
Bin bir umutla eğitim fakültelerine kayıt olan, yıllarca türlü zorluklar içinde okuyup, mezun olduktan sonra açıkta kalan, aç kalan öğretmenler... Eğitim fakültesi mezunu, ataması yapılmayan öğretmenler!..
MÜCADELEYE DAVETNeresinden tutsanız elinizde kalan eğitim sistemimiz, “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünün doğrulandığı bir alan adeta. Okulsuz köyler, öğretmensiz okullar...
Neresinden tutsanız elinizde kalan eğitim sistemimiz, “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünün doğrulandığı bir alan adeta. Okulsuz köyler, öğretmensiz okullar; ödenek alamadığı için suları, elektriği kesilen okullar, yoksulluk sınırında çalışan eğitim emekçileri; kayıt parası, karne parası vs. ile yolunacak kaz yerine konan ve eğitimin tüm yükü üzerlerine yıkılan veliler...
Tüm bu sorunların muhatapları olan veliler, öğretmenler ve öğrencilerin, eğitim sistemindeki çarpıklıklara, eğitimin paralı hale getirilmesine karşı irili ufaklı pek çok tepkileri oldu. Örgütlü örgütsüz bu tepkilerin, yönetenleri rahatsız edecek düzeyde olmadığı, olamadığı da bir gerçek. Bu kesimler içinde en örgütlü kesim kadrolu öğretmenler (halen toplam öğretmen sayısının yüzde 57’si sendikalı) dışındaki veli ve öğrenci ayağında geniş tabanlı elle tutulur bir örgütlülük henüz mevcut değil. Bu kesimlerin birleşik örgütlü mücadelesi her geçen gün daha çok önem kazanmakta.
Bozuk sistem her geçen gün yeni sorunları ortaya çıkarmaya devam ediyor. Sistemin mağdurları listesine bir grup daha eklendi. Bin bir umutla eğitim fakültelerine kayıt olan, yıllarca türlü zorluklar içinde okuyup, mezun olduktan sonra açıkta kalan, aç kalan öğretmenler... Eğitim fakültesi mezunu, ataması yapılmayan öğretmenler!..
Onlar mezun olduktan sonra KPSS saçmalığı ile bir elekten daha geçirilen, her atama dönemi öncesi atanmayı umut eden, sonuçta sembolik denebilecek kadarı atanan mağdurlar. Devlet Personel Genel Müdürlüğü öğretmen açığının 140 bin olduğunu açıkladı, gerçekte bu rakam 200 binin üzerinde. Atama bekleyen 240 bine yakın öğretmen var. Bu sene üniversitelerin eğitim fakültelerine 300 bin civarında öğretmen adayı alındı. En son yapılan öğretmen atamalarında 15 bin öğretmen alımı yapıldı. Öğretmen alım oranları bu şekilde sürerse, işsiz öğretmenlerin sayısının dört yıl sonunda milyonu bulması söz konusu. Bakanlığın öğretmen açığını kapatmamasının bahanesi: Ödenek yok!
Ataması yapılmayan öğretmenler, ödenek olmadığı için ‘Kadro yok’ yalanına artık inanmıyorlar. Çünkü onlar savunmaya ayrılan devasa bütçeyi de, Cumhurbaşkanlığı köşkünün restorasyonuna harcanan parayı da, sermaye kesimine aktarılan parayı da biliyorlar. Ücretli öğretmenler olarak kadrosuz güvencesiz çalıştırılmalarına, dershanelerde emeklerinin acımasızca sömürülüp adeta köleleştirilmelerine karşı çıkıp, haklarını almak için örgütleniyorlar.
Ataması yapılmayan öğretmenler, bir avuç kişi ile başladıkları mücadele yolunda, her geçen gün çoğalarak ilerliyorlar. Kamuoyunun gündemine 5 Ağustos’ta başatlıkları ve 3 gün süren açlık grevleri ile girdiler. Talepleri, mezun oldukları alanlarda, hak ettikleri öğretmenlik mesleğine kadrolu ve iş güvenceli olarak atanmak. Bu amaçla Türkiye’nin dört bir yanında örgütleniyorlar. Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP*) adı altında birleşen mağdurlar, hiçbir ayrım gözetmeksizin atması yapılmayan tüm öğretmenleri bu platforma ve mücadeleye davet ediyorlar. Davetleri yalnızca mağdur öğretmenlere değil, eğitim sisteminden dertli her kesime.
Bu mücadelede onların en büyük müttefiki kadrolu öğretmenler olmalı. Çünkü kadrolu çalışan bir öğretmen bilmeli ki, kendisi ile aynı eğitimi almış, ama kadrosuz, ücretli olarak 300-500 TL ücretle çalıştırılan bir öğretmen olduğu sürece insanca yaşayacak bir ücreti asla alamayacak veya özlük haklarındaki gerilemenin önünde duramayacak.
Veliler de bu mücadeleye sahip çıkmalı. Her sene öğretmeni değişen çocuklarının sağlıklı bir eğitim süreci geçiremeyeceğini, 50-60 kişilik sınıflarda yapılan eğitimin, eğitim olmadığını bilmeli. Yeni okullar ve derslikler yapılmasını talep etmeli. Çocuğuna öğretmen istemeli.
Sendikalar mağdur öğretmenlere hiçbir beklenti ve şart koşmaksızın destek olmalı. Döviz, pankart, afiş, bildiri basmak için ceplerindeki üç beş kuruşu harcamak zorunda kalan bu insanlara her türlü imkanı tanımalı. Onların bu özgün örgütlülüklerine kendi aralarındaki rekabeti asla yansıtmamalı; bin bir emekle mayalanan bu birlikteliğe, asla bir etiket yapıştırılmamalı.
Onlar şimdi kent merkezlerinde açacakları imza stantları ile halka taleplerini, yaşadıklarını anlatacaklar; destek isteyecekler, çoğalacaklar.
Atamaların yapıldığı gün kardeşinin atandığını öğrenip sevinen ama kendisi atanamadığı için üzülüp mücadelesinde bilenen öğretmenim, yalnız değilsiniz!
Direnenler her zaman kazanamazlar ama kazananlar her zaman direnenlerdir.