diğer hoşgörü içermeyen davranışların engellenmesi yolunda önemli bir katkıda bulunulmuş olur.
12. Dördüncü olarak madde 29 (1) sunulan eğitim olanaklarının eğitimin fiziksel zihinsel ruhsal ve duygusal yönleri ile fikri sosyal ve uygulama boyutunu çocukluğu ve ömür boyu süren yönlerini dengeli bir şekilde geliştirmeye yöneldiği geniş kapsamlı bir eğitim yaklaşımı getirmektedir. Eğitiminin genel amacı çocuğun yeteneklerini geliştirme ve çocuğun özgür bir topluma tam ve sorumlu bir şekilde katılımına fırsat tanımaktır. Ayrıca özellikle bilgilerin öğretilmesine rekabetin körüklenmesine ve çocuk üzerine büyük yük binmesine yol açan bir öğretim tipinin çocuğun yetenek ve becerilerinin en üst düzeyde uyumlu olarak gelişimini ciddi bir şekilde engelleyeceği hususu belirtilmelidir. Eğitim çocuk merkezli olmalı bir birey olarak çocuğa ilham vermeli ve çocuğu güdülemelidir. Okullarda insani bir ortam yaratılmalı ve yetenekleri doğrultusunda çocukların gelişimine olanak tanınmalıdır.
13. Beşinci olarak Sözleşme ile ortaya konan birleştirilmiş ve geniş anlamda barış hoşgörü ve doğal çevreye saygı için eğitimi de kapsayan çeşitli özel ahlaki değerleri geliştiren ve vurgulayan nitelikte geliştirilen bir eğitime duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bu çok yönlü (multidisipliner) bir yaklaşımı gerektirebilir. Madde 29 (1)’deki değerlerin geliştirilmesi ve uygulanması sadece başka yerlerdeki sorunlara değil çocuğun kendi toplumunda yaşanan sorunlara odaklanmak için de gereklidir. Bu bağlamda eğitim aile içinde gerçekleştirilmelidir ancak okulun ve toplumun da önemli bir rol üstlenmesi gerekir. Örneğin; doğal çevreye saygısının geliştirilmesi için eğitimin çevre ile ilgili hususlar ve sürdürülebilir gelişme ile sosyo-ekonomik sosyo-kültürel ve nüfus unsurları arasında bağlantı kurması zorunludur. Benzer şekilde doğal çevreye saygı çocuk tarafından evde okulda ve toplumda öğrenilmeli ulusal ve uluslar arası sorunlar kapsama alınmalı; çocuk yerel bölgesel ve küresel çevre ile ilgili projelere aktif bir biçimde katılmalıdır.
14. Altıncı olarak diğer insan haklarının geliştirilmesi ve birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunun anlatılabilmesi için uygun eğitim olanaklarının hayati bir önemi olduğu vurgulanmaktadır. Çocuğun özgür bir topluma tam ve sorumlu bir şekilde katılma yeteneği sadece eğitime erişiminin engellenmesi ile değil aynı zamanda bu madde ile benimsenen değerlerin geliştirilmemesi ve yaygınlaştırılmaması ile de sınırlanabilir veya yok edilebilir.
İnsan Hakları Eğitimi
15. Madde 29 (1) 1993 yılında Viyana’da toplanan İnsan Hakları Dünya Konferansı’nda insan hakları eğitimine ilişkin çeşitli programların temel taşı olarak görülmüş ve uluslar arası kuruluşlar tarafından teşvik edilmiştir. Bununla birlikte belirtilen faaliyetler esnasında çocuk haklarına her zaman gereken önem verilmemektedir. İnsan hakları eğitiminin insan haklarına yönelik anlaşmaların içeriği hakkında da bilgi sağlaması gerekir. Ayrıca çocukların ister evde ister okulda isterse toplumda olsun insan haklarını insan hakları standartlarının uygulamaya geçirildiğini görerek öğrenmesi gerekir. İnsan hakları eğitimi kapsamlı yaşam boyu süren bir süreç olmalı ve çocukların günlük hayatlarına insan hakları değerlerinin yansıtılması ile başlanmalıdır (6).
16. Madde 29 (1) ile getirilen değerler barış ortamlarında yaşayan çocuklar için önemli olmakla birlikte çatışma ve savaş koşullarında yaşayan çocuklar için çok daha önemlidir. Dakar Eylem Planında belirtildiği gibi; karşılıklı anlayış barış ve hoşgörüyü teşvik ederek şiddet ve çatışmayı önlemeye çalışan eğitim programlarının çatışma doğal düşmanlıklar ve dengesiz durumlardan etkilenen eğitim sistemlerinin içeriğine dahil edilmesi gerekir (7). Uluslar arası insan hakları hukuku hakkında eğitim de önemli olmakla birlikte genellikle madde 29 (1)’in etkisini arttıracak çabalar ihmal edilmektedir.
Uygulama İzleme ve Değerlendirme
17. Bu maddede ortaya konan hedefler ve değerler genel bir ifade ile açıklanmış olup etkileri çok geniş kapsamlıdır. Bu durum bir çok Taraf Devleti ilgili ilkeleri yasal düzenlemelerinde ya da idari yönergelerinde yansıtma gereğini yersiz veya gereksiz görmeye itmiştir. Bu esasen temeli olmayan bir düşüncedir. Ulusal hukuk ve politikada özel yasal düzenlemelerin bulunmadığı durumlarda ilgili ilkelerin eğitim politikalarını gerçek anlamda etkileyecek şekilde kullanılması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle Komite tüm Taraf Devletleri; bu ilkeleri tüm eğitim politikalarına ve mevzuatlarına her düzeyde koymak konusunda gerekli önlemleri almaya davet etmektedir.
18. Madde 29 (1)’in etkili bir şekilde uygulamaya geçebilmesi için okul programlarına eğitimin çeşitli hedeflerinin eklenmesi yolunda ciddi çalışmalar yapılmalı ders kitapları ve diğer öğretim materyalleri ile teknolojiler ve okul politikaları gözden geçirilmelidir. Hedefleri ve değerleri gerçek anlamda değişiklikler yapmaksızın mevcut sisteme katmaya çalışan yaklaşımların yetersiz kalacağı açıktır. İlgili değerlerin genişletilmiş okul programları ile bütünleştirilmesi ve uygulanması bu değerleri başkalarına aktaracak geliştirecek öğretecek kişiler bu değerlerin önemini benimsemedikçe mümkün değildir. Madde 29 (1) ile ortaya konan ilkelerin yaygınlaştırılabilmesi için öğretmenlere eğitimde görev alan yöneticilere ve çocuk eğitimi ile ilgilenen diğer kişilere hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim verilmesi zorunludur. Okullardaki eğitim yöntemlerinin Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ruhu ile eğitim felsefesini ve madde 29 (1) ile ön görülen eğitim hedeflerin yansıtması gerekir.
19. Ek olarak okul ortamının madde 29 (1) (b) ve (d)’de ortaya konduğu gibi etnik ulusal ve dini gruplar ile yerli gruplara mensup kişiler de dahil tüm insanlar arasında anlayış barış hoş görü eşitlik ve dostluk ruhunu yansıtması gerekir. Şiddete ve ayrımcı uygulamalara izin veren bir okul madde 29 (1) ilkelerine uygun olamaz. "İnsan Hakları Eğitimi" terimi genellikle asıl kapsamından çok farklı bir düzeyde kullanılmaktadır. Klasik insan hakları eğitimine ek olarak ihtiyaç duyulan insan hakları ile değer ve politikaların sadece okullar ve üniversiteler bünyesinde değil tüm toplum düzeyinde yaygınlaştırılmasıdır.
20. Genel olarak bakıldığında Taraf Devletler Sözleşme’den kaynaklanan yükümlülüklerini; madde 42 ile getirilen hükümlere uygun olarak Sözleşme metninin geniş kapsamlı dağılımını gerçekleştirmedikleri sürece tam anlamı ile yerine getiremezler. Bu durum çocukların da günlük hayatlarında çocuk hakları savunucuları ve ilkelerin yayılmasını sağlayan kişiler olması sonucunu doğuracaktır. Geniş kapsamlı bir dağıtımın sağlanabilmesi için Taraf Devletler bu amacı gerçekleştirmek uğruna aldıkları önlemleri bildirmeli ve İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Bürosu Sözleşmenin değişik dillerden kopyasını içeren kapsamlı bir veri tabanı oluşturmalıdır.
