Türkiye’deki organ bağışının durumu
03 11 2008

Türkiye’deki organ bağışının durumu


Doçent Dr. Alp Gürkan ile organ bağışı ve nakli üzerine
Doçent Dr. Alp Gürkan, bugünlerde Türkiye’nin ve özellikle İstanbul’un gündeminde yer alan organ nakli ve organ bağışı konusunda önde gelen isimlerden biri.
Türkiye’deki organ naklinin durumu nedir?
Kalite yönünden gelişmiş ülkeler düzeyinde olmasına karşın, maalesef sayıca istenilen seviyenin çok altında. Organ bulamadıkları için ülkemizde yılda 7 bin kişi ölmekte. Ülkemizde 40 bin kadar organ yetmezlikli hasta mevcut. Bunların büyük çoğunluğu böbrek yetmezlikli olup, yaşamlarını diyaliz ünitelerinde geçirmektedirler. Bunlar yine şanslı insanlar, karaciğer ve kalp bekleyenlerin başka şansları da yok. Organ bulamazlar ise birkaç yıl içinde ölecekler. Böbrek hastalarında ise durum daha iyi olmakla birlikte, yıllık ölüm oranı %16, yani diyalize giren 100 hastadan 16’sı 1 yıl içinde ölmekte. Uzun sürede sonuçları daha korkutucu; diyalizde kalan hastaların 5 yıl sonra hayatta kalma oranı % 35, 10 yıl sonra ise %11. Bu hastalar organ nakli şansı yakalarlar ise 5 yıl sonra yaşama oranı % 90’a, 10 yıl sonra ise % 72’ye yükselecek. Ülkemizde aile bağları kuvvetli olduğu için, akrabalar arası nakil yapılıyor. Ancak amaç; ölen insanlardan organ bağışı sonrası bu insanlara yaşam kazandırmak olmalı. Ülkemiz, maalesef bu konularda çok geri. Organ bağışı, batı ülkelerine göre 10 kat daha az. Trafik kazalarına bağlı ölümlerin çok olduğu ülkemizde yıllık organ bağışı sadece 160 dolayında, halbuki batı standartlarına göre bu sayı 1700 olmalı.
Organ bağışının az olmasının sebepleri nelerdir?
En önemli sorun organizasyon eksikliği. Yeterli yoğun bakım yatakları eksikliği ile hekimlerin bu konudaki bilgisizliği ve çekimserliği. Beyin ölümü gelişen hasta, artık bir daha geri dönmeyecektir. Hekimlerin bu konuyu ailelere söylemeye çekinmeleri veya beyin ölümü tanısı koymalarındaki çekinceleri, bu konudaki en önemli engel. Beyin ölümü, yapılacak tıbbi testlerle objektif olarak ortaya konabilir. Bunun için gerekli teknoloji, ülkemizde mevcut. Diğer bir engel de bağışta bulunacak ölüm döşeğindeki kişilerin yaşadıkları çekinceler. Beyin ölümü olmadan organlar alınır mı, işlem yapılırken cenazem parçalanır mı korkusu. Beyin ölümü tanısı organ nakli ekibi dışında 4 uzmanın defalarca çok hassas testler sonucu vardıkları bir karar. Hiçbir hekimin organ nakli için hastasının ölümüne göz yummayacağı gibi, organ nakli hekimleri beyin ölümü gerçekleşinceye kadar bu hastalardan haberdar bile olmamaktadırlar. Ayrıca, organların başka insanlarda kullanılabilmesi için bu hastaya çok iyi bakılması gerekiyor. Parçalanır mı korkusuna gelince; bu kişiler bizim için kutsal varlıklar. Canlı insanlara gösterdiğimiz özenden fazlasını onlar için göstermekteyiz. Yani bir parçalanma olmamakta, hatta kaza sonucu ölen insanları otopsiden kurtarmaktadır.
Organ naklini artırmak için ne gibi çabalarınız var?
Akrabalardan yapılan canlı böbrek naklini artırmak için Türkiye’ye getirdiğimiz birçok ilkler var.Bu yenilik halk arasında kapalı yöntem denen laparoskopik yöntemle böbreği çıkartma yöntemini kullanmamız idi. Bu yöntem böbreğini sevdiği birine fedakarca veren kişi için önemli. Çünkü önemli bir yara açılmadan, çok küçük bir kesi ile böbrek alınmakta ve veren kişi çok çabuk ve ağrısız günlük yaşamına dönmektedir. Diğer yeniliklerimizden bir diğeri “çapraz böbrek nakli” diye nitelendirdiğimiz bir yöntem. Yasalar gereği canlıdan organ nakli, akrabalar arasında olmalı. Ancak kan uyuşmazlığı nedeniyle akrabası olmasına karşın, o kişiden böbrek alması mümkün olmayan 2 çift olduğunu varsaydığımızda yapılacak iş vericilerin yerlerini değiştirerek her iki hastaya da nakil yapma şansı tanımak.

3314
0
0
Yorum Yaz