Ulusal Kültür Değerlerimizden Sözlü Kültür Ürünlerini tanıtmak
24 04 2009

Ulusal Kültür Değerlerimizden Sözlü Kültür Ürünlerini tanıtmak

Kültür:İnsan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar büyünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.
Kültür: İnsanoğlunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü.Eşanlamlısı “ekin”.

Günlük dilde “kültürlü olmak” bilgili, görgülü, incelikli olmak anlamına gelir.Kültürlü kişi uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanan, eğitimli kişidir.

Kültür terimini günümüzdeki anlamına yakın bir şekilde ilk kez 17. yüzyılda Samuel von Pufendorf kullanmıştır.Ona göre kültür doğaya karşıt olan ve belli bir toplumsal bağlam içinde ortaya çıkan tüm insan eserleridir.

Alman filozof Immanuel Kant kültürü insanın mantıksal özünden dolayı özgürce hayata geçirebileceği amaçların, ideallerin tümü olarak tanımlamıştır.

Bir başka Alman filozof Herder kültürü bir ulusun, bir halk ya da topluluğun yaşam tarzı olarak yorumlamıştır.

Kültürü tanımlamaya çabalayanlardan bir diğeri de antropolojinin kurucularından Edward Burnett Taylor olmuştur.Ona göre kültür “bilgilerden, inançlardan, sanattan, ahlaktan ve insanın toplumda yaşayan bir varlık olması nedeniyle edindiği bütün öbür yetenekler ve alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütün” dür.

Antropoloji ve etnoloji bilimleri geliştikçe kültür olgusunun karmaşıklığı daha da belirginleşmiş ve tanımlar da çeşitlenmiştir.ABD’li antropologlar A.L.Kroeber ve Clyde Kluckhohn Kültür Kavramlarına ve Tanımlarına Eleştirel Bir Bakış -1952 adlı çalışmalarında kültürün 164 farklı tanımını verirler.Bunlardan biri olan “öğrenilmiş davranış” yeterli bir tanım değildir çünkü hayvan türlerinin yaşamında da doğal davranışların dışında sonradan edinilmiş ya da öğrenilmiş davranışların payı vardır.Bir başka tanıma göre kültür “zihindeki düşünceler” den oluşur.Bu da yeterli değildir çünkü düşünceler toplumda ancak dilde, eylemde ve yaratılmış ürünlerde cisimlendikleri sürece bir anlam ve işlev kazanırlar.

Türk Kültürünün Özellikleri
a) Türk kültürü M.ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Temelini ise Andronova Kültürü oluşturmuştur.
b) Türk kültürü Altay Dağları, Tanrı Dağı, Aral Gölü, Baykal Gölü ve Batı Türkistan'daki Anav ve Namazgah çevrelerin de olgunlaşmıştır.
c) Türklerin oluşturduğu bu kültüre Atlı Göçebe veya Bozkır Kültürü adı da verilmektedir.
d) Altay Dağlarındaki Pazırık Kurganı ve Isık Gölü çevresindeki Esik Kurganları ise Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli eserleridir.

*Kurgan : Eski Türklerde mezar.

Bu kurganlarda insan ve hayvan cesetleri yanında çeşitli eşyalara rastlanmıştır.
Pazırık Kurganında bulunan altın zırhta Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli kanıtı olarak kabul edilir.

e) Türklerin inanç olarak ölümden sonraki hayata inandıkları anlaşılmıştır.
f) Türklerin temel geçim kaynaklarının hay vancılık ve tarım olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca dokumacılık ve madencilikte önemli bir yer tutmaktadır.
g) İpek yolu da Türkler açısından önemli bir yer tutmaktadır. İpek yolunun denetimi elde tutulduğu sürece ticaret de Türkler için önemli bir geçim kaynağı olmuştur.
h) Dünyada demir ilk defa Türkler tarafın dan kullanılmış ve at ilk defa Türkler tarafından evcilleştirilmiştir.
i) At sütünden kımız yaparak içmişler, hayvancılıkla geçindikleri halde domuzu hiçbir zaman beslememiş ve etini yememişlerdir.
j) Savaşçı bir toplum olarak yaşamışlar, Kartal ve Kurdu kutsal hayvan olarak kabul etmişler ve sembol olarak kullanmışlardır.

Sözlü Kültür Ürünlerimiz

İnsanlar arasındaki ilişkilere değişik açılardan bakan dil ile kültür olaylarının kesiştikleri en verimli kavşak, sözlü kültür ürünlerinin ortaya çıktığı alanlardır. Bu genellikle "halk edebiyatı" adını alır ve içinde çeşitli anlatı türlerini barındırır.

Folklorumuzun bir dalı olan halk edebiyatı içindeki ürünlerin genellikle yaratıcısı, sahibi belli değildir. Bu ürün vaktiyle herhangi biri tarafından söylenmiş veya ilk kez uygulanmışsa da, zamanla bu kişinin adı-sanı unutulmuştur. Halk bu ürünü dilden dile, kulaktan kulağa yüzlerce yıl aktarmış, aslına sadık kalarak atasındananasından dinlediği gibi kendi çocuklarına da bu mirası devretmiştir. Ata sözleri, fıkralar, hikâyeler, masallar, bilmeceler, efsaneler düz yazı örnekleri olarak halk edebiyatında yer alırken; mâniler, türküler, destanlar manzum örnekler olarak kendilerini koruyagelmişlerdir.

Halk edebiyatının başka bir kolu da ilk söyleyeni belli olan edebî ürünlerdir. Genellikle "âşık" adı verilen kişiler tarafından dile getirildikleri için, bunlarla ilgili dala "âşık edebiyatı" veya "halk şiiri" de denmektedir. Bu daldaki eserleri diğer türlerden ayırmak için diğerlerine de "anonim halk şiiri" adı verilmektedir.

Her iki dalda da ilk kez ortaya konup, dile getirilen edebî ürün, dilden dile geçerken birtakım yeni eklemelerle, farklı motiflerle zenginleştirilir. Bazen de içindeki kelime, yer ve kişi adları çıkarılır veya değiştirilir. Zamanla ve yöreye bağlı olarak bu tür değişiklikler, o edebî ürünün değişik coğrafyalarda farklı anlatıları biçiminde karşımıza çıkar. Varyant adıyla bilinen dil ve kültür zenginliği, o edebî ürüne kattığı renkleri de ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bir edebî ürünü, değişik bölgelerde farklı metinler olarak buluruz.

Maniler

Türküler

Fıkralar

Bilmeceler

Efsaneler

4819
0
0
Yorum Yaz