21. Madde 29 (1) ile ortaya konan değerlerin ve hedeflerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra bu amaçları yaygınlaştıran diğer kişilerin çabalarının göz ardı edilmemesinin sağlanmasında geniş bir açıdan bakıldığında medyanın da kilit bir rol üstlendiği görülür. Hükümetler Sözleşme’nin 17 (a) maddesi uyarınca "kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik etmeye" yönelik her türlü uygun tedbiri almak zorundadır(8).
22. Komite Taraf Devletleri eğitime dinamik bir süreç olarak daha fazla bir özen göstermeye ve madde 29 (1) çerçevesinde zaman içinde meydana gelen değişikliklere ayak uydurmaya davet eder. Her çocuğun kaliteli bir eğitim alma hakkı vardır ve bu kaliteli eğitim öğrenimin olduğu ortamın kalitesine öğretme ve öğrenme süreçleri ile materyallere ve ortaya çıkan sonuçlara göre belirlenir. Komite kaydedilen ilerlemeyi gösterecek araştırmaların (anketlerin) yapılmasının önemini vurgular; bu araştırmalar sürece katılan tüm tarafların halen okumakta olsun ya da olmasın çocukların öğretmenlerin ve gençlik önderlerinin ana-babaların eğitim alanındaki eğitici ve idarecilerin görüşlerine dayanmalıdır. Bu bağlamda Komite; çocukların ana-babaların ve öğretmenlerin eğitime ilişkin kararlara katkıda bulunması amacını taşıyan ulusal düzeyde izleme çalışmalarının önemini vurgulamaktadır.
23. Komite Taraf Devletleri madde 29 (1)’de sıralanan amaçları gerçekleştirmek ve izlemek üzere ulusal düzeyde kapsamlı bir eylem planı oluşturmaya davet etmektedir. Bu plan geniş kapsamlı olarak çocuklar için ulusal eylem planı ulusal insan hakları eylem planı ya da ulusal insan hakları eğitimi stratejisi olarak geliştirecek olursa hükümetin bu planda madde 29 (1) ile ortaya konulan tüm konulara değinildiğini ve çocuk hakları açısından bir bakış açısı geliştirildiğini güvence altına alması gerekir. Komite eğitim politikası ve insan hakları eğitimi ile ilgilenen Birleşmiş Milletleri ve diğer uluslar arası kuruluşları madde 29’un uygulanmasını etkin kılmak için daha iyi bir koordinasyon kurmaya teşvik eder.
24. Bu maddede yer alan değerleri yaygınlaştırmaya yönelik yöntem ve programların insan hakları ihlali içeren tüm durumlarda hükümetin göstereceği standart tepkinin bir parçası olması gerekir. Bu bağlamda örneğin ırkçılık ırk ayrımcılığı yabancı düşmanlığı ve benzeri durumların 18 yaşından küçüklere yönelik olduğu durumlarda hükümetin genel olarak Sözleşme ile ve özelde madde 29 (1) ile getirilen değerleri tam olarak yayamadığı düşünülebilir. Bu durumda madde 29 (1) çerçevesinde uygun olan ek tedbirlerin alınması ve Sözleşme ile tanınan haklara sahip çıkmada olumlu rol oynayacak eğitim tekniklerinin araştırılması ve benimsenmesi gerekir.
25. Taraf Devletler madde 29 (1)’e uygun olmayan mevcut politika ve uygulamalar dolayısıyla ortaya çıkacak şikayetlere cevap verecek bir yeniden değerlendirme yöntemi oluşturmayı düşünmelidir. Böyle bir gözden geçirme yöntemi mutlaka yeni hukuki idari ya da eğitici kurumların oluşturulmasını gerektirmez. Bu mevcut ulusal insan hakları enstitüleri ya da idari kurumlar tarafından yapılabilir. Komite bu maddeye ilişkin rapor sunan her Taraf Devletten Sözleşme ile uyumlu olmadığı ileri sürülen tüm mevcut yaklaşımları yeniden gözden geçirecek ulusal ya da yerel düzeydeki olanakları belirlemelerini rica etmektedir. Bu gözden geçirmenin nasıl başladığı ve rapor dönemi boyunca ne kadar gözden geçirme yapıldığına ilişkin bilginin verilmesi gerekir.
26. Madde 29 (1) ile ilgili Taraf Devlet raporlarının incelenmesine daha iyi bir şekilde odaklanmak için ve madde 44’de ön görülen raporların mevcut durumu ve karşılaşılan zorlukları yansıtması gerekliliğinden hareketle Komite her taraf devletten periyodik raporunda devletin kendi yetki alanı içinde bu hükümdeki değerleri yaygınlaştırmak için gösterilen en üstün çabayı ve belirlenen sorunlara geçen beş yıl içinde en uygun çözümü getiren faaliyeti ayrıntılı bir şekilde açıklamasını istemektedir.
27. Komite Sözleşme’nin 45 nci maddesinde rolü belirlenen Birleşmiş Milletler organlarını temsilcilerini ve diğer ilgili organları Komite’nin madde 29 (1) ile ilgili olarak çalışmalarına daha aktif ve sistematik olarak katılmaya çağırmaktadır.
28. Madde 29 (1) ile uyumu gerçekleştirmeye yönelik ulusal eylem planlarının uygulamaya konulması madde 4’de belirtildiği gibi insani ve mali kaynakların mümkün olan en üst düzeyde kullanılabilir olmasına bağlıdır. Bu nedenle Komite Taraf Devletin zorunlu önlemleri almamasının kaynaklardaki kısıtlılığa bağlanmasını bir gerekçe olarak kabul etmemektedir. Bu bağlamda ve Taraf Devletlere yüklenen uluslar arası işbirliğini hem genel olarak (Sözleşme’nin 4 ncü ve 45 nci maddeleri) hem de eğitime ilişkin olarak (madde 28 (3)) teşvik etme ve yaygınlaştırma yükümlülüğünün ışığı altında Komite Taraf Devletleri madde 29 (1) ile getirilen ilkeleri gerçekleştirmeye yönelik programlar hakkında gelişen bir işbirliği sağlamaya teşvik etmektedir.
NOTLAR
1. Bu bağlamda Komite; Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesinin eğitim hakkına ilişkin diğerlerinin yanı sıra (inter alia) Uluslararası Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinin 13 (1) maddesi gereğince eğitimin hedefleri ile ilgili Genel Görüş No.13 (1999)’u da dikkate alır. Ayrıca Komite Sözleşmenin 44 ncü madde 1 (b) paragrafı uyarınca taraf Devletler tarafından sunulması gereken periyodik raporların şekil ve içeriğine ilişkin genel ilkelere de dikkati çekmektedir. (CRC/C/58) parag.112-116.
2. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı Learning: The Treasure Within (Öğrenme: İçindeki Hazine) 21 nci Yüzyılda Eğitim Hakkında Uluslararası Komisyon Raporu 1996 s.16-18.
3.BirleşmişMilletlerEğitimBilim ve Kültür Teşkilâtı The Salamanca Statement and Framework for Action on Special Needs Education (Özel İhtiyaçlar Eğitimi Hakkında Salamanca Belgesi ve Eylem Planı) 1994 s.viii.
4. Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesinin özürlü kişiler hakkındaki 5 nolu Genel Görüşüne (1994) bakınız.
5. Çocuk Hakları Komitesi tarafından HIV/AIDS’in bulunduğu dünyada yaşayan çocuklar hakkında 1998 yılında yapılan genel görüşmenin ardından benimsenen tavsiyelere bakınız (A/55/41 parag.1536).
6. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları On Yılını ilan eden 23 Aralık 1994 tarih ve 49/184 sayılı Genel Kurul kararına bakınız.
7. Herkes için Eğitim: Toplu Taahhütlerimizi Kaynaştırma Dünya Eğitim Forumunda kabul edilen Dakar 26-28 Nisan 2000.
8. Komite 1996 yılında çocuk ve medya hakkındaki genel tartışmada ortaya atılan tavsiyeleri hatırlatmaktadır. (bkz.A/53/41 parag.1396).
1996 – 2001
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Yüksek Komiserliği Bürosu
Cenevre İsviçre

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BİREY VE TOPLUM-İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ-SOSYAL BİLGİLER DER

12/10/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

İnsanların sahip oldukları bilgileri, duyguları ve düşünceleri çeşitli yöntemler kullanarak başkalarına aktarmalarına iletişim denir.

BAŞLICA İLETİŞİM YOLLARI:

1-SÖZLÜ İLETİŞİM:  Karşılıklı konuşmaya dayalı iletişimdir.


2-YAZILI İLETİŞİM: Yazı yoluyla sağlanan iletişimdir. Not, mektup, gazete, dergi ve kitaplardaki yazılar veya yazılı işaretler aracılığı ile yapılan iletişimdir.


3-HAREKETLERLE İLETİŞİM: Jest, mimik ve çeşitli hareketlerle sağlanan iletişimdir. Sözsüz veya Beden dili ile iletişim de denilebilir. Hareketlerle iletişim sağlarken insanlarla aynı kültürden olmamız gerekir.Aksi takdirde yapacağımız hareketlerin yanlış anlaşılması kaçınılmazdır.Bu tür iletişim yolunu genellikle işitme engelli insanlarımız kullandığı gibi işitme problemi olmayan insanlarımız da kullanabilmektedir.Selam veren bir insana başımızı sallamamız gibi .

ETKİLİ BİR İLETİŞİMİN TEMEL ŞARTLARI:

1-Bireyin Kendini Tanıması: Kendisini tanıyan ve sahip olduğu özelliklerin farkında olan bir kişi çevresindeki insanları daha kolay algılar ve tanır, onlarla daha kolay ve uyumlu bir iletişim sağlar.


İlim, ilim bilmektir, İlim, kendin bilmektir, Ya kendin bilmezsen, Bu nasıl okumaktır? (YUNUS EMRE)

2-Etkili Anlatım: Karşımızdaki insanlarla konuşurken;


-Yorgun bir şekilde topluluk önüne çıkmamalıyız,


- Konuşurken doğal olmalıyız, yapmacık konuşma ve hareketlerden kaçınmalıyız,


- Dinleyici ile göz teması kurarak onun zihnine ve gönlüne girmeye çalışmalıyız, ona pozitif enerji vermeye çalışmalıyız,


- Ses tonumuzu sürekli olarak konuşmamızın içeriğine göre ayarlamalıyız, tek düze bir konuşma insanın dikkatini çekmez.


- Kullandığımız kelime ve cümlelerin karşımızdaki insanların anlayabileceği düzeyde olmasına dikkat etmeliyiz,


- Jest ve mimiklerimizi, bedenimizi konuşmamızın içeriğine uygun olarak kullanmalıyız,


- Konuşma süresini uzun tutarak dinleyenleri sıkmamalıyız.


Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.(TÜRK ATASÖZÜ)


Öğrenilmesi gereken ilk dil tatlı dildir.(BARIŞ MANÇO)


Bir kimsenin, ne söyleyeceğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleyeceğini de bilmesi gerekir.(ARİSTO)


Düşüncelerini tam ve yerinde belirtmeyen insan yanlış tartılarla tam iş görmeye çalışan satıcıya benzer.(GOETHE)

3-Etkili Dinleme: Etkili bir dinleme yapabilme için;


- Konuşmacı ile göz teması sağlamalıyız,


- Kendimizi rahat ve hafif tutmalıyız,


- Karşımızdaki insan konuşurken “evet”,”demek öyle”,”gerçekten mi?”gibi tepkiler vererek onu dinleme isteğimizin olduğunu ona hissettirmeliyiz,


- Konuşmacıyı dinlerken empati kurmalı, kendimizi onun yerine koymalıyız,


- Asla konuşmacının sözlerini kesmemeliyiz, sorularımızı ve eleştirilerimizi sona saklamalıyız,


- Dikkat dağıtacak davranışlardan kaçınmalıyız, dikkat dağıtacak unsurları da ortadan kaldırmalıyız.


Söz dinlemeyi bilmeyen söz dinletmeyi bilemez.(ARİSTO)


Söz gümüş ise sükut altındır. (TÜRK ATASÖZÜ)

4-Empati Kurma:Dış dünyayı karşımızdaki insanın penceresinden,yani onun penceresinden görmeye çalışmak demektir.Bir başka deyişle kendimizi onun yerine koymak demektir.Empati kurmak başka insanlarla iletişimimizin gücünü artırır.Normal zamanlarda bile kullanmamız gereken bu düşünce etkinliğini özellikle herhangi bir insanla çatışmaya düştüğümüzde onunla aramızda bir sorun yaşanmaması  ve iletişim kopukluğu olmaması için muhakkak kullanmamız gerekir.

NOT: Araştırmalara göre, insanların yüz yüze kurdukları iletişimde kelimelerin %7,ses tonunun %38, beden dilinin ise %55 önem taşıdığını, iletişimin yaklaşık %93’ünün sözcük kullanılmadan yapıldığını biliyor muydunuz?

İLETİŞİMİ ZORLAŞTIRAN DAVRANIŞLAR:

1- Karşımızdaki insanı yönlendirmeye çalışmak.


2- Karşımızdaki insanı eleştirmek, suçlayıcı davranmak ve yargılamak.


3- Çok veya alakasız sorular sormak.


4- Teselli etmek, konuyu değiştirmeye çalışmak.


5- Teşhis, tanı koymak.


6- Konuştuğumuz kişinin adını öğrenmeye çalışmamak veya adını hiç kullanmamak.


7- Karşımızdaki insanlara takma isimleriyle hitap etmek,


8- Argo(Düşük seviyeli sokak ağzı) ve hakaret içerikli konuşmalar yapmak.


9- Kendi düşünce ve fikirlerimizi tek doğru olarak kabul etmek, başkalarının duygu ve düşüncelerini önemsememek ve saygı göstermemek.


10- Ön yargılı davranmak. İnsanları oldukları gibi kabul etmemek.


11- Sözünden dönmek, alay etmek, oyalayıcı davranmak.

ÇATIŞMA NEDİR, UZLAŞMA NASIL SAĞLANIR?

Çatışma, bir ya da birden çok kişinin herhangi bir konu üzerinde anlaşamadığı zaman ortaya çıkar. İnsanların gereksinimleri, istekleri birbirleriyle ters düştüğü zaman çatışma yaşanır. Bazı çatışma durumlarında çatışma içerisinde yer alan kişilerin söylemleri ve davranışları birbirinden farklıdır ve bireyler bunu farklı algılarlar. Bu farklı bakış açıları algılamalarda çatışmaya yol açar. Hepimiz zaman zaman farklı düşündüğümüz için çatışma yaşarız. Aslında bu insan olmanın özelliğidir aynı zamanda. empati yaparak, karşımızdakileri anlayabilir ve kurduğumuz etkili bir iletişimle çatışmalarımızı uzlaşma zeminine kaydırabiliriz. Siyaset, Futbol, Kültürel farklılıklar, Kuşak çatışması, İnanç ayrılıkları en çok çatışma yaratan konulardır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Geometri-DOĞRULAR VE AÇILAR-7.SINIF MATEMATİK

12/10/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

AÇI :  Aynı doğru üzerinde olmayan, başlangıç noktaları ortak olan iki ışının birleşim kümesine Açı denir.

  Açıyı oluşturan iki ışının kesişim kümesine AÇININ KÖŞESİ, bu ışınlara ise AÇININ KOLLARI denir.                                                                                                 

Açılar iki şekilde okunur
                                                 

1) Işınların nokta adları alınarak:

         ABC  açısı veya  CBA  açısı

2) Sadece başlangıç noktası alınarak:

B açısı şeklinde okunur.


Bir açı, bulunduğu bölgeyi üç bölgeye ayırır; (Yukarıdaki şekildeki gibi)

1) Açının Kendisi

2) Açının Dış Bölgesi

3) Açının  İç Bölgesi

Açı ölçüsü DERECEDİR.  Açıların ölçüsünü bulmak için AÇI ÖLÇER veya İLETKİ kullanılır.


ÖZEL AÇILAR

1) Dar Açı: Ölçüsü 0º `den büyük ve 90º`den küçük açılara Dar açı denir.

2) Dik Açı: Ölçüsü 90º olan açıya Dik Açı denir.

3) Geniş Açı: Ölçüsü 90º`den büyük 180º`den küçük olan açıya Geniş Açı demir.

4) Doğru Açı: Ölçüsü 180º olan açıya Doğru Açı denir.

5) Tam Açı: Ölçüsü 360º olan açıya Tam Açı denir.

6) Tümler Açı: İki açının ölçüleri toplamı  90º  olan açıya Tümler Açı denir.

7) Bütünler Açı: İki açının ölçüleri toplamı 180º  ise bu açılara Bütünler Açı denir. 

8) Bir Noktada Kesişen İki Doğrunun Oluşturduğu Açılar:

    a) Komşu Açılar: Başlangıç noktaları aynı iki veya daha fazla açıya Komşu Açılar denir.

    b) Komşu Tümler Açılar: Başlangıç noktaları aynı, ölçüleri toplamı 90º olan iki farklı açıya Komşu Tümler Açılar  denir.

   c) Komşu Bütünler Açılar: Başlangıç noktaları aynı, ölçüleri toplamı 180º  olan açıya Komşu Bütünler Açılar denir.

    d) Ters Açılar: Köşeleri ortak ve kenarları birbirine zıt ışınları olan iki açıya Ters Açı denir. Ters açıların ölçüleri birbirine eşittir.

9) Paralel İki Doğrunun Bir Kesenle Yaptığı Açılar

 a) YÖNDEŞ AÇILAR: Şekildeki A ve F, D ve G,

E ve C, B ve H gibi konumlanan açılara

Yöndeş Açılar denir. Yöndeş açılar                                 

 birbirine eşittir.                                                                                                                           

                                                                                                                        

  b) TERS AÇILAR: Köşeleri ortak ve kenarları

birbirine zıt ışınları olan iki açıya Ters Açı denir.

Ters açıların ölçüleri birbirine eşittir.

  c) DIŞ TERS AÇILAR: Şekildeki G ve A, H ve C açıları gibi konumlanan açılara Dış Ters Açılar denir. Dış ters açıların ölçüleri birbirine eşittir.

 d) İÇ TERS AÇILAR:Şekildeki B ve E, D ve F açıları gibi konumlanan açılara İç Ters Açılar denir.

 e) KARŞI KONUMLU AÇILAR: Şekildeki B ve F, E ve D açıları gibi konumlanan açılara Karşı Konumlu Açılar denir. Karşı konumlu açıların toplamı 180º`dir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7.Sınıf Fen ve Teknoloji-Vücudumuzda Sistemler-Boşaltım Sistemim

10/10/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

http://www.med.gazi.edu.tr/egitim/donem1/dersler/Hucrebolunmeleriaekmekci_dosyalar/image032.jpg
Hücreler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra; hücre yüzeyi, hücrenin besin alınımı, artık maddelerin atımı ve gaz alış verişi gibi ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelir.Çünkü hücre bir küre olarak düşünülürse; hacim yarıçapın küpüyle, yüzey ise karesiyle doğru orantılı olarak büyür.

Ayrıca hücre büyüdükçe sitoplazma / çekirdek oranı büyüyeceğinden, çekirdeğin etki alanı küçülecektir.Bu durum hücre için tehlikelidir.Bu nedenlerden dolayı hücre, yüzeyini artırmak ve sitoplazma / çekirdek oranını küçültmek için bölünmeye başlar.Hücrenin hücresel, materyalini eşit olarak yavru hücrelere aktardığı bölünme tipine “Mitoz Bölünme” denir.

Mitoz bölünme; bir hücreli canlılarda üremeyi sağlarken, çok hücrelilerde zigottan itibaren büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.Mitoz bölünme farklı hücrelerde farklı sıklıkta meydana gelmekle birlikte kas ve sinir hücrelerinde görülmez.

Bir hücrenin hayatı interfaz evresi ve bölünme evresi olarak 2’ye ayrılır ve buna “Hücre Siklusu” (Hücre döngüsü) adı verilir.İnterfaz evresinde hücre; DNA Replikasyonu için hazırlık yapar(G1 fazı), DNA’sını repike eder(S fazı) ve bölünme sırasında metabolizma durduğu için ATP depolayarak bölünmeye hazırlık yapar.(G2 fazı)

Bu bölümde mitoz bölünmeyi safha safha değilde bir hikaye gibi kesintisiz anlatmaya çalışacağız;

Hücre hazırlık evresi olan interfazdan çıkıp, mitoz bölünmeye başladığında ışığı kırma gücü artar ve akışkanlığını büyük ölçüde kaybeder.Sitoplazma jelleşir.Çekirdek içinde kromozomal proteinlerle birleşmiş olan DNA, kromatin ipliği şeklinde görülmeye başlar.Buna “Kromonema” denir.Bölünme ilerledikçe kromatin iplikleri kendi üzerine kıvrılarak kısalıp kalınlaşmaya devam eder.İnce uzun yapılı iken nukleus içine gelişi güzel dağılan kromozomal iplikler, kısalıp kalınlaştıkça nukleusun çevresine doğru çekilirler ve nukleus zarı parçalanır.Bu evrede kromozomların( kısalıp kalınlaşan kromonema’ya artık kromozom diyebiliriz) birbirine eşit iki kromatidten oluştuğunu ve bir sentromerle bir arada tutulduğunu görmek mümkündür.(Bu kromatidler, DNA’nın replikasyonundan sonra oluşmuşlardır.) Nukleus zarının parçalanmasıyla hücrenin merkezi daha akışkan bir hâl alır ve kromozomlar merkeze doğru hareket ederek merkezde bir dizi oluştururlar.Ekvatoral tablada dizilen kromozomlar sentromerlerinde ki kinetokorları ile iğ ipliklerine bağlanırlar.Daha sonra bütün kromozomların kardeş kromatidleri aynı anda birbirlerinden ayrılarak karşı kutuplara çekilmeye başlarlar.Bu devreye kadar kısalıp kalınlaşmaya devam eden kromozomlar; sentromerleri önde, kolları arkada olacak şekilde kutuplara çekilirler.Kutuplara erişen kromozomlar spirallerini(katlanmalarını) çözerek kromonema iplikleri haline gelirler.Daha sonra bunların etrafında nukleus zarı şekillenmeye başlar.Bu arada sitoplazma da 2’ye bölünmeye başlamıştır.Sitoplazmanın da bölünmesinin tamamlanmasıyla yavru hücreler oluşur.Bu yavru hücreler birbirinin ve kendisini oluşturan anaç hücrelerin birer kopyasıdır.Yeni oluşan bu hücreler artık birer yeni anaç hücrelerdir ve bölünme gerçekleştirebilmek için interfaz evresindedirler.

Bölünme olayını bir hikaye gibi öğrenmenin ardından şimdi ise bölünme safhalarının hangi olayla başlayıp hangi olayla bittiğine değinelim;

Profaz: Kromonemanın görülmesi ile başlar.Kromozomların nukleus çevresine çekilip, nukleus zarının kaybolması ile sona erer.

Metafaz: Nukleus zarının kaybolması ile başlar.Kromozomların ekvatoral tablada dizilip, kardeş kromatidlerin sentromerlerinden ayrılması ile sona erer.

Anafaz: Kardeş kromatidlerin birbirinden ayrılması ile başlar.Kromozomların kutuplarda kümeleşmesi ile sona erer.

Telofaz: Kromozomların kutuplara erişmesi ile başlar.Kromozom kümelerinin etrafında nukleus zarının oluşmasıyla sona erer.

Sitokinez: Telofazda nukleus zarının oluşmaya başlaması ile birlikte başlar.Yavru hücrelerin oluşumuyla sona erer.

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım Ünite Ders Notu

Bir hücreden yeni hücrelerin oluşmasına hücre bölünmesi denir. Hücre bölünmesi bütün canlılarda görülen bir olaydır.
 Hücre bölünmesi hücre çekirdeğinde başlar ve birbirini takip eden evrelerden (safhalardan) oluşur. Yoğurdun mayalanması, bitkilerin büyümesi, tohumun çimlenmesi, yaraların iyileşmesi, büyüme ve gelişme olayları hücre bölünmesi sayesinde gerçekleşir.
 Hücre bölünmesi; mitoz bölünme ve mayoz bölünme olarak iki çeşittir.
 
 a) Hücre Bölünmesinin Nedeni :
 Hücrelerde yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yapım (özümleme) ve yıkım (yadımlama) olaylarının yani metabolik faaliyetlerin gerçekleşmesi gerekir. Hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için enerji gerekir ve bu enerjide besinlerden oksijen gazı sayesinde elde edilir. (Besin ve oksijen gereklidir). Hücredeki yaşamsal faaliyetler sonucu da zararlı ve atık maddeler (su, CO2, NH3, madensel tuzlar gibi) oluşur. Hücre içine besin ve oksijenin alınmasını ve yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan zararlı ve atık maddelerin hücre dışına atılması hücre zarı sayesinde gerçekleşir.
 Hücreler yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken sürekli büyür. Hücrenin büyümesi demek hücre zarının, sitoplâzmanın ve çekirdeğin büyümesi demektir. Fakat sitoplâzmanın (hacimce) büyümesi hücre zarının (yüzeyce) büyümesinden daha fazla olur. Bir süre sonra hücre zarından madde giriş – çıkışı zorlaşır ve çekirdeğin yöneteceği alan sınırlı olduğu için çekirdek hücreyi yönetemez. (Yönetmekte güçlük çeker). Bu anda çekirdek bölünme emrini verir ve bölünme emri verildikten sonra hücre bölünmesi engellenemez.
 Bütün canlılarda hücre bölünmesi çekirdekte yer alan DNA molekülünün emri ile gerçekleşir. Hücrenin bölünebilmesi için belli bir büyüklüğe (bölünebilme büyüklüğüne) ulaşması gerekir.
 
 b) Hücre Bölünmesinin Amacı :
 Hücre bölünmesinin amacı canlılarda üremeyi ve büyümeyi sağlamaktır.
 Canlılar hücre sayısına göre tek hücreli ve çok hücreli canlılar olarak iki grupta incelenir.
 Tek hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) çoğalmayı (üremeyi) sağlamaktır.
 Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) doku, organ ve sistemlerin büyüyüp gelişmesini, yıpranan dokuların onarılmasını, ölen hücrelerin yerine yenilerinin yapılmasını sağlamaktır. Bazı çok hücreli canlılarda sperm ve yumurta hücrelerinin oluşturulması hücre bölünmesi sayesinde sağlanır.
 
 NOT : 1- Hücre bölünmesinin nedeni çekirdek/sitoplâzma oranının veya hacim/yüzey oranının
 bozulmasıdır. Hacim (sitoplâzma hacmi) r3 ile, yüzey (hücre zarı) r2 ile orantılı olarak büyür.
 2- Hücrede bölünme emri, çekirdekte yer alan DNA molekülü tarafından verilir. DNA’nın emri dışında, kontrolsüz şekilde hücreler bölünürse kanserli dokular oluşur.
 3- Hücre, yüzeyi arttırmak, hacmi azaltmak için bölünür.
 4- Hücre bölünebilme büyüklüğüne ulaştığında çekirdek bölünme emrini vermezse hücre parçalanır.
 5- Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesi bazı hücrelerde hızlı, bazı hücrelerde yavaş gerçekleşirken bazı hücrelerde belli bir dönemden (yaştan) sonra hiç bölünmezler. İnsanlarda kan, deri, bağırsak hücreleri hızlı, kas hücreleri yavaş bölünürken sinir ve retina hücreleri de belli bir yaştan sonra hiç bölünmezler.

9/10/2009

7.Sınıf Fen ve Teknoloji-Vücudumuzda Sistemler-Boşaltım Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır (Konu Anlatımı)

http://www.anatomiturk.com/docs/keklikoglu/resim/urunler/blu63.jpg

Boşaltım Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır

 

 Canlılar hayatsal faaliyetlerini yürütebilmek için dışarıdan besin alırlar. Bu besinleri enerji verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanırlar. Besin içeriklerinin hayatsal faaliyetlerde kullanılmasından sonra kalan su, madensel tuzlar, CO2, amonyak, üre ve ürik asit gibi zararlı maddelerin vücut dışına atılmasına boşaltım denir.Boşaltım olayını gerçekleştiren sisteme de boşaltım sistemi adı verilir. Boşaltım sistemi sayesinde sindirim sonucu hücrelerde oluşan artık maddeler, dışarıdan vücuda girmiş olan zararlı maddeler ve yararlı olmasına rağmen hücrelere fazla gelen maddeler vücut dışına atılır.

 

Vücudumuz için gerekli besin içerikleri, enerji üretimi için, yapım-onarım için ve düzenleyici olarak kullanılır. Bu sırada vücudumuza zararlı olan ve vücudumuzdan uzaklaştırılması gereken bazı atık maddeler de oluşur. Oluşan atık maddeler vücudumuzdan boşaltımda görevli yapı ve organlar tarafından uzaklaştırılır.

 

 

 

Atık Maddeleri Vücudumuzdan Uzaklaştıran Organlar

 

Böbrekler, akciğerler, karaciğer, deri ve kalın bağırsak atık maddeleri vücudumuzdan uzaklaştıran organlardır. Bu organlar atık maddeleri idrar, solunum, terleme ve dışkı yoluyla atar.  Eğer bu atık maddeler vücudumuzdan uzaklaştırılmadıkları takdirde zehirleyici olabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuz görevlerini yerine getiremez. Aşağıdaki şemayı inceleyelim

 

 

Deri Vücudumuzdan suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar.Aynı zamanda bu sayede vücut sıcaklığı da korunmuş olur.

Akciğerler Kan içindeki karbon dioksiti ve suyu soluk verme esnasında vücut dışına atar.

Karaciğer Proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan zehirli bir maddeyi, daha az zararlı olan üreye dönüştürür.

Kalın bağırsak Su, safra ve besin atıklarının dışkı şeklinde vücuttan atılmasını sağlar.

Böbrekler Kan içindeki zararlı atıkları ve üreyi süzerek idrar şeklinde vücuttan uzaklaştırır.

 

Boşaltım Sistemimizi Oluşturan Yapı ve Organlar

 

Besin içeriklerinin hücrelerimiz tarafından kullanılması sonucunda atık maddeler oluşur. Oluşan bu atık maddeler hücrelerimizden kanımıza geçer. Atık maddelerle
kirlenmiş kanın vücudumuza zarar vermemesi için bir an önce temizlenmesi gerekir. Bu atık maddeler vücudumuzdan boşaltım yoluyla uzaklaştırılır. Tıpkı fabrikaların zehirli atıkları temizleyerek uzaklaştıran arıtma tesisleri gibi vücudumuzdan atık maddeleri uzaklaştıran ve boşaltım sistemi adı verilen bir sistem vardır.
Boşaltım sistemimiz; böbrekler, üreter, idrar kesesi ve üretradan oluşur. Böbrekler boşaltım sistemimizin önemli organlarından biridir.

 

Karaciğerin boşaltımdaki görevi:Hücrelerde solunum olayında bazı besinler (proteinler) parçalandığında amonyak denilen ve çok zehirli olan bir sıvı oluşur. Karaciğer, çok zehirli olan amonyağı, daha az zehirli olan üre ve ürik aside çevirerek boşaltıma yardımcı olur.
Karaciğer, yaşlanmış alyuvarlar hücrelerini parçalar ve oluşan atıklarını safra sıvısı ile bağırsaklara göndererek boşaltım yapar. 


Böbreklerin Boşaltım Sistemi İçin Önemi

 

Böbrekler: Bel omurlarımızın iki yanında yer alan organlarımızdır. Böbreğin şekli fasulyeye benzer. Yaklaşık uzunluğu 10 cm’dir. Böbreklerimizin görevi, vücudumuzun çeşitli faaliyetleri sonucu oluşan atık maddeleri kanımızdan süzerek uzaklaştırmaktır. Kanımızda atık maddelerin yanı sıra karbonhidratların, yağların ve proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan küçük moleküller ile vitamin ve su gibi yararlı maddeler de bulunur. Öyleyse, böbreklerimizin kanımızı süzerken kanımızın içindeki yararlı maddeleri koruyup atık maddeleri uzaklaştırması gerekir. Peki böbrekler kanımızı süzerek nasıl temizler? Kanımız, böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir.

 

Önemli NOT:

*Böbrekler, vücutta yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan atık maddelerin kandan süzülerek idrar şeklinde vücut dışına atılmasını sağlar. Yani insanlarda boşaltım olayını gerçekleştiren organ böbreklerdir.

*Süzüntüdeki suyun büyük bir bölümü, glikoz ve diğer besin maddeleri öz bölgesindeki toplama kanalcıkları tarafından emilerek tekrar kana geçer. Bu olaya geri emilim denir. Böylece yararlı maddelerin vücut dışına atılması engellenmiş olur. Süzüntüdeki su ve besinler emildikten sonra havuzcukta kalan sıvıya idrar denir


Her bir böbrekte, yaklaşık bir milyon nefron bulunur.
Nefronlar boşaltım maddelerini kandan süzer ve idrar oluşumunu sağlar, böylece kanımızı temizler. Peki, böbreklerimiz idrarı nasıl oluşturduğunu biliyor musunuz?


1. Kan, böbrek atardamarları yoluyla böbreklere gelir ve nefronlarda süzülür.
2. Kan içindeki yararlı maddeler, süzülme sırasında nefronlarda emilir ve tekrar kana geçer.
3. Süzülerek temizlenen bu kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden çıkar.
4.Süzülmeden sonra kalan tuzun ve suyun fazlası ile üre idrarı oluşturur.
5.Oluşan idrar, üreterde ve idrar kesesinde toplanır.
6.İdrar üretra ile vücuttan dışarı atılır.

 

Önemli NOT:

*Vücudumuzda boşaltıma yardımcı olan organlar: Terleme yolu ile atık maddeleri vücuttan uzaklaştıran DERİ , Solunum sonucu atık karbondioksit v su buharını atan AKCİĞER , bazı maddelerin parçalanması sırasında oluşan zehirli maddeleri sindirim kanalına boşaltan KARACİĞER  

*Kanımız böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir. Böbreklerimizin kanımızı süzerek atıkları idrar şeklinde uzaklaştırır.

*Vücuda pompalanan kan, karaciğere gelir ve kandaki amonyak, üre ve ürik aside çevrilir. Kan daha sonra böbrek atardamarı ile böbreklere gelir. (Böbrek atardamarı, aorttan ayrılan damarlardan biridir.)Böbreklere gelen kirli kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar, kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülür. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden uzaklaştırılır.
*Dışkılama: Sindirilmeyen besinlerin sindirim sisteminden atılması olayıdır. Boşaltım olayı değildir.

*Damlama:Nemli havalarda sabahın erken saatlerinde bitkilerin yaprakları üzerinde su damlacıkları görülür . Bitki attığı bu su damlacıkları sayesinde bitkideki fazla su ve mineraller bünyesinden atılır.

*Bitkiler boşaltımı ; su ve karbondioksiti yaprak gözeneklerinden ve yaprak dökümü ve köklerden ise fazla su ve madensel tuz boşaltımı yapar.

*Tek hücrelilerde ( Amip , öğlana , paremezyum gibi)  boşaltımı hücre zarından yaparlar

*Tek delikliler: Kurbağa , balık , sürüngen ve kuşlarda boşaltım ve üreme  tek bir açıklıktan yapılır. Buna göre bu delikten sperm , dışkı , yumurta çıkar.

*Memeli erkeklerde: İdrar ve sperm aynı delikten dışkı ayrı delikten atılır.

*Memeli dişiler: İdrar , dışkı ve yumurta 3 ayrı delikten atılır.

 

Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması :

1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)
2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).
3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).
4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.
5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).
6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.
7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.
8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.)
9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.

Diyaliz veya böbrek nakli

Böbrek yetmezliği olan hastaların vücutlarında, böbrekler vasıtasıyla süzülmesi gereken idrarın bir kısmı kana karışır. Böbrekleri çalışmayan ya da yetersiz çalışan
bu hastalar için diyaliz veya böbrek nakli tedavisi uygulanır. Bu hastalar, yeterli sayıda organ nakli yapılamadığından böbreklerin görevini yerine getiren diyaliz cihazlarına bağlanır. Ancak diyaliz cihazına bağlanmak geçici bir çözümdür. Bu tedavi ile hastalar tam olarak iyileşememekte, sadece kanlarının süzülerek temizlenmesi sağlanmaktadır.

 

Ülkemizde böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu?

Ülkemizde yaklaşık 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlı olarak “böbrek nakli olabilmek umuduyla” hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak bu hastaların yılda sadece 600’ü bu imkânı elde edebiliyor. Ülkemizde bugüne kadar toplam 4800 böbrek nakli yapılmıştır. Yeterli sayıda organ bağışı yapılmadığından böbrek nakli ihtiyacı karşılanamamaktadır

 

Hastalara böbrek nakli nasıl yapılıyor?

Yaşayan bir insanın böbreklerinden birinin nakil ihtiyacı olan bir başkasına ameliyatla nakledilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca beyin ölümü geçekleşmiş bağışçının böbreğinin alınarak ihtiyacı olan bir kişiye verilmesi yoluyla da gerçekleşir.

 

Önemli NOT:

 

*Uzun süre idrar tutulursa ; Bu durum sık sık yapılırsa idrar yollarında mikroorganizmaların üremesi sonucu iltihaplanma ve ileri yaşlarda idrarı tutamama gerçekleşebilir.

 

Boşaltım Sisteminde (Böbreklerde) Görülen Hastalıklar :


Boşaltım sisteminde; böbrek iltihabı, böbrek taşı, böbrek yetmezliği, idrar torbası ve idrar yolu iltihabı, nefrit, üremi, albümin, sistit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olan böbrek rahatsızlıkları görülür.

a) Böbrek İltihapları :
Böbreğin öz bölgesinde veya havuzcuğunda görülür. İdrar tutamama, bel ağrısı, halsizlik, üşüme, ateşlenme gibi belirtileri vardır.

b) Böbrek Taşları :
İdrardaki madensel tuzların (kalsiyum tuzları, D vitamini ve azotlu bileşiklerin), idrar kanalcıklarında veya havuzcukta veya idrar borusunda birikmesi ile oluşur. Erkeklerde daha fazla ortaya çıkar. Sancı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtileri vardır. (Taş oluşumunun önlenmesi için günde yeterince su içilmeli, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır.)
Böbrek taşlarının tedavi yöntemlerinden biri taş kırmadır. Bunun için yüksek enerjili (ultrasonik) ses dalgaları kullanılır ve ses dalgaları cilde ve böbreklere zarar vermeden taşları kırabilir. Kırılan taşlar idrarla dışarı atılır. Büyük ve kırılamayan taşlar ise ameliyatla alınabilir.

c) Böbrek Yetmezliği :
Böbreklerin tamamen veya kısmen (%80) görevini yerine getirememesi hastalığıdır. Bu hastalığı taşıyan insanların kanındaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzları temizlenmesi için DİYALİZ makinesine bağlanması veya böbrek naklini yapılması gerekir.
Diyaliz makinesi, idrarla atılamayan su, üre, ürik asit ve madensel tuzların kandan süzülerek kanın temizlenmesini sağlar. Bu yöntem, kalıcı tedavi sağlamaz. Kalıcı tedavi için böbrek naklinin yapılması gerekir.
Organ nakli, canlı bir kişinin bir böbreğini (sağlıklı bir kişi tek böbrekle de yaşayabilir ) ya da yeni ölmüş ama organları hala canlı birinin böbreğini alarak yapılabilir.

d) Nefrit :
Nefronların iltihaplanması hastalığıdır. Yüz, göz ve ayak bileklerinde şişme gibi belirtileri vardır. Bulaşıcı hastalıklar sonucu oluşur.

e) Üremi :
Böbrek yetmezliği sonucu idrarla atılması gereken zararlı ve atık maddelerin atılamayıp kanda (vücutta) birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır.

f) Albümin :
Nefronların görevini yapamaması sonucu, proteinli maddelerin idrara geçmesidir.

g) Sistit :
Üreme organları veya kan yoluyla gelen mikropların, idrar yollarında oluşturduğu yanmadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gezegenlerin Güneşe Yakınlığına Göre Sıralanış Kısaltmaları

18/5/2009 · Kategori: Ilkogretim 7_Sinif

Merkür-Venüs-Dünya-Mars-Jüpiter-Satürn-Uranüs-Neptün

KIRMIZI RENKLİ harfleri gezegen isimleriyle ilişkilendirerek kullanıyorsunuz.(Merkür,Venüs, ...)

 

 

Meraklı Vedat Dünkü Maçta  Jale' ye Sordu: Umut Nasıldı?

 

MERaklı VEli DÜN MAhallede Jiletle SAldırdığı Uğuru NEredeyse Parçalıyormuş

 

MaVi DaMaJana SUN 

 

Mavi Valiz Dünyadan Marsa Jet Skisiyle Uğrayıp Neptünde Patladı

 

Meraklı Vedat Dünki Maçta Jaleye Sordu;Umut Nasıldı

 

Meraklı Veli Dünya'dan Mars'a Jeton Satmaya Uçtu Neden

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::